12 Ağustos 2009 Çarşamba

"küçücük bir hikayenin ardından gitmek içindir uykular"


Kitap okuma hızım bu aralar beni pek bahtiyar ediyor. Tatilllerin de sayesinde epeyce bir kitap bitirdim ve Fransız Süiti dışında da baltayı pek taşa vurmadım. Kendimi kaptırdığım kitaplara denk geldikçe, üniversitede bolca vaktimin olduğu dönemlere geri dönmeyi ve sabahlara kadar kitap okumayı hayal ediyorum. Zamanında böyle yaptığımdan değil, aksine zamanında o vakitlerimin değerini bilemediğimden böylesine hayıflanıyorum.

Şimdi sabahlara kadar okumasam bile bu saçma salak iş aleminden soyutlanmak için ilk fırsatta kitaplara sarılıyorum. İtiraf etmek gerekirse bu blog dışında da dişe dokunur başka bir faaliyetim yok ( depresyon hali). Kitapları birer birer devirdikçe de okuduğun son 4 kitap hangisi sorusunu hemen kafamda canlandıramıyorum. Benim gibi tüketim insanından da daha başka birşey beklenemezdi zira.

En büyük eksikliğim, bir heyecanla bitirdiğim kitabı "al bunu hemen oku" diyerek eline tutuşturacağım bir arkadaşımın olmaması, işte tam da bu sebeple bu yazıyı okuyorum.

Uzun zamandır okuduğum aksiyon filmlerinden sonra aradığım aşk romanı tesadüfen karşıma çıktı. Toplu kitap alımlarımın birinde, sebepsizce denk gelip, o saçma kapağına karşın aldığım kitap tam 18'lik genç kızlara uygun bir aşk romanı çıktı. Ben de bir saray enrikalarına bir de böyle vıcıklaşmayan aşk romanlarına bayılırım. O yüzden pek sevdim bu kitabı. Uzun süredir de hiç denk gelmemişti bu türde olanı ondan az biraz sevindim de.

Bu yüzden sana sesleniyorum sayın okur;

Denk geldiysen kitabın arkasındaki yazıdan ( Bu kitap bir Bridget Jones kitabı değil çünkü) veyahut kapağından ötürü bu kitaba pek şans vermedin muhtemelen ama bir yaz esintisi arıyorsan okuyacağın kitapta bence Sheile Oflanagan'ın En Tatlı Veda'sına bir şans verebilirsin. Şimdi sen bu devrikötesi cümleyi kurduktan sonra senin çok kitap okuduğuna inanıp, önerine nasıl kulak asıcam diye düşünebilirsin, inan bana hiç de haksız değilsin.

Benden söylemesi;

İlk 50 sayfa sonunda kitabın sonunu da tahmin edeceksin muhtemelen,

ama sen yine de oku,

Beğenirsen ne ala, beğenmezsen bizim dükkanın önerilerine bir daha kulak asmazsın.

Kitaba dair ek okurcu bilgisi;

  • Erkek okurcuların kitabı pek seveceğini tabiki de sanmıyorum.
  • O kitap tasarımını yapan da mümkünse kendini bir yerlerden atsın.
  • Kitabın yazarı sanırım böyle aşk meşk romanlarının üstadı. Diğer kitap isimleri de çok klişe ve direk itici gelecek türden ama yaz bitmeden ben okurum bu zat-ı muhteremin diğer kitaplarını da, hiç şaşırmam kendime.
  • Yaşlanıyorum korkusu ile 15'lik genç kız tercihlerine de büründüm ya, ilerileyen yıllarda ne olur halim bilinmez artık.
ps. Başlık şarkısı Uyan ile Jehan Barbur


6 yorum:

Fery... dedi ki...

nedennnn, benim bildiğim kadarıyla Ati'ye sürekli kitap tavsiyesinde bulunuyorsun, hatta o bana sorduğunda ben direkt Tuğba'ya sor diyorum :)

Puslu Kıtalar Atlası'ndan sonra bunu mı okusam? Bak beğenmezsem başının etini yerim :)

malumafatrus dedi ki...

ama Ati sorunca söylüyorum. Benim istediğim bir kitabı bitirir bitirmez hop diye al sende bu kitabı oku diye birinin eline tutuşturmak. Bence hazır tatil de bahaneyken gayet okuyabilirsin. Hatta akşam gel bize kitabı da al:)

Fery... dedi ki...

Bu akşam Ece için bir araya geliyoruz biz, haftaya gidiyor Dubai'ye :( onu uğurlayacağız... Olmadı tatil dönüşü gelirim ben :))

Bu post u da iletişim aracına dönüştürdük ya bravo bize :)

malumafatrus dedi ki...

kendi kendimize takılıyoruz işte, boşver:)

farawaysoclose dedi ki...

yakında olsam da ben gelip alsam kitabı :)
Fransız Suiti o kadar kötü mü? haftaya tatile gidiyorum, plaj kitabı olarak onu gözüme kestirdim.

İhsan Oktay Anar'ın "suskunlar"ını okumadıysanız tavsiye ederim. yeni değil, geçen sene çıkmıştı kitap,elif şafak'ın ahmet ümit'in sufizme ilgi duymasından önce yani :) çok daha samimi çok daha sürükleyici.

malumafatrus dedi ki...

Bugün D&R'da bu yazarın diğer kitaplarını sordum ve görevli çocuk bana romantik kısmında o diyince az biraz utandığımı itiraf etmeliyim:) Buna rağmen diğer kitaplarını da uzun vadede okumayı düşünüyorum.

Valla adresini göndermek istersen ben seve seve kitabı gönderirim:)Bence Fransız Suiti'nin giriş kısmı ( o kitaba dahil olunması gereken süreç) epey zorlu, ya da benim okuduğum dönemde bana öyle geldi. Ben de tatil de Marc Levy'nin Özgürlük İçin'inini okudum ki, o da İkinci DÜnya savaşına ait bir kitaptı ama bence insan kesinlikle tatilde daha light kitapları okumalı.
Bu arada önerini de en kısa zamanda alınacaklar listeme not ediyorum.