30 Ekim 2009 Cuma

"hepsi hepsi hayat nasıl olsa "


"Türkiye'de özgür insanın durumu salgın hastalık karşısında sağlam insanın durumuna benzer, her an bir hastane odasında uyanabilir"

Günümüz haliyeti ruhuna çok uyan bu satırlar nihayet bitirebildiğim Tahsin Yücel romanı Gökdelen'e ait. 2073 yılında geçen roman aslında bugün yaşadıklarımıza ayna tutuyor. Zaten Yücel de bu gelecek tasavvurunu bugünden esinlenerek yazdığını vurguluyor. Bence çok başarılı bir yergi kitabı. Tabi şu var, Yalan gibi bir kitap beklentisiyle yola çıkarsanız bu kitabı eksik bulabilirsiniz. Bence beklentinizi kitabın kapağında bıraktığınız vakit gayet de seveceğiniz bir kitap Gökdelen.

Ama benim konum şu an bir kitap eleştirisi değil, zaten haşa T.Yücel'i kiritize etmek haddim olmaz.

Algıda seçicilikten olsa gerek, özgürlük- salgın hastalık benzetmesi hemen aklıma domuz gribini getirdi. Üstüne bir de bu haftaki Uykusuz'un muhteşem kapağını gördüm, içimdeki virütik korku had safhaya ulaştı. Uğur Gürsoy'un ellerine sağlık içinde bulunduğumuz hali de muhteşem olarak resmetmiş.

Deli dana, Kuş gribi, domuz gribi' nden sonra sıradaki şansız hayvan hangisi olacak? Bu sefer kimler korkularımız üzerinden para kazanacak? Psikolojik savaş gibi her bir şeylerden korkutularak yaşamak ömrümüzden kaç yılı alıp götürecek? ve bu korkuların oluşturduğu şüpheler insan ilişkileri üzerinde nasıl etkiler yaratacak?

Hep beraber yaşayıp göreceğiz, ama itiraf etmeliyim bazı bazı gelecek adına karamsarlığım epeyce artıyor. Yine kitaptan bir kupleyle satırlarımı noktalıyorum ki, karamsar yazımızın da sonu karamsar olsun. ( bu havaya hayat güzel, anlamlı, şahane tepkisi verecek bir Heidi olgunluğuna henüz erişemedim. )

"Bir Fransız Gelecek uzun sürer diye bir kitap yazmıştı bir zamanlar, ama artık geleceğin de geleceği yok"

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;
  • Kitabın en sevdiğim cümlesi de "Benim görevim eleştirmek, eleştiri olduğu sürece umut da var demektir" oldu. Blogumun bir parolası olacaksa sanırım en uygun cümle budur.
  • Bir de bir zamanlarımın favori sloganı "eleştirmek için değil değiştirmek için" sloganı vardı ki sloganın ve Tog'un amaçları merak edenleri için bu adrese davet ederim. Uygun bir zamanda eski Tog maceralarımı da satırlara dökerim.
ps. Başlık şarkısı Zardanadam

2 yorum:

kusburnu dedi ki...

eleştirmek iyidir diye düşünürüm hep. eleştiren adam/kadın düşünen insandır. eleştirilen ise kendine değer verildiği için şanslıdır. ama biz genelde eleştirilince alınır, gücenir, küseriz. eleştiriye açık bir toplum olmadığımız gibi eleştirenleriyle ömür billah konuşmayan insanlar da var şu hayatta.

bi de heidiyi çok bilmemekle birlikte sankim polyannadan bahsediyormuşsun da heidi yazmışsın gibi hissettim ama yok artık di mi? eleştiri olsun diye yazıyorum keh keh..

malumafatrus dedi ki...

ben de polyannayı hiç bilmediğim için, heidi'yi tercih ettim. gerçi şu da var heidi'yi de geçen sene keşfetmiş bir insanım ben:)