10 Ağustos 2009 Pazartesi

"rüya değildin işte ordaydın"



Kısa tatile kısa notlar;

Gece yolculuğu uyuyabildiğiniz sürece gayet keyifli bir seyahat şekli,

Yine de karayolculuklarını pek sevmemek için haklı sebeplerim var,

Geyikli'den Ada'ya kalkan ilk vapur 9.00'da gözükürken, neden 8.00'de karşıya geçtik biz, özel bir uygulama mı vardı merak ettim ama kimseye sormadım,

Geçen sene de deniz bu kadar soğuk muydu, şüphelerim var. Ama yerli halkın da dediği gibi serinlemek için girilen suyun sıcak da olmaması lazım.. 
(yine de orta bir santigrad bulunabilirdi sanki)



Ayazma plajının kendini geliştirmesi için hangi işletmeciler devreye girer bilmiyorum ama Bozcadaspor kontrolünde pek gelişmeyeceği bence aşikar,

Tahmin edileceği üzere ada çok kalabalık,

Çanakkalede yaşasam ben de her haftasonu atlar giderim ama buralardan gitmek keyife ulaşmak için çekilen çile,

Çilenin adı Ulusoy ve Karayolları. Zaten az biraz karayolu seyahatim var, ikisinde de yol yapımı, ikisinde de upuzun beklemeler ve sonucunda tatile yakışmayan şekilde içimde oluşan derin kızgınlıklar ( çaresizliğin yarattığı isyan)

Ezine seferlerine başlayan Ulusoy, isterseniz sizi Geyikli'den alıyor ama bizim döndüğümüz arabanın Kamil KOç'tan hiç ama hiç farkı yoktu, o yüzden denemeye değer bir yanı sanki yok,



Arabayla gitmek avantajlı gibi, ama orada beklenecek vapur sırası da benim gibi kontrol manyakları için biraz ürkütücü,

Adaya neden otobüsler gidiyor, ileride birileri bu soruları sorar , sonra merkeze taşıt girişini yasaklar inşallah,

Kahve dünyasının "Damla sakızlı türk kahvesi"'ne alışınca orjinal damla sakızlı türk kahvesi biraz farklı, ama yine de bildiğimiz kahveden güzel,

Her şehir dışına çıktığımda ( ki fery'nin düşündüğünün aksine pek olamıyor bu) İstanbul'a özgü birşeyler özlüyorum,

Bir de iki tatildir baklava hayali ile yaşıyordum ki, bunun mantıklı bir açıklaması yok,

Ada'da hayat erken başlasa da toplu taşıma pek erken başlamıyor. Minübüsler 10.00'da hareket ediyor, taksilerin de pek erkenci oldukları söylenemez.

Ama erken kalkıp, kendilerini sabahın bir köründe Ayazma plajına atanların, huzuru ve beraberinde mutluluğu bulabileceklerini düşünüyorum,

Yazlık mekanda dövme yaptırma hadisesini pek itici buluyorum,



Gözle görüleceği üzere, millletin büyük bir yüzdesi, dövme yaptırmak istiyor ve bunu vücudunun en çok görülebildiği zamanlarda geçici usulle çözmek istiyor ki, bu yüzden tatil mekanından en in faaliyet geçici dövme yaptırmak,

Ama K. Atatürk diye geçici dövme yaptırmak sözün bittiği yerdir bende,

Bozcaada'nın hoppidi hopluk bir gece hayatı yok, zaten olduğu vakit burası da Çeşme veyahut Bodrum gibi biryer olacak,

5 Yıla kalmaz bunların da olacağını öngörüyorum, ama bu öngörü gidip adada bir ev, bir bağ satın almamı ne yazık ki yardımcı olmuyor,

İnsan nedendir bilinmez böyle yerlerde yerli halka uzaylı gibi yaklaşıp, turizm üzerine illa ki sohbet ediyor, ( sanırsın doğma büyüme metropol insanı)

Tatil sarhoşluğundan mıdır bilinmez, adadaki kediler bile sempatik geliyor bünyeme, özellikle küçük olduğu kadar şaşkın olanları annelerine rağmen izlemek istiyor insan,

Vahit'in Yeri; sahilde birşeyler atıştırmak istediğinizde en çok tercih edilen yer olduğu için bir yemekhaneden farkı olmuyor ve bu da mekana karşı hissiyatlarımı durağandan negatife dönüştürüyor,

Bütün tatil mekanlarında hangi gün olursa olsun"loto faaliyetleri yarın çekiliyor", bu hesapla haftanın en az 5 gününde çekilen talih oyunları var ve bu umutlar yaşayan sayısız insan,

Ben hep şansımı bir sonraki sefere saklıyor ve kısmetimle flört evresini uzatıyorum,

Haftasonu için gidince "Asıl haftaiçi gidip kalsam şöyle 5 gün, dinlenirdim mis gibi" diye düşünüyor, yaz bitmeden bari iki günlüğüne de başka nerelere gidebiliriz diye sorgulamalar yapıyorum,

Karayolu sıkıntısı içimi kaplıyor, fuhrerschein'e jet almayı öneriyorum, otopark sıkıntısı olmayacağından gayet olumlu bakıyor bu teklifime,

Ben yine de birden açılmamayı uygun gördüğümden, kiralama usulü ile hareket edebileceğimizi düşünüyorum.

Tatilimizi böyle saçma hayattan kaçma planları ile sonlandırarak bizi bekleyen sonu öteliyoruz,

Sonra Pazartesi oluyor...

Zaten yaz da bitecek korkusunu en azından Salı'ya kadar evden kovuyorum,

Anlamlı kelimeler rüzgarda kayboluyor.

Bu yazıda bu yüzde böyle bir bütünlük olmadan ortaya dökülüyor.

Ps. Fotoları yine gecikmeli olarak ekleyeğimden, şimdilik 2 sene önceki nostaljik fotoları yazımıza iliştiriyorum.

ps.2. Anlaşılacağı üzere ilgili yazımız editsizdir.

ps.3. Başlık şarkısı Hande Yener'in müzikal değişimlerinin ilk adımını attığı Apayrı'daki en güzel şarkısı Şefkat Gibi

1 yorum:

agapitos dedi ki...

Very nice blog
Agapitos from Greece
http://aeromodelling-agapitos.blogspot.com/