7 Kasım 2009 Cumartesi

"kuruyan gozlerim yine yasardı"


Spora son 3 halindeyken, boyumuzu posumuzu halimizi vaktimizi ölçtürmek için bugün koştum yeni mekanıma. Tabi psikolojik manyaklığım sebebiyle bu hadiseyi dün itibariyle kendime dert ettim. Son dakikada yapılan sınav hazırlığı gibi suflemi yemedim, kırk yılda bir canım istemesine rağmen şarap içmedim ve sabahın köründe de kalktım.

Asıl derdim bu ölçüm hadisesinde gerçek yaş tespitinin yapılmasındaydı tabi. benim derin destekçi arkadaşlarım nedense tahminlerini 30 ve üstü civarında tuttukları için beni aldı bir karamsarlık. Zaten geçen sabah yüzüm de bir yaşlı gözükmüştü gözüme, artık dedim bugün yaşlanma korkum için milat olacaktır.

Ama ne mutlu ki bana korkulan olmadı. Değerli destekçilerim pek inanmasa da 26 yaşında çıktı beden yaşım. O zaman anladım ve şükrettim ki ruhum 30'u geçse de, bedenim hala genç olmakta ısrarcı:) Tabi bazı yakın arkadaşlarım adli tıp bile yanılıyor, bu sonuca neden %100 inanalım ki şekline motive edici beyanatlar da - utanmadan- bulundular ama ben "gençlik elden gitmemiş" tufanına kapıldığımdan bütün bunları kulak ardı etmeyi başardım.

Sonra bu gençlik heyecanı ile insan arasına da karıştım. Korkusuzca diyemem ama hafta içi o kadar uzak durduğum insanlara bu kadar yakın olmak Duru kolonyama daha da fazla sarılmama neden oldu. Aslında güneşten mütevellit bolca da hapşırınca insanlar benden otomatik olarak uzak durdu.

Ölmez sağ kalırsam cildime iyi bakabileyim diye; body shop'a da bir uğranıldı tabi. Kitap alımından sonra beni en çok mutlu eden alışverişin böyle ıvır zıvır hadiseleri olduğunu da bu sayede keşfettim. Aslında gayet her markanın satması gereken gri çizmeyi bulabilseydim, bu sıralama değişirdi ama bu kopyacı ayakkabı markaları vizyonsuzlukdan ( "tan" mı olmalıydı emin olamadım) düzgün bir çizme bile satmadıkları için bugün itibariyle listemi güncel olarak kabul edebilirsiniz.

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;

  • Bu güzel havalar bu kadar insana fazla bence. Her güzel havada herkes sokağa çıkmamalı. Bunun da bir sınırı olmalı, misal önce giden kapmalı belli yerleri. Belli semtlerin otopark girişleri gibi misafir sayıları olmalı ve artık doldu giremezsin denmeli. Bilemiyorum ama kesinlikle bir çare bulunmalı.
  • Hayatımda hep uzun dönemli yükümlülüğe giriyormuşum gibi geliyor ve bu beni cidden ürkütüyor. Spordan sonra gultigin 9 ay sonraki düğünü için de uçak bileti aldık. Ben ki uzun vadeli planların insanıyım bu kadar uzun dönem benim için bile epey sarsıcı oluyor. Hayatımız pamuk ipliğine bağlı ama biz vaat üstüne vaat veriyoruz. Yakında telekomunikasyon kurumuna da bir vaat verirsem bu sefer gerçekten yaşlanırım.
ps. Başlık şarkısı Sertab Erener- Söz Bitti

Hiç yorum yok: