12 Ekim 2009 Pazartesi

"yaralarım kadar gözlerin olsaydı"



  • 2 haftada 2 kez aynı rüyayı gördüm. Amerika'ya gidiyorum, tek başıma gideceğim için heyecanlıyım ve o yolun nasıl geçececeğinin sıkıntısı içindeyim. Dedemler de beni uğurlamaya gelmiş, bir valiz hazırlığıdır gidiyoruz.Kısa zamanda fal baktırmadım ama bırakın 3 vakte 33 vakte kadar bile böyle bir seyahati gerçekleştirme ihtimalim yok. Yine de 2 kere üst üste bu rüyayı görünce de insan bir işkilleniyor, acaba meali nedir diye düşünüyor, konu uzmanlarına fikir danışıyorum.
  • Ben izlemiyorum diye üzülen Atv ekibi Kapalıçarşı'yı saat 20.00'ye koymuş ki Ezel'le bir güzel kapışsınlar. İnsanlar tv'yi neden parçalıyor çok iyi anladım. Bir gün yeter be diyip Tv'yi kapatabilirim ama üzgünüm camdan tv fırlatamam, çünkü bizim emektar az biraz ağır.
  • Obama'nın Nobel Barış ödülü alması bence 2009'un en ironik hadisesidir. Ama yani eskiden çok kıymetliydi de şimdi mi değeri düştü Nobel'in? Hayır, bence konsept hep aynıydı ama bazıları aksine inanıyordu; inşallah bu ödül de o aksine inananlara ayna tutmuş olur.
  • Turkcell'in yeni reklamı ilahi gibi olmuş. Digiturk'un tüm reklamları ise skandal ama reklamların hala yayınlanmaya devam etmesi, benim seçim ve tercihlerimin bu ülkede azınlık olduğunu hatırlatıyor.
  • Sizi de aradılar mı bilmiyorum ama bizim evi ısrarla Doping Adsl diye bir şirket arayıp, hizmetlerinin reklamını yaptı. Ama yani bugüne kadar ben böyle müşteri hizmetleri temsilcisi ile konuşmadım. O nasıl bir anti-profosyonelllik, o nasıl bir ısrarcılık anlatamam. Eğer bu şirket gerçekten büyük düşünüyorsa ( hedefleri Turk Telekom'u satın almakmış) bence görevlilerine evvela düzgün konuşma eğitimi vermeliler.
  • Evimizde gönüllüsü olduğum bir kışı getirme kampanyası var. Nar, kırmızı lahana derken kestaneyi de ocağa koydum tek eksiğim ayva. O da çıktı mı atkı ve bere paklar beni. Peki siz hiç merak ettiniz mi, kırmızı lahananın rengi morken adı neden kırmızı?
  • Her şeyi vaktinden önce yaşamamı hep borsaya benzetirim ben. Bu sebeple de yılbaşında ne yapacağız sorusunu bugünden sorarım. Kısmetse 30 yaş depresyonuna seneye falan girerim diye düşünmekteyim.
  • Kışın en nefret ettiğim kısmı, sürekli ama sürekli kaçan çoraplar. En kalitelisi de en ucuzu da bana aynı süre dayanırken, parayı hava saçmaktan başka çarem kalmıyor ne yazık ki.
  • Bu hafta sonu hayli sayılır outletleri gezdim ve üstümde kara büyü olmasından mütevellit hiçbir şey alamadım. Zaten spor hevesine tutulduğumdan mütevellit bu saatten sonra bana para harcamak haram. Paramı bu saatten sonra eşyadan ziyade havaya saçmaya karar verdim.
  • Başlar sonra da cayarsam diye şimdiden kendi kendime gaz veriyorum. Çünkü o kadar para bayılır ardından da gitmezsem bu kusburnu benlen çok fena dalga geçer.
  • Geçen Pazartesi düştüğümüz yanılgıya bu haftada düşüyordum, bereket şuursuz ev arkadaşım Bilgi beni dürttü de, sufle uğruna Pazartesi Pazartesi balık yemekten kurtuldum.
  • Bu hafta müsliden cornflakes'e geçiş yaptım, bu sebeple ağzımın tadı yerinde, şimdi de müsadenizle ruhumu kestaneye teslim etmeye gidiyorum. bu da yazımızın gayri resmi sonu oluyor.
imza; hominigırtlak blog sahibesi.

ps. Fotoğrafımız buradan.
ps.2. Başlık şarkısı Yerden Yüksek


1 yorum:

kusburnu dedi ki...

spor salonları parayı komple verip gelmeyen müşterileri sayesinde zengin oluyor. ben mesela iki salonu zengin ettim :)
valla çok isterim sen düzenli git, gitmezsen de dalgamı geçerim ama. bu az da olsa sana gaz verecekse ne mutlu bana..