4 Ağustos 2009 Salı

"tek doğru sensin gerisi vasat"


Uykusuz okuyan veya sözlük takip eden kişiler; Uykusuz’un 100. sayısı, Ersin’in “okur’a mektup’u” hakkında (bir elin parmaklarını geçmez muhtemelen) bir fikriyat paylaşımıdır, yoksa konudan alakasız okur için saçma bir yazı olabilir. Şimdiden uyarıyım da sonra “bu ne ya” demeyin.

Efendim Uykusuz’un bu hafta 100. sayısı imiş. Ben de dergiyi aldım ama bunu farkettim mi farketmedim. Sözlükte yazmasalar farkeder miydim farketmezdim. Demek ki bu durumda ben bilinçsiz okurum. Bir de bilinçli bir kesim var ki, kendileri az biraz da hassas.

Hassasiyetlerine ilişkin birkaç nokta var;


  • Öncelikle 100. sayıya özel hiçbir şey organize etmemeleri. Özel olarak istedikleri nedir onu tam bilemiyorum. Herkesten farklı olup, bizim için 100 de 67 de aynı diyemezler mi, veyahut ya eşşeklik yapmışız alın size bomba gibi 101. sayı deseler herşey telafi olur mu, ilerleyen zamanda bunu göreceğiz.

  • Dergi kadrosunun düzenli olarak yazmaması, kafasına göre çizerlerin izin yapması ki bu da bir nevi yaz tatilidir bence, kabul edilebilir ( benim neznimde). İsteyen istediği zaman yazmayı bırakmasa ne olurdu peki bu düşünülüyor mu bir de bunu merak ediyorum. Eğer ben işte x yazar için o dergiye para veriyorum derse, bir anlaşma yapalım, ben bu hafta kimler yazmış, kimler yazmamış beyan edeyim, onlarda ona göre dergiyi alsınlar.

  • Derginin 25 kuruş zamlanması. Ben bu konularda az biraz bilgisizim ama bence Uykusuz dergi satışından ziyade, kitap satışlarından para kazanan bir yayın. Haftalık dergi satışından da para kazanıyorlarsa helal olsun. Ama reklam almayan bir dergiye 25 kuruş zam yaptı diye laf atmak da biraz fazla saldırganlık gibi geliyor bana.

  • Derginin gecikmeli olarak yayınlanması; Açıkcası ben genelde haftasonu alıyorum dergiyi, onun için bu gecikmeden fazlasıyla muzdarip değilim. Söz konusu dergi haberodaklı olsaydı bu tavrı fazlasıyla kınardım. Hatırlıyorum eskiden Fanatik Basket için koşa koşa giderdim gazeteciye ve bir gecikme falan olunca da hayal kırıklığına uğrardım. Benzer hayalkırıklığına uğrayanları anlarım ama bu şiddeti anlamam. Yahu söz konusu dergi bir yaratıcılık çalışması, çocuklar kendi hallerinde her hafta aynı kalitede birşeyler üretmeye çalışıyorlar ki, bence mümkünatı olan birşey değil. Ne kadar yaratıcı olursan ol, Pazartesi’ye bitecek dediğin vakit, ilham milham kalmaz. Yapanlar varsa tebrik etmek lazım, ama bu amatörce çalışma tarzı da böylesine eleştiriyi haketmiyor bence.

  • Eğer hizmet satan bir şirket olsaydı Uykusuz bu eleştirilerin hepsini yapabilirdiniz veyahut derleme kitap, dergileri alırken de bu kadar tantana yapılabilir. Mesela Cihan Ceylan’ın (Son sayıdaki süprizli karikatürüne de bittim) kitabında birkaç karikatürün birkaç kez basılmasına laf edebilirsiniz,çünkü orda 12 TL’ye satılan bir kitap var ama copy paste yapmışlar olmuş bitmiş havası var.

  • Bir de Ersin’in içtenliğinden fevkalade şüphe eden bir kitle var. Benim kendisine karşı öyle bir gıcıklığım yok, ağırlıklı ortalamada da severim. Gecikmeyle ilgili yazısı dergide yayınlasaydı cidden komik olurdu çünkü diğerlerinin de dediği gibi, bir daha geç çıkartmayacağını garanti etmiyorsan o yazı fazlasıyla iddialı olurdu. Veya biz bunun farkındayız bizi böyle kabul edin hali de tepki toplayabilirdi. Ama ben yazıdan, biz böyle bir hata yapıyoruz kendimizce sebeplerimiz var haklı değiliz ve inananın utanıyoruz da mealini çıkardım.

  • Çıkarmayan çok kişi varmış sözlükten de bunu gördüm. Bu ne şiddet bu ne celal dedim, bu yazıyı da bu sebeple yazdım. Dergidekilerin bu eleştilere kulak asacağından eminim, bir kısmının da bu sebeple demotive olacaklarını da düşünüyorum, okurla ne kadar farklı hissiyatlardayız diye.
  • Ama yani ben o dergide olsam, "almayın kardeşim o zaman" modeline girerdim hemen, bir Fırat karikatüründe de bunu kapak yapardım. Profosyenel camia böyle fevrilikleri kaldırmıyor, bu sebeple ben de amatör alemlerde takılmaya devam ediyorum zaten.

    Kıssadan hisse, ben Uykusuz’u hataları ile günahları ile sevmeye devam ediyorum. İnsanlar neden bu kadar anlayışsız onu da pek idrak edemiyorum.

    editsiz.

Ps.1. Başlık şarkısı Katır ile Malt

ps.2. O yazıya çok tepki geldi diye kaldırmak, Ersin'in hep takdr toplama güdüsününün bir işareti olabilir bunu da kabul ediyorum.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

ben ersin'in yazisini samimi buluyorum.. yani bir ozur bir bahane yok bi daha yapmicaz vs turunde biseyler yok..
ben tepkileri anlamiyorum , gerci onlari da anlamak lazım herseyi elestirebilen bir dergiyi okuyorlar.. e bu kitle illaki biseyleri elestirmeli degil mi :)

fuhrerschein

malumafatrus dedi ki...

Çarşı herşeye karşı gibi birşey mi bu?