8 Ekim 2009 Perşembe

"eskiz hayatlara mağdur kahramanlar sönmüş mumlarla aranıyor "


Daha önce hırsızlık da öldürmek kadar kötü bir suçtur benim için şeklinde fikriyat belirtmiştim.

Şimdi de dolunayın da etkisi ile kurtlaşan bünyem, okudukları karşısında öldürmek de aslında bir insani faaliyet demek istiyor.

Mesela bir adam 21 yıllık evliliği, 2 çocuğu olduğunu sanırken; aslında çocukların başka başka insanlardan olduğunu öğreniyor. Hep söyledim hep söyleyeceğim, varoşlarda böyle skandallar bence tahmin edilenden daha çok. Birinden hamile kalıp, başka biri ile evlenip onu kandırmak artık kanıksandı ama 2 çocuk ve 2 farklı adam, yalanla dolu 21 yıl insanı katil yapabilir, yapmıyorsa sabrından iyi niyetinden ötürü bu şanssız adamı da takdir etmek lazım.

Kızınız bu şekilci dünyada daha mutlu olabilmek adına diyetler yapıyor, yeterli olmuyor bir lanet çiftliğe gidiyor, koşuyor, yürüyor zayıflama hayalleri kuruyor. Zayıflıyor da, kalbi biraz yavaş diyor, o nazi kampında durup düşünmek, ne istediğini sorgulamak mümkün olmadığı için duymuyor kalbini. Kalbi çok kızıyor buna ve oyunbozancılık yapıyor ve bir anda duruveriyor.

Sonra bu nazi kampının sorumlusu olan adam “ya biz bir ihmal yaptık” herhalde demeyi gururuna yediremediği için saçmalıyor. Yıllar geçiyor, biz o güzel kızı unutuyoruz ama adli tıp unutmuyor, ölüm sebebi açıklanıyor ve o adam “ ölüm kaderinde varmış, her şekilde ölecekmiş” diyor. O anda o kızın annesi veya babası nasıl öldürmüyor o adamı şaşırıyorsunuz. Mesela o adam ölse, haketmişti demek ayıp olmamalı. Ölünün arkasından her zaman iyi konuşulmamalı. Eğer Yunus Emre, Mevlana boyutlarında değilseniz, canınızı bu denli yakan birini affetmediğiniz için vicdan azabı çekilmemeli.

Günün birinde bir vakit, siz yemek yerken, yemek yemek için uluslararası bir restaurantı seçiyorsunuz ve sözde protestocular sözde IMF’yi protesto etmek için aynı mekanı seçtiklerinden taşlanıyorsunuz, orda çalışan insanlar muhtemelen part time çalışan öğrenciler binbir korku ile bakakalıyorlar kamereya. (O anı Tv’den izleyen anne babaların korkularını tahmin dahi edemiyorum zaten) O anda protesto etmek amacı altında yaşadıkları bu şehre böylesine zarar verenlerin de canı yansın istiyorsunuz, E5 üzerinde protesto yapanlardan birine azıcık çarpan araba keşke daha sert çarpsaydı diyebiliyorsunuz.

Yaşam tüm iyi niyetinizi affediciliğinizi alıp götürüyor. Deriniz kalınlaşıyor, hatta kalınlaştırılıyor. Kızıyor, canınızı yakanların canı yansın istiyorsunuz.

Sonra gün geliyor, bu çatışmalar, bu savaşlar, bu sorgulamalar bitiyor veyahut sizi tüketiyor, herşeyin boş olduğuna kanaat getiriyorsunuz veya vazgeçiyorsunuz. O zaman da zaten sonunuz köprü üstünde boş bir araba oluyor.

edited by kusburnu.
ps. Resim Sadi Güran.
ps.2. Başlık şarkısı Gripin.

2 yorum:

EmRaH PüLeNt dedi ki...

protesto etmeyi, bir şeye karşı çıkmayı, yakıp yıkmak olarak gören bu protestocu denilemeyecek sözde üniversite öğrencileri, kendilerine yaptıklarının hata olduğunu söyleyen teyzeye bile bağırmayı hak gören bunlar yaptıklarından haberi olduğu kim söyleyebilir.

malumafatrus dedi ki...

ya evet ben o teyzeye bayıldım. ben de zaten yaşlı teyze moduna gelsem öyle olurum. Ama ben o protestocuların üni.li falan olduğunu sanmıyorum. onların amaçları daha farklı, sadece böyle zamanları kendilerine kılıf sayıyorlar.