15 Kasım 2009 Pazar

"hüzünlerden bozma mutluluklar yaşıyorum"


Pek muhterem okura kamuoyu bilgilendirmesi;

Bugün anladım ki kaderden kaçılmıyor sayın okur;

Ayriyetten korkunun da ecele faydası yokmuş, bunu da idrak etmiş oldum.

Bir Pazar günü klasiği olarak kahvaltı için ex- aşkımız Susam'a koştuk. Cihangirlilerin vücut saati ile bizimki pek aynı olmadığı için sokaklar da mekanlar da gayet boştu. Biz gözü dönmüş açlar olarak kahvaltımızı beklerken, gele gele Ece Temelkuran gelmesin mi bomboş mekana. Tabi bizim aç ördekler, geleni idrak edemedikleri gibi kendisinin Domuz gribi olduğunu da bilmediklerinden bilgilendirmeyi yapmak bana düştü. O an herkesin suratındaki "acaba" ifadesini fotoğraflayabilseydim zaten yazı yazmama hiç gerek kalmazdı, çünkü o ifadeler her şeyi gayet güzel anlatıyordu.

Açıkçası Ece Temelkuran'ın domuz gribi olduğu vakti biliyordum da, iyileşip iyileşmediği kısmını takip etmemiştim. ( nankör okur) Ama hastayken evine kimseyi almadığına göre sokaklara çıktığına göre herhalde iyileşmiştir diye düşündüm. Yine de içimi bir korku sardı haliyle. Ama kendisinin hemen karşısında bir doktor olması azıcık içime su serpti.

Sonra sadece "domuz gribi geçirmiş birinin risk haritasındaki yerini" sorgulamak kaldı bize. Neyse ki sonra kahvaltımız geldi de derdimizi unuttuk. Ardından da Ece Hanım, Pazar sabahı bir toplantıya katılmak için mekandan ayrıldı, bize de bir kuple paranoyayı hatıra bıraktı.

Şaka bir yana, anlayacağınız insan insana böyle bir şekilde düşman ediliyormuş sayın okur. Ben bir Ece Temelkuransever olarak domuz gribinden mütevellit kendisi ile aynı çatı altında olmaya ürküyorsam, insanlar kim bilir neler yaşıyorlardır. Bu sebeple, ben de bugün virüsü kaptıysam, bilgiyi evden kovup anneciğimi çağırıp hastalığı öyle yenmeyi düşünüyorum. Virüs değil de sokaklarda dolaşıp, o "acaba" bakışları ile karşı karşıya kalmak çökertir beni. Görüldüğü üzere artık hastalıktan ölmeyeceğimi, yaşayabileceğimi de inanıyorum, siz de inanın ama yine de bol vitamin alın diyorum.

Şimdi bir nar suyu olsaydı da içseydim diye hayıflanarak yeşil çay ile kendimi kandırmaya gidiyor, herkese en çok da akıldan çatlaklara acil şifa diliyorum.

Bu yazının ana fikri; açlık tüm kötülüklerin anasıdır, diğer tüm virüslerin elbet bir çaresi vardır.

ps. Başlık şarkısı Emre Aydın - Bu Kez Anladım

Hiç yorum yok: