6 Eylül 2009 Pazar

"cansız bir aşk avuntusu bu"


Bir manasız Pazar gününden yemek üzerine;

  • Bir süredir merak ettiğimiz Cafe İzz'i güzel bir Pazar kahvaltısı hayaliyle ziyaret ettik ve bu sayede bu haftayı da bir kazançla bitirmiş olduk. Daha öncede birçok kez yazdım, benim için kahvaltı çok ama çok özeldir. Öyle herkesin beğendiğini de beğenmem pek mümkün olmaz.
  • Cafe İzz Arnavutköy'de bahtsız dediğimiz yerlerden birine açıldığından kendisine dair "tutmaz burası" şüphelerim vardı ama geçen aylarda Cengiz Semercioğlu'nun kahvaltısı hakkındaki yorumunu da okuyunca, denemeden geçmek istemedim. Ve gittiğime çok ama çok sevindim. Fuhrerscheinla benim için bir kahvaltının ruhu olmalı. Mesela dünyanın en güzel kahvaltısında saçma sapan ekmekler koyarsanız o olmaz, normalin üstünde bir fiyatı olan kahvaltınıza her içilen çayı da eklerseniz o da olmaz, çeşidimiz bol diye sadece görsel şölen oluşturursanız o da karnımızı doyurmaz.
  • Size şöyle söylüyebilirim ki, kahvaltının tek eksiği bal-kaymak yerine bal-tereyağı olmasıydı ki, o da kaymak yemeyen benden ziyade fuhrercshein'ı etkiledi. Bunun dışında ruhumuz da midemiz de doydu. Lokasyondan mütevellit (aslında ikisi de aynı mesafe benim için), Cihangir gibi kapı komşumuz olamaz belki ama yinede ayda bir kez kahvaltı münasebetiyle ziyaret etmek istediğim Cafe İzz'in kahvaltısı iki kişilik olarak sunulsa da, aslında 3 kişinin rahat rahat doyabileceği bollukta. Ekmekler ve poğaçalar ev yapımı. Çayınız biter bitmez termosla şıp diye doldurulmakta ve tabiki de bunlar ek para olara yazılmamakta. Benim için burası 10 üzerinden 9.5 puanı hakeden bir mekan ki, 0.5 'i de azıcık şuursuz garson kısmısından kırıyorum. Elimizi dahi sürmediğiniz şeyler ( tabiki de reçeller) ziyan olmasın diye garsona belirtmem doğrultusunda kendisinin ne yapalım hesaptan mı düşelim onları sorusu şuursuzlukla neyi kastettiğimi anlatabilir sanırım. Neyse efendim yeni mekan arayanlara ve kahvaltıda ruh arayanlara kesinlikle önerimdir Cafe İzz.
  • Kahvaltı demişken daha önce bahsettiğimi hatırlamadığım bir derdimi de sizilne paylaşmak isterim. Şimdi efendim ben u kahvaltıda hapur hupur yemekleri yedikten sonra su içmeyi unutur, mekandan kalkar sonra da ay susadım su içeyim dersem, o su mideme oturur ve bütün gün karnım ağrır. Ama normal bir karın ağrısından ziyade, mideme taş oturmuş gibi bir his oluşur. Bu yüzden kahvaltıdan kalkmadan önce su içemezsem, sonra ne kadar susardam susayım su içmemeye çalışırım. Bunu da derdimi normalleştirmek adına, benim gibi bu dertten muzdarip birileri varolup olmadığını öğrenmek için anlatıyorum.
  • Saç dökülmesinin bünyemde yarattığı tahribattan ötürü siyah çayı (yine) azaltmak istiyorum ama yerine içmek istediğim yeşil çay'da en sevdiğim markayı -twinings- seçersem bu tercihim epey maliyetli bir hal alacağından, diğer yeşil çaylarının da tadının süpersonik olmadığından azıcık çaresiz kalıyorum. Bu sebeple de yurtdışına gidenlere artık Twinings siparişi vermeyi düşünüyorum.
ps. bu yazıyı yazarken izlediğim Var mısın Yok musun'da yarışan bir genç delikanlı (bu kelimeyi bilerek tercih ediyorum) son 8 kutuda 5 500.000'e sahipti, son 4 kutuya 2 adet 500.000 ile girdi ve son ikide 50 ile 500.000 'e karşın teklif edilen 112.000'i kabul etmeyerek havayı aldı. Kimilerine göre, bu yaptığı büyük cesaret işi idi. Paraya ihtiyacı olmasa bile bu tavır rasyonellikten epeyce uzak bir yaklaşımdı ( ihtimal hesapları), kaldı ki bence çocuk devam dediği vakit de kesinlikle bu kararından vazgeçti. Artık ben 500.000 kesinlikle kazanılmayacak karamsarlığına da kapılsam da yarışma bitmeden yanıldığımı görmeyi diliyorum.

ps.2. Başlık şarkısı Jehan Barbur- Her Görüşte Yeniden Aşk

Hiç yorum yok: