17 Ağustos 2009 Pazartesi

"takvimdeki yapraklar (geri kalan) benim umudum"



Uzun süredir davul ve zurna ile duyurduğum üzere bugün benim doğumgünüm.

Yaz çocuğu olmayı sevsem de yaz günü doğumgünü kutlama taraftarı olmadım hiç. Bir kere bir çocuk için doğumgünü okulda kutlanmalı. Yazın kimsenin tarih mevhumu olmaz ve sizin doğumgününü de yaz yağmuru gibi gelip geçerken, doğumgününüzün unutulması fazlasıyla muhtemeldir.

Hatta kişisel tarihimde anne ve babamın bile doğumgünümü unuttukları 1 sene oldu. Sonra bunu başlarına fazlasıyla kaksam da, onlar bunu telafi etmek için birçok rüşvetsel hediye alsa da, böyle de bir utanç var hayatımda.

Ben böyle derin duygulardayken, bir sene, sabahına doğumgünümü kutlayacağımı düşünerek uyuduğum bir gece tüm gerçekler yalan, birçok hayat ise altüst oldu. Elektrikler yokken, depremi kendi yaşadıklarım gibi birşey sanıyordum ama sonra doğum günümün nasıl bir lanetle örtüldüğünü gözlerimle gördüm. O gün beklediğim tek telefon İzmit’te oturan dayımların iyi olduğuna dair gelecek haberdi. Neyse ki biz birçok kişiye göre şanslıydık, sadece çok korkmuş, çok üzülmüştük ama bir yakınımızı, evimizi, işimizi kaybetmemiştik.

O günler de geçti. Kimileri için fazlasıyla ızdıraplı, kimileri için fazlasıyla hasar verici olsa da o günler de geçti. Biz akan suya kaptırdık yine kendimizi. Ama işte doğum günüm de artık meymenetsiz bir şey olup çıkmıştı. Kim doğum günümün 17 Ağustos olduğunu öğrense, “ aa öyle mi, hadi ya” diyordu. Buna da alıştım. İnsan herşeye çok çabuk alışıyordu, geçen yıllarda en iyi bunun öğrenmiştim.

Ben 17 Ağustos’un yükünü omzumda taşırken, hayatımda çevremde 17 Ağustos doğumlu ne kadar çok insan olduğunu farkettim ve az biraz rahatladım. Aslında daha çok da şaşırdım. Bu ülke bu kadar Aslan Burcuna nasıl tahammül ediyordu, onu merak ettim. 17 Ağustos’ta yakınlarını kaybedenler bizim gibilerin hayatlarına normal seyrinde devam etmelerine içerliyorlar mıydı acaba onu düşündüm.

Bu düşünmelerimin hepsinin yeni yaş hüznünden olduğunu, ne olursa olsun bugün kendim ve ailem için kutlanılacak birşey olduğunu hatırlamaya karar verdim. Galiba yine ve yeniden bugün için Candan Erçetin ve yaşıyorum demektir dinlemem lazım dedim. Hatta günün ilerleyen vakitlerinde kendimi şımartmaya da söz verdim.

Meymenetsiz bir Pazartesi’de doğum günü sahibesi olmak pek şahane değildi, ama geçen sene Pazar’a gelince de bir hayrını görmemiştim, hem yarın da Kenan’ın konserine gidecektim. Halime çokça şükretmem gerekiyordu.

İyimser de olacaktım.

Mutlu da olacaktım.

Huzurlu ve sağlıklı olmak için de bolca dua edecektim.

Sonrasında da sevdiklerimle iyi ki diyip, bir bakacaktım bu sene de bir çırpıda (24 saat denilen şey nedir ki) yıkılmış doğumgünü krallığım.

edited by kusburnu. ( kendisinin de babası 17 Ağustos doğumludur)

ps.1. Başlık şarkısı yine Deniz Seki ve Kayboldum




2 yorum:

Fery... dedi ki...

Ne yazık ne acı bir gündü bundan 10 yıl önceki 17 Agustos, tanışmıyorduk o zaman o tarihte... bir sene sonrasında çıktın sen karşıma... O kara günü asla kıyaslanamaz asla denk gelemez ama yine de o karalığından az biraz sıyırdın... Bu ülkedeki herkes için acı demek 17 Ağustos bir çok insan içinse tarif bile edilemeyen... ama tuğbişim her şeye rağmen senin doğumgünün... o yüzden insan acıların üstünü mutlulukla örtebilmeli... ne olursa olsun devam edebilmeli... bu sebeptendir ki dileğim sen doğduktan 17 yıl sonra yaşanan bu koca acı gölgelemesin seni... Mutlu çok çok mutlu yıllar... Her şey aklından geçen güzelliklerle sınırlı olsun... Sevdiklerin hep sende sen hep onlarda ol... Mutlu ol... Hep...

malumafatrus dedi ki...

Öncelikle çok ve pek teşekkür ederim. 1 hafta sonrasında bile olsa bu yorum çok tatlı bir doğumgünü hediyesi oldu benim için.

Sonra yeni yaşımda baktım ki, beninm gibi 17 ağustos doğumluların hiçbiri benim çektiğim vicdan azabını çekmiyor. Bu yüzden de şimdilik vicdanımı rahat bıraktım ama depresif haliyeti ruhum ağır basarsa yine karamsar olabilirim söz de vermiyorum.