7 Ekim 2009 Çarşamba

""hikayeler anlatıldı, aşk meşk bağlılık hakkında"


Edebiyat aleminde daldan dala konma faaliyetlerime ilişkin okuduğum
Ömer Özgüner 'ün promosyonu bolca yapılan "Başkasını Seviyorum'unu" bugün itibariyle bitirdim.

Kitap hakkında günümüz erkeğine ayna tutmuş, şunu böyle güzel anlatmış, şöyle yapmış hadiselerine pek kapılmadığım için büyük bir beklentim yoktu kitaptan. Bu sayede de kitap beni hiç şaşırtmadı. Bu değerli kitabımız çok güzel veyahut çok etkili değil, basit bir dille yazıldığı için sıkıcı değil ve bir tv.ciden beklenildiği üzere de kolay okunabilir bir eser. Ömer Bey'in ellerine sağlık. Kendisi yeni kitap hazırlıklarına da başlamış. (dileğim Allah'ın edebiyata sevdalı herkese kendisine sunulan imkanları bahşetmesi.)

Ben nedense kitapta lüzumsuz bir noktaya takıldım.(sayfa no:195) Bu sayfamızda Gümüşsuyu' nda bir İtalyan restoranına giden kitabın kahramanı mekan hakkında az buz bilgi de veriyor ama sonraki sayfada da Miss Pizza'dan ayrıldık diyor.

Ee tabi ben de hoppala oluyorum. Öncelikle Gümüşsuyu'ndaki İtalyan restoranı bana Pucci imajı verse de belki başka bir yerdir diye düşünüyorum ama sonra Cihangir'deki Miss Pizza konuyla kel alaka oluyor. Buradaki tutarsızlığa da ilgili mercilerden açıklama bekliyorum.

Benim bu kitaptan asıl çıkarımlarım ise şunlar;

  • Bir ilk kitabın kahramanı eğer edebiyata kendini adamış bir insanın elinden çıkmıyorsa, yazarın mesleği ise kesinlikle ilintili oluyor;
  • Bu ajans olaylarını kafam bir türlü basmıyor. Beni 1 haftalığına bir ajansa götürseler de nedir ne değilsem anlasam istiyorum.
  • Ben de bugün kitap yazsam, etrafımdakilerin allayıp pullayıp karıştırıp yazardım muhtemelen, bu sebeple daha roman uydurukçusu olmak için çok zamanım olduğuna ve tez vakitte taksitle derin bir hayalgücü edinmeye karar veriyorum.
  • En nihai fikriyat herkes aldatır ve sanırım bir anlık heves, geçer diye sabreden olmak da bu çerçevede bakıldığında gurursuzluktan ziyade rasyonelliktir.
  • Modern erkek falan da olsa aldatma hadisesi erkeğin elinin kiri olsa da, kadının namusuzluğu olarak görülmektedir.

Bu derin çıkarımlarım sonucunda, kitaptan bir buket satırı sizinle paylaşıp, Yiğit Okurcuğumla yeni kitap macerama başlayacağım.

"Ne büyük bir mezarlık insanın manisi. ( kitabın en acı cümlesi bence bu)"

"Israr etmeyi bu yüzden bırakıyorum. Gurur da değil bu. Terbiye edilmiş kalp. Aranmayacağımdan eminim artık. Mutsuzluktan ölmem lazım. neden mutlu değilim, biliyorum. Yaşadığım andan mutlu olacak kadar tok değil ruhum. Mutluluğu hep geride bıraktığım anılarda, yıllarda arıyorum. Bir yandan gelecekten umutluyum. Gelecek için yaşıyorum. Cumartesi gelsin güzel olacak. İş bitsin, akşam olsun. Yıllık iznimde iyi bir yere giderim. Yeni yıl daha iyi geçer... " Gelecek benim için hiç gelmiyor. Hep şimdiki mutsuz zaman. Depresyon gibi geçici bir şey değil de. Üzerime yapışmış ikinci bir ten gibi. Carpe diem'ciler var; anı yaşayanlar. Ne güzel! Onlara asla benzemeyeceğim. Yapacağım en iyi şey Pazartesi' yi beklemek."

"Nedensiz bir sıkıntı içindeyimdir. Ama aslında nedensiz değildir. Birinden bir sıkıntı içindeyimdir. Ama aslında nedensiz değildir. Birinden duyduğum kötü bir söz, sert geçen bir iş tartışması, kötü bir haber...Yaptığımız işin beğenilmeyişi ve bunun ima edilmedi, söylemek zorunda olduğum bir yalan, kalçamdaki ağrı... Bunlar yüzünden düşünceli olur, ama neye sıkıldığımı unuturum. "

ps. R özürlü veyahut peltek yönetici olmaz demiyorum ama ben daha karizmatik r özürlü yönetici tanıdığımdan, insan Ömer Özgüner'ün konuşmasını izleyip genel yayın yönetmeni olur kendisi diyemiyor.

ps.2. Başlık bu akşam izlemeye gidemediğim Gripin ve Hikayeler Anlatıldı'dan.

Hiç yorum yok: