22 Ağustos 2009 Cumartesi

"küçüğüm daha çok küçüğüm"


Dün öğle arasında tuhaf bir tesadüf ile 5 dk.lık 3D'li bir rollercoaster faaliyeti gerçekleştirdim. Bu sapla saman kıvamındaki iş hayatım için ciddi bir renkti ve bu yüzden de çok eğlendim.

En son aynı hadiseyi 10 sene önceki Tatilya gezimde gerçekleştirmiştim.

İşin komik yanı 10 sene önce ben küçük bir çocuk değildim. Fen Lise 1.sınıftaydım. Ve yeni açılan bir devlet okulu sosyalizasyonuna sahip okulum için Tatilya gezisi sağlam bir devrimdi. Bizde bu sebeple üşenmeyip, hem de bir de otobüsle Balıkesir'den İstanbul'a gittik. ( Sonraki senelerde ben basketbol maçları için 2 saatlik denizotobüslerini tercih ettim tabi)

Neyse efendim, lise hayatımın ilk ve son okul gezisi olduğundan hafızamızda güzel bir yere sahip olan bu Tatilya gezisi sayesinde ne kadar eğlendiğimizi dün tekrar hatırladım. Bir Cumartesi hevesle gittiğimiz yerde ilkokul ve ortaokul çocuklarının yanında kazık kadar kalsak da ( bizim yaşıtlarımı üniversite gezme turlarına başlamıştı bile) yatılı okul anlamsızlığından sonra saraya süşmüş gibiydik.

Tabiki en büyük eğlencemiz alabora olmuştu. O zaman sıra beklemek beni böyle deli etmezdi ama yemek sırasında falan içimizin bayıldığını ve sıraya kaynadığımızı hatırlıyorum. (Kötü eğitim böyle birşey işte. Yemekhana sırasında hep araya girince toplum içinde de aynı şeyi yapıyordu insan.)

Böyle adrenalin denemelerimin biri de Ankara'da sırf iddia uğruna gerçekleşmişti. Üniversite yıllarında Ankara'daki alışveriş merkezlerinin birinin bahçesinde yer alan ama nasıl bir şey olduğunu pek tarif edemediğim bir top vardı. Salıncak gibi olan ama bağlı olduğu epeyyyyyyce yüksek olan bu top, sizi yukarı fırlatıyor sonrasında yaylı ipler modeli bir aşağı bir sallanıyordunuz. Tabi bu arada sizi de bir kamera çekiyor ve aşağıda sizi bekleyen arkadaşlarınız da burdan halinizi görüp eğleniyordu.

Anlaşılacağı üzere bir zaman gençtik ve kanımızda nispeten fıkır fıkır akıyordu. Ama şimdi öğlen arasındaki 5 dk.lık minik eğlencelerle mutlu oluyoruz.

Bu yüzden yeni bir Tatilya hayali kuruyorum İstanbul için. Mümkünse bu sefer daha merkezde, olmadı Maslak taraflarında olsun ama illaki olsun. Hem bizim gibi asosyal okulların çocukları için okul faaliyeti olsun, hem 23 Nisan'da çocukları götürülecek yer belli olsun hem de biz artık kazık kadar olanlar senede birgün bir çılgınlık yapabilsin.

Kriz sonrası ilgili yatırımcılarla diğer Tatilya anılarımı ve önerilerimi seve seve paylaşacağımı belirtir, "ne güzel yerdin sen Tatilya" hissiyatındaki yazıma son veririm.

Bu yazıdan çıkartılamayacak sonuçlar;

  • Tatilya'yı da Barzani'nin satın aldığını ve Kuzey Irak'da açacağını öğrendim ki bu duruma daha da üzüldüm.
  • Çocuğunuzu yatılı okula göndermek için bir kez daha düşünün, Fen Lisesi için 3 kez daha düşünün.
  • Denizotobüsü hayatımdaki en büyük keşif veyahut icat, ondan gerisi benim için helikopter olabilir.
ps. Başlık şarkısı Küçüğüm ile Sezen Aksu

2 yorum:

Fery... dedi ki...

hiç Tatilya'ya gitmedim desem... şimdi yokluğunda keşke desem...

malumafatrus dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.