26 Ağustos 2009 Çarşamba

"yıpranmamış hayatlar, büyük hüzünler bekler"


Sizi bilmem ama bizim şirkette birçok genç çalışan var. Gençten kastım benim de aralarına dahil olduğum 26- 29 yaş aralığı, yoksa 20-25'i iş aleminde gençten ziyade çocuk olarak nitelendiriyorum. (Kendim yaşadım oradan biliyorum)
Bu girişi elde var bir olarak bir kenara not ediniz lütfen.

Benim çalışma azmim geçen yıllarla ters orantılı olarak azaldı. Üniversitede bile kısmi inek diye nitelendirildiğimi söylersem, ilkokuldaki çalışma azmimi az çok siz varsayarsınız diye düşünüyorum. Ama işte geçen yıllar vesilesiyle çalışmaktan pek hayır gelmeyeceğine kanaat getirip, üniversite ile eğitim hayatımın jübilesini yaptım. Bu sebeptendir ki (gelecek ne gösterir bilinmez tabii ama) ne mezun olduğum vakit ne de şuanda master yapma arzu isteğim olmadı.

Bu kararımda gelecek yaklaşımım, kariyer planlarım, ıvır zıvırlarım pek tabiki büyük etkendir. Bu yüzden bu yazının ana fikri -bana- göredir; yazının sonunda lütfen bunu da değerlendirin.

Kopuk kopuk yazmaya devam edersek;

Erkekler için askerlik bir zorunluluk olmakla beraber, yeni işe başlayanlar içn her zaman bir kaçış noktasıdır. İşten bunalındığı vakit, "ee ben artık askere gideyim" denir, rahat olmasa da işten uzak bir nefes alınmış olur. ( Kadınların bu kaçamak nefesi ise doğum izni olarak düşünülebilir)
Askerliğii olabildiğince ertelemek isteyenlerin en büyük silahı ise master, gerekirse doktoradır.

İş hayatını ertelemek isteyenler ise okul sonrasında master yolunu tutarlar.
Ve artık benim bu yazıyı yazma sebebim olan ayrı bir grup var ki, onlar da iş hayatından bunalma, gelecekten şüphe etme sebepli ilk yardım olarak mastera koşuyorlar. İşte yazının başında bahsi geçen şirketteki genç nüfusun birçoğu da bu koşuşturmayla hayattan kaçıyor. Tabi bunlar maddi imkan ve şeriatları uygun olanlar, tabi bir de niyeti olup imkanı olmayanlar da var ki, kendilerini de hesaba katsak epeyce eğitim gönüllümüz olur.

Ben şahsen bizzat, master hadisesinin iş aleminin tozunu ufaktan aldıktan sonra yapmanın daha doğru olduğunu düşünürüm ama bu 4-5 yıllık çalışanların eğitim aşkı bence hayra alamet değil. Gün gelir ben de mba falan araştırmaya kalkarsam, iş alemi krizde en kötüyü gördü diyip, ekonomide bahar havası beklemeye başlayabiliriz.

Şimdilik düzen insanı olup, rutin beyaz yakalı depresyonlarımda yaşamayı seçiyorum ama doğru olan nedir, (nerdedir) onu hiç bilmiyorum.
ps.foto için gözatınız.
ps.2. Başlık şarkısı Yalın Herşey Sensin
edited by fery.

Hiç yorum yok: