4 Ekim 2009 Pazar

"hayalin hep yanımda olsa bile eksilmişim yine"




  • Bir facebookkullanmaz olarak, facebook'un en çok yönetici asistanlarının hayatlarını doldurduklarını düşünüyorum, düşünmekten ziyade bunu gözlemliyorum. Kendileri daha twitter'ı takip etmediklerinden oluyor tabi tüm bunlar, twitter'a kanları ısınırsa, facebook da tarih olacak malumafatrus demişti diyeceksiniz.
  • Bütün Cumartesi gününü evde geçirmenin en güzel yanı, yeni dizilerin hepsini tekrar tekrar izleme şansı bulmanız.
  • Olgun Şimşek'li Kapalıçarsı çok başarılı olacak sinyali verse de, Serhat Tutumluer ve Başak Köklükaya için Kül ve Ateş'i izlemeyi kendime görev adlediyorum.
  • Pazartesi dizilerinin bir diğeri Ezel'i izledikçe, Cansu Dere' nin hiçbir aman kımıl kımıl bir hatun olamayacağını gerçekten mutluluğunu ifade edemeyeceğini düşünüyorum. Bu sebeple de meymeletsiz Cem Yılmaz ile ayrılmamalılar diye düşünüyorum.
  • Twitter'da biri seni takip etmese bile ona ulaşabiliyormuşsun, bunu da fuhrerschein sayesinde öğreniyor, mühendisliğinden böyle boş hadiselerde yararlanıyorum.
  • Twitter da manasız yabancı insanlar veyahut reklamcı profiller insanı takip ediyor, beni de pek tabiki bir sapıkçı profil buluyor bunların arasından. Ben bloklamaya o beni takip etmeye inat ediyor, hangimiz vazgeçeceğiz merak ediyorum, bununda kati bir yolu vardır da ben bulamamışımdır kesin diye kara kara düşünüyorum.

  • İş Bankası'nın Mehmet Ali Alabora'lı reklamını pek sevdim. İş bankası reklamları tarzında olmayan bu reklam MAA sayesinde de pek sempatik. Ama reklamı sevmem deki asıl sebep, 2 yılımın geçtiği mekanları görebilmek olduğunu biliyorum, zamanında değerini bilemediğim çok da şikayet ettiğim için ( plaza şartlarına) kendime kızıyorum.
  • 2. haftasında kahküle alıştım gibi ama saçımın boyutsuzluğunu daha sindiremedim, o da uzasın hiç alışma evresi olmasın istiyorum. Ve o kadar saçım dökülüyor ki, kimsenin benim kadar saçı dökülemez sanıyorum.
  • Ayağımdaki spor ayakkabılar ile ayaklarım dondu, millet koca kışı converse'ler ile nasıl geçiriyor buna pek şaşıyorum.
  • bence modaya ilişkin yazan en karizmatik kadın Ferhan İstanbullu, Melis Alphan'ı Tv.de görünce bunu bir kez daha anlıyorum. Geçen hafta saçını bir acayip yapsa da yüz hatlarını ve sesini gayet beğeniyor ama yazılarını genelde pek okumuyorum.
  • Evimizdeki karıncasızlık ve kuru banyo üzerine yazdığım yazıdan sonra banyo su koyverdi ve ıslaklığını geri aldı. Dün tekrar olaya müdahele edildi, bu da kesin çözüm olmazsa banyomuzu yıkıp yeniden yapacakalarını düşünüp kara kara düşünüyorum. Bence en güzel ev hiç usta girmeyen balkonlu evdir çünkü.

  • Yağmur sebebiyle oturma şeklimi değiştirdim ve şimdi yan profilden Uğur Apartmanı' nı izliyorum. Acaba onlarda bizim gibi normal insanlar mı onu merak ediyorum çünkü öyle güzel bir evde yaşamanın hayata bonus bir mutluluk katması gerektiğini düşünüyorum.
  • Mirgün Cabas'ın Hakkı Devrim'le olan programını izleyince, bu kadar senedir bu adamın peltek olduğunu anlamadığımı farkediyorum. Okan Bayülgen ile konuşurken kendisinin gözünün içine derin dern bakmasının gerçek mi program icabımı olduğunu merak ediyorum ve eğer öyleyse kendisi saaati bile sorsa cevap veremeyeceğimi düşünüyorum.
  • Sonbahar'ın en kötü yanı, uygun bir giyinmenin asla mümkün olmadığı. Bu kadar yağmur yağan bir günde çizme giymek isteyen bünyem üç gün önce açık ayakkabıyı giyerken yarın nasıl çizme giyersin diye isyan ediyor, ben de bu sebeple küresel ve küresel olmayan tüm ısınmalara isyan ediyorum.
  • ve ayaklarımı donuyor, arnavutköy'de bir cafe nero açılsaydı da güzel bir yeşil çay içseydim şimdi diye hayal ediyorum.
  • yağmur yeniden başlıyor, bu sefer kesin sulara teslim olacağımı düşünüyor, bana tanınan bu son şansı mantıklı bir şekilde değerlendirmek için günün devamındaki planlarımı hızlı olarak revize ediyorum.
ps. Başlık şarkısı Yağmur_ Bulutsuzluk Özlemi

Hiç yorum yok: