30 Kasım 2009 Pazartesi

"Alışır bağımlı oluruz acıyı aşk zannederiz"




Bayram tatili dolayısıyla bünyemdeki aşırı televizyon yüklemesinin sonuçları;

  • Memoli devrinden sonraki Mehmet Ali Alabora’yı çok severim. Saçma sapan filmlerde oynasa bile benim için kendine has bir duruşu vardır kendisinin. Bu alemle pek yüzgöz olmak istemez, ama kimseleri de kırmaz falandır benim kafamdaki imajı ile. Bu sebeple de kendisinin düğün görüntülerini görünce pek sevindim. Sevincim evlenmesine değil tabi ki, nikahında da düğününde de gözlerinin içinin gülmesi ve eşinin de çok tatlı ve mutlu gözükmesi. Kendisinin tren garındaki nikah töreni de, Yerebatan Sarnıç’ındaki düğünü de pek güzel gözüküyordu kameraların arkasından. Çifte sonsuz mutluluklar dilerken, nikah ve düğünlerini de kendime rol modeli olarak aldığımı itiraf ederim.
  • Magazin programlarının birinde Asmalımescit’te yemek yiyen Nuray Mert, Rasim Kütahyalı ve Helin Avşar’ı gördüm ki, program magazin programı olduğundan Nuray Mert’in adı bile geçmedi ama ben H.Avşar karşısındaki N.Mert’i bir türlü anlamlandıramadım.
  • Cem Yılmaz konusunda ihtisas yapmadım, psikoloji diplomam da yok ama magazincilerin sorduğu sorulara verdiği cevaplarda sinirini nasıl kontrol etmeye çalıştığını çok net hissedebiliyorum. Yani aslında içinden o an, ne diyorsun yavrucum sen demek geliyor ama işte artık bu işleri öğrendiğinden yine de bir şeyler geveliyor ve bu yüzden de keyfi iyi değilse magazin ile hiç yüz göz olmuyor.

  • Geniş magazin bilgimde en tanıdığım ve bir o kadar nefret ettiğim magazin muhabiri Show Tv’deki Seyhan’dır. Bence görüp görülecek en antipatik magazincidir ama çoğu magazin figürü kendisi ile Seyhancım şeklinde kanka olmaya bayılır. Bugüne kadar kendisine rest çeken tek figür olarak da Hülya Avşar’ı ayrıca tebrik etmek isterim.
  • Nurgül Yeşilçay benim için tanımlanamayan bir kadın. Bazen çok güzel ve seksi iken bazen de süper basit ve çirkin bir hal alıyor. Çok tarzı olmasa da Cem Özer dışında bir menajeri olsa ve kendisini doğru yönlendirse sanki çok daha kaliteli işler yapabilir diye düşünmekteyim.
  • Hep söylerim, Hülya Koçyiğit benim için eski ekol aktrisler arasında en sevip beğendiğim kişidir. Hala kendisini de pek çok severim. Gayet güzel bir kadın, gayet güzel torunları var ama kızı nedense bu genlerden pek payını almamış gibi. Kendisinin çocukluk filmlerini hatırlayınca, yaptığım asıl çıkarım ise bir insan küçükken güzelse, büyüdüğünde çirkin oluyor veyahut kural tam tersi için geçerli oluyor.
  • Bayram sohbetlerinde izlediğim Demet Kutluay- Güzide Duran (Aksoy) ikilisi beni yine çok eğlendirdi. Onları izleyince anne olmak dışında bir hedefi (pilates, iğrenç şişmanlar, vejeteryanlık) olduğu için Ebru Şallı bile daha farklı gözüktü gözüme. Ve röportajdan çıkardığım sonuç Güzide Duran’ın evlilik ile hayatında tertemiz bir sayfa açtığını düşünmesi ve geçmişi de daha çok bir gençlik hatası olarak nitelendirmesi oldu.

Bu yazıdan çıkartılmayacak notlar;

  • Bence dövme yaptırmak için ince ve güzel kaslı vücut sahibi olmak şart olmalı. Çünkü aksi durumda dövmenin tüm karizması yerle bir oluyor.
  • Benim için göğüs üzerine yapılan gül dövmesi avamlığın en belirgin özelliğidir. Bunu da bilahere belirtmek istedim.
  • Vedat Milor bugüne kadar saçlarını boyatıyordu da ben mi anlamıyordum bilmiyorum ama bu sefer ayar biraz kaçtığından koyu saçları ile boya kendini çok fazla belli ediyor.
  • Cnbc-e bayram vesilesiyle yaptığı telafi programları ile biraz kantarın ucunu kaçırıyor gibi. Pazartesi günü sabah 7.00’den akşam 19.00’a kadar Merlin yayınlayacaklarmış. Merlin’i merak etmeyenleri bütün gün kanaldan uzak tutma tercihlerine saygı gösteriyorum da, diziyi izlemek isteyenlere tatil falan dinlemem sabahın köründe uyanmanız lazım demelerini anlayamıyorum.
  • Ayhan Sicimoğlu çok ilginç bir insan yahu ve ben kendisini bu sebeple 5 dk.dan fazla izleyemiyorum
ps. Başlık şarkısı Gidersen- Mustafa Ceceli

Hiç yorum yok: