21 Ekim 2009 Çarşamba

"çelişkili bir düzlemde duygularıyla ortada"


Tostumu yedim bekliyorum:)))

Bünyemin saçma vakitlerde saçma istekleri olur.

Bunun için kışın ortasında canım incir ister,

her mevsim her gün canım kestane ister,

İstanbul dışına çıktığım da baklava ister,

Velhasıl insanın nankör bünyesi sebebiyle olmayanı istemeyi çok iyi bilirim.

Misal geçen hafta da kanıma tost virüsü girdi.

Yahu tostun bulunmasında ne zorluk varlık ki diyebilirsiniz ama işte dağ başında çalışınca birden bazı şeyler cidden erişilmez olabiliyor.

Cuma günü kanıma giren tost virüsünü Cumartesi kallavi kahvaltı yapmak suretiyle erteledim, sonra akşam bir kuple yiyerek nispeten ağzıma bal çaldım. Ardından Pazartesi akşamı oldu, eve koşarak bir an evvel tost yapayım dedim; evde taptaze ekmek bulunca mantık çerçevesinde tost hevesimi bir gün daha erteledim. Ama işte Salı sabahı içimdeki virüs sınırları zorladı ve tost ye tost ye diye bilinçaltıma baskı kurdu. Ben de dağ başında olsak da sipariş usulü ile kavuşayım hasretime diye niyetlendim ama bizim şirkete yakın tostçu bulamadığımızdan, yakınlarda da bulduğumuz interaktif tostçunun stoklarında sucuk olmadığından bilinçaltıma " üzgünüm dostum biraz daha sabredeceksin" dedim.

Ama en nihayetinde de akşam oldu ve bu sefer süper bir kararlılık ile eve döndüm. Tostumu da hazırladım ve altı çok yüksek ateşe koydum ki artık amelim bir şekilde körelsin. (En eski ekmek kızartma makinesinden bahsediyorum, aslında makine değil de iki taraflı tava gibi olanlardan) Ve bu kadar yazı yazdığıma göre tahmin edersiniz ki tost yandı. Peki ben yıldım mı? hayır. Yanık tostumu da azıcık kırpıp hapur hupur yemeye koyuldum.

1. raund böylelikle bitti, ellerimin titremesi de geçti:)) ama işte benim hayat felsefem hızlı ve yoğun tüketim olduğundan amelsizliğim dün akşam nihayete eremedi. Bu akşam da kendi yanık tostlarım dışında başka çeşitleri keşfetmek için fuhrerschein danışmanlığın da ATV'nin yanındaki büfeye gittik. İyi ki gitmişiz ki, gözüm de gönlüm de doydu. Bizim eve yakın yeni bir yemekçi keşfetmenin mutluluğu da yemeğimin tatlısı oldu.

kısacası sayın okur, insan basit hayatını basit hevesler ile renklendirebiliyor. Bu uğurda bizim diyet de yalan oldu ama olsun, nasıl olsa bir şekilde -umuyorum ki- spora başlayacağım ve bu amelsizliğimden ötürü vicdan azabı çekmeyeceğim.

Bu yazıdan çıkartılmayan sonuçlar;

1 sene öncesine kadar sucuklu tost yemezdim, onu yemeye başlamam da yaşlılık belirtisi mi sayılır güzin abla?


ps. Mor ve Ötesi- Çelişki

2 yorum:

kusburnu dedi ki...

bugün mesai yemeği olaraktan tost yedim üzerine afiyet ama en uyuzundan beyaz peynir domatesli. kuru kuru :)

malumafatrus dedi ki...

ben de yine tost yedim, bu sefer kendi yaptığım ama yanık olmayan. Öğlen de bp'nin ordaki kadifeye gittik tost hevesi ile ama pek fena çıktı, çorbaylan karnımı doyurdum, bu sayede de vücuduma sıvı girdi.