23 Eylül 2009 Çarşamba

"söyleyin dağlara rüzgara, yurdundan sürgün çocuklara "


Ankara'nın en güzel kısmı İstanbul'a dönüş kısmı mıdır sayın okur?

Bana göre evet tabiki. Çünkü Ankara ziyaretlerimin sayısı bir elin parmaklarını geçmez ve takdir edersiniz ki 3 ziyaretle kimse Ankara hayranı olmaz. ben de Ankara hayranı olmadığım için Ankara dönüşü pek tabiki güzel bir hissiyattır benim için.

Ama yani insan tatile veyahut ailesinin dizinin dibine gitmişken, İstanbul'a dönmek de kötüdür. Yani hiç Ankara sevmesem de bu konusa Ankara' nın hakkının yenilmesine karşıyım. Mesela şimdi ben İstanbul'a dönerken, annemle babamdan ayrıldığım için mi üzülsem, işe dönücem mi diye üzülsem bilemiyorum. Bu durumda ay efendim canım İstanbul'um diyemem takdir edersiniz ki.

Yani hadise kuş ve altın kafes hadisesi, şehirler haliyet-i ruhunuza göre değişir.

Ana fikir, tatilin güpgüzel birşey olduğudur. Bu yüzden genç okur, iş seçimi yaparken 14 günün 1 yılın hesabını yapan şirketler yerine 20 gün izni önünüze şak diye koyan şirketlere ruhunuzu teslim edin.

Bu yazıdan çıkartılamayan denizotobüsü notları;
  • IDO'nun önünde bekleyen taksicilerin gecenin bir yarısı, nereye diye sormasına kafa göz dalmak istiyorum. İdo'ya atılacak maillerime bu konuyu da eklemeyi ve ido'nun kendine özgü bir taksi durağı oluşturmasını bu şekilde nispeten daha doğru hizmet verebileceğini hayal ediyorum.
  • Gelirken 20.00 seferini 20.30'da sanan Bilgi'ye gülmüştüm, ama ben de dönüş seferimi yanlış hatırlıyormuşum. 18.30 seferine biletim varken, 21.30'da döneceğimi sanıyordum ama bereket paranoyak olduğum için dünden biletimi kontrol ettim. Günden de eminim ama yine de her seferimde içime saçma sapan bir kurt düşürmeyi başarırım.
  • Denizotobüsüyle ilgili de büyük bir korkum var ki, İstanbul'dan Bandırma'ya kadar döndükten sonra hava muhalefeti sebebiyle yanaşamayıp, İstanbul'a geri dönmek. Uzun zaman önce bunun gerçekleştiğini duydum ve her bayram seferinde nedense aynı korkuya kapılırım.
  • İstanbul'a denizotobüsü ile gelen ve İstanbul'u özleyen bünyeler için eve dönüşte tercih edilmesi gereken yol bence sahil yoludur. Amaa akşam vakti trafik korkusu ile bu öneriyi de göz ardı etmenizi öneririm.

ps. Sinan Tuzcu Nefes diye bir dizide oynayacakmış. Uğur Polat da kadroda olduğu için dizinin ömründen şüpheliyim ama yine de kendisini görmek beni her halukarda pek bahtiyar ediyor.

ps.2. Başlık şarkısı Göç Yolları ile Yeni Türkü ( sözlerse M. Mungan'dan)

ps.3. Fotoğraf da buradan, siteden tabi bizibozmaz sayesinde haberdar olmuştum. Masumiyet Müzesi'nin bünyemde yarattığı etkiden mütevellit böyle alakasız bir koleksiyoncu fotoğraf seçtim.

3 yorum:

farawaysoclose dedi ki...

Ankara'nın en güzel yanı, "Bolu dağı dilenme tesisleri"dir :))

farawaysoclose dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
malumafatrus dedi ki...

ben orayı bile bilmiyorum işte:) belki yıllar önce ilkokulda uğramış olabilirim pek emin değilim. 1 yıl yaşasam orayı da sever miydim merak ediyorum ama denizi olmayan memleketlere karşı da büyük bir ön yargım var ne yazık ki.