10 Kasım 2009 Salı

"hayal ettiklerim bana yakışmasın inancım yok benim"


Görmemiş bir bünye spor salonlarından bildirmeye devam ediyor;

Yapıcam, edicem laga lugalarından sonra dün resmi olarak sporsal bir kişilik olmalıyım kampanyamı başlattım. Kurdele kesmedim, benim için kurban kesilmedi, ortamda konfeti de yoktu ama yine de ben kişisel miladım için gerekli törenleri içsel bir şekilde gerçekleştirdim. Bu blogda da daha önce ustat'da da söylemişimdir, Almanların bana kattığı en güzel şey " Allar Anfang ist schwer" sözüdür.

Gerçekten benim için tüm başlangıçlar zordur, en azından bugüne kadar böyle olmuştur. Kolay adapte olamam pek. Aslında şöyle söylüyim, herşeyi gözümde çok büyüttüğüm için kendi derdimi kendim yaratırım. Bir de tabi sabit bir insan olduğum için çizgilerimin dışında çıktıkça ürkerim.

İşte tam da böyle güzel korkular yarattığım için, uzman olmadığım alanlar 2 hafta sıkar canımı. Ama genelde bunu dışarıya pek yansıtmam, hatta yansıtmamak için normal meymeletsizliğimden daha da meymeletsiz olabilirim. Yine de özgüvenim bu şapşallık evrelerinde yere bolca düşer, ben Aslan burcu gururuna isyan eder, yola devam etmeye çalışırım.

Şimdi efendim dün ne oldu ne bittiye gelmeden önce; previously on sport dreams yapmamız lazım ki, okurcu bazı şeyleri kafasında tasavvur edebilsin.

Bu sebeple yazımızın geri kalan kısmında bana bu maceranın belirli noktalarında eşlik eden kişileri Ali ve Ayşe olarak nitelendirip, kronolojik sıralamlarına göre de numaralandıracağım. Ve ilerleyen süreçlerde bu kişiler hakkındaki fikriyatlarımı da bu modelde çeşitlendireceğim.

1. Ali- Buraya üye olmaya pek hevesli olmasaydım, "neden bu kadar çok arıyor ki" diyebileceğim, ama zaten yoldan gönüllü çıktığım için sevdiğim zat-ı muhterem. Hafıza ne yazık ki düşük, sempati orta derece, snobluk çok şükür ki yok.

1. Ayşe- İlk grup dersi deneyimi yaşamama sebep olan, Üniversite dönemlerinde okuduğum okul sebebiyle aşina olduğum akademili kız profilinin reel hayattaki örneği. Fazlasıyla maskulen ama dersine girenlerle iyi bir iletişimi var diye düşünmekteyim.

2.Ali- Mevcut yaşımdan 1 yaş küçük bir metabolizma yaşına sahip olduğum yalanını attığı için en sevdiğim kişi. Şimdilik listedeki favorim. Ve anne babası ne derse desin, bence ismi Bora olması gereken bir minik fare.

3. Ali- Daha pozitif bir elektriğimiz olsaydı ( ayy bu cümleye çok güldüm, ama size şimdi sebebini anlatmam epey uzun olur, yine de bilgi okursa beni anlayacaktır) fazlasıyla bahtiyar olacağım programımı belirleyen kişi. Haklı olarak karşındaki salakmışcasına anlatan bu vesileyle de benim hafızamı sorguladığı ( hatırlar mısınız, ek birşey yazıyım mı? sorusunu her seferinde sordu sağolsun) için sempatimi şimdilik kazanamamış kişi. "Bu da çıksın aradan" mantığı ile hareket ettiği için size bu programı veriyorum şu ve bu sebeplerden demeye gerek bile duymadığı için de ilgili alaka sorgulamamda sıfır ile sınıfta bıraktığım kişi.

Emaneten de olsa bir programı olan şu sportmen ruhum artık minik bir kedi olarak ortamlara alışmak için hazır ve nazırdır. Gözlemlerim sonucunda en çok göz kasım gelişecekmiş gibi düşünsem de, halen iyimserim. Kafamı gözümü kırmaz, domuz gribi kapmazsam da bir süre daha bu iyimserlik ile beslenmeyi düşünmekteyim.

Sonrasını ben yaşar ve yazarım siz de bolca gülersiniz zaten, o yüzden şimdilik günlük ısınma turlarımıza burada ara veriyorum.

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;


  • İnsanın işten tanıdığı insanlarla hele ki yöneticileri ile aynı spor salonuna gitmesi tercih edilesi bir hal olmasa da, şu koca şehirdeki mevcut spor salonu sayısı ile çalışan sayısını düşününce gerçekleşme oranının gayet yüksek olduğu aşikar.

  • Spor salonu saati akşam 20.30 sonrasıymış, bunu da test edip onayladım, pek becebileceğimi sanmasam da ara ara o şahane vakitlerde gidebilmeyi umut ediyorum.

  • Belki bir savunma şekli ama spor hocası ukalalığına hiç paye vermem. IQ/Kas dağılımı oranı 1 ve üzeri olmadıkça, ben ne kadar beceriksiz ve yağlıysam onlar da o kadar zekadan uzaktırlar, ukalalıkları o spor salonu dışında benim için hükümsüzdür.

  • Bazı insanlar hiç birşey bilmiyormuşcasına detay bilgi sevse de, ben özet veri ile daha mutluyum. Anlamağım da anlamadım demem ama ileride bir şekilde onu çözerim. Bu sebeple de programı unutur musunuz sorusuna o kadar hayır cevabı verdim ki, akşam oraya gitmeden kafamda bir görsel simülasyon yapıp herşeyi kafama oturtmam artık şart oldu:)

ps. Başlık şarkısı DUman- Yanıbaşımdan

1 yorum:

Aslı dedi ki...

Sen spor spor dedikçe ben içimden "aslı başlaman lazım artık" diyorum ama olmuyor. kendimi kötü hissediyorum ama bu yazılardan bir gaz alma ümidiyle okumaya devam ediyorum. hadi bakalım...