30 Ağustos 2009 Pazar

"sana bittiğimden kendime kalmamışım"



Haftanın ve sonunun notları;

  • Saçlarım mevsimdönümü başlamadan dökülmeye başladırlar ve şuan dökülmenin son noktasındalar. 8 senedir saç dökülmesi ile haşır neşir olan biri olarak hala kel kalmadığıma şükretsem de, gelecek için ciddi anlamda tedirginim. En bildiğim ve başarılı çözüm olarak Pantagor'u koşup aldım eczaneden, ama diğer tüm önerilere de açığım.
  • Arda Turan- Sinem Kobal ikilisi sanırım şuan ilişkilerinin ne boyutta ilerleyeceğine karar verecekleri kiritik bir dönemden geçiyorlar. Yoksa yok Fenerbahçe'liyim yok şudur mazeretlerini akıllı insan yapmaz.
  • Eda Taşpınar- Nurettin Hasman ayrılığı bence çok da irdelenecek bir boyutta değil. Sonuçta 8 senelik bir ilişkinin önünde her şekil ve şartta iki son vardır; evlilik veyahut ayrılık. Ayrılık yüzdesi de bence evlilikten yüksektir, bu yüzden yaş farkını falan olaya katmaya bence pek gerek yok. İffetli kadın beyanatları da o anki ben demem bile diyenin ağzından çıkabilecek laflar sanki, o yüzden de fazla "çık çık" kınaması yapmamak lazım. Eda Taşpınar'ın bu ilişkisi üzün sürmez diye düşünüyor, bu vesileyle Eda Taşpınar'ı çok çirkin bulduğumu (vücuda bakmayı bırakıp yüzüne bakanlar hak verecektir) da ilan etmek istiyorum.
  • Restaurant Kabusları diye bir dizi başladı, benim gibi cumartesi gecesi evde olanlar izlemiştir. Programda Topaz'ın sahibi Kaya Demirer başka mekanlara danışmanlık veriyor. Program biraz acemice, ilerleyen bölümler nasıl olur bilmiyorum ama olayda kavga olacağından tutar sanki bu diye de düşünüyorum. Kaya Demirer de bence kamera karşısında gayet rahat (bolca vücut çalıştığı da fazlasıyla belli) ama lüks restaurant sahibi birinin orta direk bir mekana danışmanlığı ne kadar başarılı olur orası meçhul. ( Bir bol yemekyiyen notu: İlk programdaki restaurant sahibi abla (eğer gerçekse) da bence o işletmeden para kazanmayı hayal etmesin.)
  • Yeni ve minicik laptop'umda şifre hadisesi ile uğraşmayıp, görgüsüzlükle yüz tanıma hadisesi ile kendimi tanıtıyor ve kendimden soğuyorum. Kardeşim bu kamera ne acımasız bir şey, aynadakinden bile fena gösteriyor sizi kendinize. Bu sebeple en yakın zamanda şifresel durumlara geri dönerek, kendimi kandırmaya devam edeceğim.
  • Hanım'ın Çiftliği fragmanlarında Mehmet Aslantuğ'un biraz kilo aldığı belli oluyordu ama dün kendisini görünce biraz değil epeyyy kilo aldığını idrak ettim. Yine de oğluyla ikisi çok tatlı şekilde alışveriş yapıyorlardı, salak salak bakmaktan kendimi alıkoyamadım. Fragman demişken, bir sahnede yukarıdan sarkan mikrofonu da benim dışımda birileri de farketmiştir herhalde diye düşünüyorum.
  • Mustafa Sandal'ın reklam oyunculuğu bence şarkıcılığından çok daha iyi. Ama hala kim Muhabbet Hat kullanıyor, bu reklamlar neden yapılıyor orası benim için biraz muamma.(peki ama patlangoç nasıl bir kelimeuydurmasıdır ya?)
  • Berke Hürcan, bu kadar yakışıklı ve tatlıyken acaba neden başarılı olup da yardımcı oyuncu olmaktan öteye gidemiyor bunu da anlamıyorum.
Haftasonumu Tv. alemi çerçevesinde tükettiğiminin beyanı olan bu yazımı da sonlandırırken, biten yaz için şiir yazmaya gidiyorum.

ps. Başlık şarkısı şu an Sevda'nın Tv'de çalan şarkısından.

3 yorum:

farawaysoclose dedi ki...

haftasonu notlarına bir ekleme: kanal 1 de dawsons creek ilk sezonuyla tekrar başlamış :)

malumafatrus dedi ki...

evet ya sağolsun kanal 1 tekrar başladı yayına, benim uyanma vaktimde de tekrarını verdiklerinden yine ve yeniden izlemeye başladım.

farawaysoclose dedi ki...

sen söyleyince baktım, benim de kahvaltı saatime denk geliyormuş :) kahvaltıda blog okumak daha dengeli besliyor :P