16 Ekim 2009 Cuma

"atla taksiye paran yoksa yeter ki gel bendensin"


Pazartesi konuşmaktan nefret eden bünyemin Cumaları çenesi düşüyor

ve Cumaları ne yazık ki işim hiç bitmiyor,

Cumaları hep trafik oluyor,

Ve biz hafta içi mahkumları hafta sonunu bu sebeple buruk karşılıyoruz.

İş bu yazıyla bu yazıyı okuyan ve sadece Cuma günleri işe arabasıyla giden okura sesleniyorum, lütfen sağ duyulu olun. Yani siz sabahları azıcık geç geleceksiniz ve akşamları eviniz dışında bir yere gidemeyeceksiniz diye hepimizin bu zulmü çekmesine gerek yok.

Cuma akşamları yatılı okuldan ötürü en sevdiğim zamanlardır. İş vaktinde genelde 22.00 civarında sızdığım çok olsa da Cuma'nın benim için anlamı büyüktür. Hem belki bu akşam belki bu sefer Sakin'i izlemeye gideceğim, hevesim var, bu yüzden ne olur Tanrım iki kuple olan enerjimi trafikte tüketmeme engel ol.

Tabi bu yazıları bir servis yolcusu olarak yazıyorum. Araba kullansam veyahut servis şöförü olsam direk cinnet geçirirdim söyleyim. En azından bir süre daha bu işyerinde çalışmayı planladığımdan dağ başında çalışıyoruz işte ne olacak her şey olur isyanımı biraz daha ötelemek istiyorum.

Neyse ki yanımda Tahsin Yücel'in Gökdelen'i var. Yalan'ın aksine ilk sayfasında kitaba kanım ısındığından yolda okuyacak kitabım, yenilecek mavi yeşil erzağım mevcut ama yine de az çile bol mutluluk taraftarıyım, inançlıyım aynı zamanda aksini düşünemeyecek kadar da kaygılıyım:)

Yol, su elektrik yazımıza alakasız olarak da yemeği serpiştirmek için, Mavi yeşil'in incirili kepekli bisküvisi, elmalı tarçınlı bisküvisi ve light çizimsi krakerini pek sevdiğimi belirtmek isterim. tek derdim özellikle incirlinin her yerde bulunamıyor olması. Keza Tadelle de hala tedarik sorununu aşıp, bizim mahalleye gelemedi. Sanırım bizim mahalle yalnız ve tedariksiz mahalle. Yeni ev arayışlarımda marketlerin tedarik becerisini de değerlendirme listeme eklemeyi düşünüyorum.

Bunun dışında bir derdim yok çok şükür, size de dertsiz tasasız vaktin çok yavaş aktığı bir hafta sonu diler, çoluk çoçuğa da selam ederim. Bu şarkıyı da trabzon'un merkez mahallesinde oturan annemin çocukluk arkadaşına ve dayımın kirvesine hediye ederim.

o zamana kadar arrivederci İstanbul mağduru okur...

ps. Malt'ın dolmuş- Özel arabası ile trafiğe çıkanlara toplu taşıma ve yahut bireysel sarı taşıma için son uyarımdır.

ps.2. Bir sonraki yazı konum kesinlikle taksilerde son ana kadar farkedilmeyen küçük kadınlara ilişkin olmalı.

4 yorum:

SUgibiOL dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
SUgibiOL dedi ki...

Merhaba..
SUgibiOL Blogumu izlemeye başlamışsınız.
Memnun ettiniz.

Ben de sizi takip ediyorum.
Açıkçası bu kadar yazı yazmanızı da kıskanmıyor değilim. Sadece Ekim ayında an itibariyle 29 yazı yazabilmişsiniz. Bu da günde 2 yazı demek. Bu sayı müthiş bence. Nasıl bulabiliyorsunuz bunca yazı konusunu?
Kolaylıklar dilerim..

Not: Sizinle iletişimi ancak buradan sağlayabiliyorum.

tekinonlayn@hotmail.com

malumafatrus dedi ki...

Valla şöyle söylüyim, yazdıklarım yazmayı düşündüklerimin %60'ı, geri kalan kısımı hatırlıyacağımı sanıp not almıyorum ve belki 2 ay sonra aklıma gelirse yazıyorum.

Ama bazen hiç yazacak konum olmaz, bazen yazmaya takatim olmaz, bazense yazacak çok konum olur ama yazacak vaktim olmaz.

Kısacası hayatım pek renkli olmadığından yazı çerçevesinde çeşitlendirmeye çalışıyorum diye konuyu özetleyebiliriz.

Bu arada blog kardeşliğimiz de hayırlı olsun:)

SUgibiOL dedi ki...

Hayırlı olsun :)