27 Ağustos 2009 Perşembe

"Muhasebe bilmiyorsan, kendinle yüzleşememe faturaların da pavyon hesabı oluyor"

Sorgulamalara diğer koldan devam ediyoruz.

RUH KESMESİ (PSİKOLOJİK GERİLİM)

Bir eylem kendi iradenizin (‘kontrol’ demiyorum bakınız,) dışına taşmışsa, o artık sadece maddi manevi ziyan getirmeye başlıyor.Yürekten gelen rüzgârla yazmanın lezzeti hiçbir şeyde yoktur. Böyle durup dururken, oturduğunuz yerde poyrazlar eser içinizde, nasıl ki ressam kişi içindeki fırtınaları tuvale yansıtır, müzisyen tuşlara abanır, işte yazmak da aynı merkezden beslenir; hezeyanın müptelası olursun, sarhoşluğundan başın döner.


Fakat bir sabah da kalkarsın ki, o genellikle hiç yatmadığın sabahlardandır, için bomboştur; mana yoktur, dinginlik bir çeşit dingillik haline gelmiştir, manalı fakat geç kalmış bir süreç yaşamaktasındır ve şimdiye kadar kendini ne kadar tanımadığınla yüzleşmişsindir, bunu özümsesen de uygulayacak mecalin yoktur. İşte bu bölüm bile çok lezzetlidir aslında. Ama kimseye bir şey anlatacak halin yoktur, ameliyattan çıkmış gibisindir, nasıl ki öleceğini bilen biri daha bir bağlanır hayata, gel gör ki ölecektir; son zamanlarını güzel geçirmeye bakar ama operasyonlar o kadar ağır geçmiştir ki, sadece denize bakmak, sakin bir yolda yürümek bile orada olduğunu anlatır. Uzlaşmanın tam içindesindir. Çünkü doğaya karşı artizlik yapıp da sert durursan, yolundan çekil diye, o da seni alır, çalar bir tarafa. Bunun izzeti nefsinin hesabı da olmaz.


Çünkü aslında hep o ‘güç’lerle uzlaştığınla tanışmışsındır. Artık bunun sorumluluğu
sendedir, kaçamazsın. İlahi komedya da burada başlamaktadır: Tanrı korkun, insanların bakışları, yargıları, kendi sesin haline gelmiş, sonunda da seni hani her bir çeşit sanat filminde olduğu gibi ana rahmi pozisyonunda korkular içinde iki büklüm yapmıştır.
Belki de mecalinin olmaması, bu pozisyona uzun zamandır yağlı ballı yiyecekler ve hırsların yüzünden geçmemenden ve ilk yapışta hamlamandandır. Et keser. Ruh da.
İşte bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen kendini toparlaman, o ‘güçlü’ hayatın içinde kalabilmendir. Bu zaten damarlarındaki asil kanda da mevcutmuş, kan şekerin düşük olsa da, zaar.
T.


İşte bu kadar bekletmesek, yumurta kapıya dayanmadan, temizliklerimizi daha önceden
yapsak fena mı olurdu. Kirler öyle bir yapışmış ki, tuz ruhu genzimi yaktı.
Matematik kafası bu yüzden gerekli.
Muhasebe bilmiyorsan, kendinle yüzleşememe faturaların da pavyon hesabı oluyor: O zamana kadar limitsizsin, hesap gelince bozuluyorsun. Yok öyle!
Ödeyeceksin kardeşim.
İçindeki ‘güçlüler’ de gelir o zaman hesap diye yakana yapışır, ağzını da kırar, kolunu da.
E masumiyet kanatlarından birkaç tülek de yolunur haliyle. Ehe ehe. Öhö öhö


AYÇA ŞEN

Hiç yorum yok: