21 Eylül 2009 Pazartesi

"sen varken gücüm olurdu, zaman akmadan dururdu"



  • Geçenlerde bir diyetisyene denk geldim, akşam 6'dan sonra yemek yemeyin efsanesinin aslında güneş batımına bağlı olduğuu ve güneş batınca midenin sindirim yapmadığını belirtti. Bu yüzden havaların erken kararmasına kısa bir süre varken, bence geç yemek yemenin fırsatını bilin. Ondan sonra erken yemek ve sonrasında soyulan portakal dönemi geliyor.
  • Saatlerin geri ve ileri alınmasının enerji olarak yararı ölçülsün ve kamuoyu ile paylaşılsın istiyorum. Ama yani şu kadar enerji tasarrufu oldu değil de, bu kadar enerji şurda kullanıldı, bu da burda hayra geçti şeklinde bilimsel bir modelde olsun. Yoksa karanlık vakitte kalktığımda, karanlık vakitte servis beklediğimde bu saatleri geç alanlara söylenirim, yoksa sabahın köründe kalkıp gideceğim işime değil.
  • Bu Avrupa Şampiyonası'nda üstüne düşeni yerine getiremeyen Hidayet bence Turkcell reklamları sayesinde müthiş bir Pr çalışması yaptı. Nuri'li haller benim gibi birçok kişiye antipatik gelse de, böylesine sıcak bir NBA yıldızının halktan biriyle bu basit muhabetleri eminim çoğu kişinin gönlünü fethetmiştir. Yani o kadar reklam başka türlü yapılamazdı diye düşünmekteyim. Turnuvanın uzaktan izleyicisi Mehmet Okur ise muhtemelen epey destekçisini de bu tercihi sebebiye kaybetmiştir.
  • İnsan nedendir bilinmez telefonunu bir yerde unuttuğunda veya hep bulunduğu şehrin dışına çıktığında telefonu olağan dışında çalacak sanıyor ve tuhaf olarak bu yanılgıya her seferinde kapılıyor. Belki bazı insanların telefonu cidden çok çalıyor ve bu yanılgıya kapılmakta haklılar ama benim telefonum asgari düzeyde faaliyet gösteriyor, bunun için de telefonla çok konuşan sürekli mesajlaşan insanları anlamam da pek mümkün olamıyor.

  • Lise zamanlarımı düşününce de bu zamanlar yaşlılık belirtisi gibi geliyor bana. Yavru kedilere de sempati duymaya başlamam bende birşeyhlerin değiştiğinin ispatı sanırım.
  • Yaz vakti olunca yeni dizilere pek yüz vermiyorum ve sanki hep böyle olacak da hiç izlemeyeceğim sanıyorum. Ama bu kış bir mucize olmazsa hayatımı yine ve yeniden dizi çerçevesinde gerçekleştirmem kuvvetle muhtemeldir.
  • Yine de bir ön listeyi aklıma not ediyorum. Oyuncuları sebebiyle Kül ve Ateş'i izlemeyi gözüme kestirsem de, Serhat Tutumluer'in oynamasından mütevellit dizinin kısa sürede yayından kaldırılacağını düşünüp kendimi pek kaptırmamaya çalışıyorum. Sinan Tuzcu hayranlığımın boyutunda olmasa da kendisini de pek seviyor ama oynadığı dizilerin şeytanın bacağını kıracağından şüphe ediyorum.
  • İnsanın iyi birşey yapacağını sanarken bir çuval inciri berbat etmesi pek fena. Esra Erol'un cipten otobüstekilere bakıp üzülüyorum beyanatı da bunun son örneği. PR şirketlerine bu kadar ihtiyaç duyulması da sanırım bu yüzden.
  • Tüm hissiyatlarımda olduğu gibi tatil dönüşleri içinde borsa uygulamamı yapıyor ve tatilin bitişine 2 gün kala tatil bitti derdinde boğuluyorum. bence en güzel şirket, tatil öncesi veya sonrasında çalışanına birgün tatili bonus olarak hediye eden şirkettir. şuan için bu bir hayal olsa da ileride en azından benim sayemde gerçekleşmesi de kuvvetle muhtemeldir.
O zamana kadar elinizdeki tatilin ve işin değerini bilin sayın okur.

ps.1. Başak Köklükaya da Kül ve Ateş'te oynuyor. Kendisi de favori ilk beşimdedir, yanlışlıkla hakkını yemek istemem.

1 yorum:

farawaysoclose dedi ki...

dizilerde hep güzel gözlü insanlar oynasınlar, insanı hayale sürüklesinler