7 Ekim 2009 Çarşamba

"yaşanmamış olanlar pişmanlık aslında"



  • Gribe hoşgeldin partisi düzenlememe çok az kaldı. Bugün alerjik hapşırmadan hastalık hapşırmasına geçtim gibi, daha devam etmesin diye benicalimi de aldım ama gözlerimin yanmasından sanki yolun yarısına gelmişiz gibi geliyor.
  • Düzenli ilaç kullanama hastalığım annemden gelir. Günlük almayı planladığım vitaminleri genelde farklı saatlerde alırım ve 3 gün üst üste de almayı beceremem. En fenası da hafızasına çok güvenen biri olarak ilaç içtikten 1 dakika sonra ilacı içip içmediğimi sorguluyorum. Hastalık ilaçları içmeye başladığımda bu şuursuzlukla kendi ölüme sebep olmam bu durumla pek muhtemel. Tabi bir filmin böyle bir hadisesi olduğu için bu şekilde bir kader çiziyorum kendime, yoksa insan vitamin içip içmediğini unutmaktan ölüm fermanı yazar mı yahu kendine?
  • Twitter alemi Cuma günü medyada -muhtemelen- Milliyet'de epey köklü değişimler olacağını söylüyor. Bu durumda Milliyet'in el değiştirmesi pek şaşırtmasın sizi.
  • Az önce Rezzan Kiraz'dan öğrendiğim kadarıyla en narsist burca sahipmişim. Aslan burcunun en pozitif özelliği nedir bunu ciddi ciddi sorgulamaya başladım.
  • Dünkü tamiratçı hadisesinden sonra bugünde iki orta ölçekli tartışma yaşadım. ya ben çok büyük bir değişime girdim veyahut dolunay beni bu hale getirdi, ilerleyen günlere göre kararımı vericem.
  • Dün iclal Aydın'ın programını izlerken bir kez daha anladım, kendisinin en itici yanı sesi. yani İclal Aydın okuyabilirsiniz ama Tv.de izlemeniz tüm tüylerinizin diken diken olmasına sebep olur. Benden şimdiden uyarması.
  • Kıpkısacık tırnaklara koyu oje sürmek eğer modaysa lütfen hemen sona ersin. Kısa tırnak ile küçük tırnak arasında büyük bir fark ver, küçük tırnakta simsiyah oje marjinallik aranmıyorsa pek fena duruyor.
  • Şekilsellikten devam edeceksek, kafama takılan başka bir noktaya değinmek isterim. Şimdi genel algımız kadın milleti depresyondayken saçıyla oynar ise, bu Ayşe Arman yıllardır kıpkısa ve sarı saçları ile hiç mi depresyona girmez, derdim yok diye şimdi de bunu dert ettim.
  • Kısa twitter tarihindeki en büyük ritüel Ahmet Hakan'ın gidicem buralardan diyerek köşesine çekilmesi ve insanların kendisine " ne olur geri dön" twitleri ile egosunu yeteri kadar pohpohlayınca (1 günden az bir sürede) ortama geri dönmesi. bu kadar negatif konuştuğum bir adamı da takip ettiğim düşünülmesin, takip ettiğim başka insanlar kendisinin gidişlerine istinaden bişeyler yazdıkları vakit burda konuya hakim olabiliyorum pek şükür.
  • Eren Talu da tv'de göründüğü ile gerçekteki hali birbirinden farklı olan insanlardan. ( bir diğeri için bknz. Zeki Sezer) Bence çıplak gözle görüldüğünde gerçekten karizmatik bir beyefendi. Ama kardeşi kesinlikle çok çok daha karizmatiktir ve iş kule eşrafından olanlar da bu karizmatik bey görme şansına nail olurlar.
  • Tabi asıl Eren Talu konumuz yine aldatma. Şimdi benim merakım Defne Samyeli'nin eşinden daha önce şüphelenip şüphelenmediği. Bana ünlü kadınların hepsinde aslında Hülya Avşar sendromu var gibi geliyor. yani sezmekle gözüne sokmak arasındaki sınırı geçmedikleri sürece sorgulamıyorlar ama gözüne sokulduğu hele ki elaleme rezil olundunduğu vakit olaya son nokta koyuyorlar.
  • Bosch'un Taner Birsel'li reklamı da bence şahane. 10 üstünden 100 puan. Ama bu reklam münasebetiyle ben gidip bosch ürün almayı düşünmüyorum, bunu da reklam yapıcılara geri dönüş olarak bildiriyorum.
  • Rahşan Gülşan da Sevim Gözay da tarafımca sevilmeyen insanlar. Neslihan Acu'yu da Haberturk'deki Sevim Gözay programını sayesinde yeni tanıdım o da gereksiz biri gibi geldi bana. Cnbc-e'deki dizileri izliyorum bana çok şey katıyor önermesine de, kendimi kültür abidesi olarak görmeme vesile olduğu için de teşekkür ediyorum.
  • Bugün yapmayı uzun zamandır planladığım ama artık kendimden de ümidi kestiğim bir hadiseyi de hallettim. Son çeyrekte resmen kendimi aşıyorum ve cidden çok şaşırıyorum. gerçi yaptık da ne oldu, boyum göğe ermedi, sadece yapılması gerekenlerden bir madde yapıldı bitti neticeyi görelim listesine geçiş yaptı. Hayrını görürüz inşallah.

Bu yazı vesilesiyle beynimizi de boşalttığımıza göre güzel de bir rüya da görürüz inşallah. amin amin maşallah. ( kaç yazı yazdım, hala yazı sonunu iğrenç şekillerde getiriyorum, kusura bakma anlam bütünlüğü arayan okur)

ps- Az sonra; Bir sonraki yazımızda benim ve yaşıtım olan insanların Uykusuz okumamasına duyduğum şaşkınlığı konu etmeli ve sormalıyım; insan Fırat'ı nasıl tanımaz ya?

ps.2. Başlık şarkısı halen Gripin.

ps.3. resim kaynağımız için köprüden önce son çıkışa bakınız.

Hiç yorum yok: