25 Eylül 2009 Cuma

"bir de ben arkamdan ışık alırsam beni olduğumdan büyük görürsün.."


Şu an yaşadığım ev, İstanbul’daki ikinci, Avrupa Yakası’ndaki birinci evim olur. Bu ev aynı zamanda hırsızla da tanışmama vesile olan ikinci yerdir. Ve çoğu kez belirttiğim üzere ne yazık ki balkonu olmayan kanadı kırık bir evdir.

Ama işte insan alışıyor sayın okur. Her yere her şeye. Yani en azından ben öyleyim, düzene itiraz etmektense genelde kabul ederim, arada en saçma zamanlarda tepem atar, ama sonra yine kuzu olurum.

Bu alışkanlık halinden daha çok da tembellikten 3 yıldır evimizde karıncalarla beraber yaşadık. Birkaç yazıma konu olan bizim bildiklerimizden değil, daha küçüklerinden olan ve hemen her yerde var olan bu böceklere karşı mücadelemizde bugüne kadar hep kaybettik. Kafayı yemek üzereyken, bu yaz artık evi ilaçlatalım derken, babamın son çare getirdiği bir ilaçla mucizeyi alenen gördüm. O muhteşem sıvı ile bir çırpıda uçtu gitti bizim sonu gelmeyen koloni. Tabii bu kadar kolay olması insana kafayi yedirtiyor ve “bu muydu yani” diye isyan ettiriyor. İtiraf etmek gerekirse bu hale de insan kolay kolay alışamıyor. 3 yıl boyunca sen her şeyi buzdolabında sakla, su içerken hep bir tedirgin ol falan filan sonra birden özgürleş. Ne yalan söyleyeyim 3. ev arkadaşımız evi terk etmiş biz de onun olan yerleri kullanmaya yavaş yavaş alışıyoruz gibi geliyor bana.

Bir diğer alışkanlığımız da banyomuzun her daim sulu haliydi. Sudan kastım bir kuple de olsa, bir şekilde çok paçayı çok çorabı ıslatmışlığı olan bu hadiseyi, dışarıdan müdaheleler ile nispeten engellesek de kesin bir çare üretememiştik. Gel zaman git zaman bizim buna müdahele etmeye niyetimiz olmadığını anlayan sifonumuz arıza çıkardı da bu sebeple su tesisatçımızı da çağırıp, bir taşla iki kuş vurduk ( pek tabii ki 40 TL karşılığında) ve ondan sonra kupkuru günlerimiz bizim oldu. Şimdi bu anlatıklarım sizde ne yani devrim mi bu tepkisi uyandırabilir ama inanın bana bu bir devrim. Sanki artık başka bir evde oturuyoruz hissi sadece bende değil Bilgi’de de mevcut, yani yaşayan bilir hadisesi mevcut.

Velhasıl birden bir balkon da türese bizden mutlusu olmaz öyle diyeyim. Bu kadar düzen bize ters geldiğinden yerimizde ufak ufak kıpırdanmaya başladık ve balkonlu daha geniş bir ev hayalini kurar olduk. Toplum baskısına yenik düşmeyip bu sene de evlenmezsek seneye yaza dair balkonlu ev hayallerimiz var, tabii zaman ne gösterir bilemem.

O zamana kadar malumafatrus Dikilitaş simalarından okur ve yazar sayın okur, haberin olsun.

edited by fery.
ps. başlık şarkısı Yonca Lodi- Saklanma
ps.2. Foto google anonim.

Hiç yorum yok: