24 Ekim 2009 Cumartesi

"adı olmayanların sesi de yok mu"


Eski işim vesilesiyle overtime'ın şirket kültürü olmasının çalışanların üzerindeki etkilerini az çok bilir, sürekli çalışanla sürekli çok çalıştığını söyleyen kişiler arasındaki farkı da gayet iyi anlarım.

Benim için kafasını kaşımaya fırsat bulamamak için operasyonel iş yapmak birincil şarttır. Yani belli bir rutinde aynı işleri tekrarlıyorsanız evet zamanla yarışırsınız, ama onun dışında yoğunluk kişinin zaman yönetimine bağlıdır.

Bunun içindir ki, yoğunluk hadisesi fazlasıyla subjektif bir haldir.

Bir işi 5 dakikada bitirebilen insanla, yarım saatte bitirebilen insanı aynı kefeye koyamayacağımız gibi, bir iş gününü 3-4 toplantıyla geçiren kişi ile bir koca gün aynı excel dosyası üzerinde çalışan kişinin yorgunluğunu da karşılaştıramayız.

Ama yani benim neznimde, "çok yoğunum" diyenlerin %68'i gerçekte ciddi bir yoğunluğa sahip değildirler. Ya da şöyle söylüyim bazı işlerin doğası yoğunluktur, bunun için yoğun olmak işin gereğidir. Ve konuyu kaleme alma sebebime gelirsek, uyuşuk ve beceriksiz insanların yoğunum laflarıma her daim çok güldüm hala da çok gülerim.

Bir de övünmek gibi olmasın bir insanın gözünden iş yapışı şekline dair derin fikriyatlar sezinlerim. Bu sebeple de kestaneci olamazsam IK sektörüne meyledebilirim.

ps. Resim Meral Erdoğan.

ps.2. Mor ve Ötesi- Şirket

2 yorum:

Fery... dedi ki...

Zaman Yönetimi; çok yoğunum diyen bir insan olarak kabul ediyorum bu eğitimi alalım ama bizimle birlikte müşteriler de bu eğitimi alsınlar ha bir de danışman olarak şunu da söylemek isterim ki o çok yoğunum diyen sevgili müşteriler gelsinler bakalım çok değil bir 3 gün danışmanlık yapsınlar neymiş yoğunluk... neyse ben susiim yoksa bütün nefretimi kusmak için senin blogunu adres bellicem :)

malumafatrus dedi ki...

şöyle söylüyim; sizin gibi başka bir şirketten olmadan şirket içinde birilerine bişeyler göstermek veya destek vermek çıldırtıcı olabiliyor. Ama işte ben gözünden artık o insanın ne kadar çalışkan, ne kadar akıllı olduğunu anladığımdan sabrımın elverdiği ölçüde, tekrar tekrar anlatıyorum. ama arkalarından hiç iyi konuşmuyorum bunu da itiraf edeyim.