16 Ağustos 2009 Pazar

"ister bir ömür geçsin gel yeter"


Alışveriş bağımlısı olsam da mevcut da bir marka bağımlılığım yok.

Çanta konusunda ise marka cahili bile sayılabilirim.

Sağolsun eski iş arkadaşım ( yağmur yağınca kafasını değil, çantasını koruyan) bu konuda bana az biraz vizyon katmıştır. Herşeye rağmen o paraları o çantalara nasıl verebildiğini çözemedim.

Benim bir çantadan beklentim kıyafetime uyması ve istediğim eşyaları rahatça taşıyabilmem. Yine de itiraf etmem gerekirse az biraz Hermes hayranlığım vardır. Hatta bunun için normal bir çantadan bile daha fazla para verip güzel bir taklidini de almışlığım vardır. ( bununla gurur duymuyorum ama)

Benim içinse asıl çanta hadisesi ise Gön'dür. Belki hatırlayanlarınız vardır, bir zamanlar böyle bir marka vardı ve standart 4-5 modeli vardı. Ben üniversitede okuduğum müddetçe bu çantalara bakıp, okulu bitirip bir işe başladığımda ilk alınacaklar listeme koydum. Ama işte bugünün işini yarına bırakma diye boşuna söylememişler. Ben mezuniyet hayalleri kurarken, Gön çanta sahipleri iflas ederek piyasadan çıktı. Sonraki ara ki Gön çantayı bulabilesin.

Gözden uzak olan gönülden de ırak olduğu için Gön de Gön diye tutturmadım. Ama ne zamanki Kadıköy'de bir mağazada bu yadigarı gördüm, bana bir haller oldu. Çantaların piri fuhrerschein'a bu müjdeli haberi verince, bırakın hevesimi paylaşmayı "yok o adamlar battı, gördüğün modeller eskidir de şöyledir de böyledir " diyerek iftira kampanyasına başladı. Yine de dırdırıma boyun eğip, mağazaya gittiğimizde ise bunlar orjinal değile getirerek çantayı almama engel oldu. Ben de mecburen peki dedim, boynumu büküp evime geri döndüm. Ama işte unutmadım, unutturmadım, ondan sonra uzunca bir süre bana Gön al, bana Gön al diyerekten ( tüm yüzsüzlüğüm ile) fuhrerschein'ın başının etini yedim. Onla da kalmadım, internetten bulduğum bir telefonu aradım, fabrikanın şuan çalışıp çalışmadığını yeni sahiplerininin kim oldukları falan öğrendim. Anlaşılacağı üzere bu yola baş koydum, psikolojik baskıma devam ettim.

Bir noktadan sonra psikolojik baskımı yüzsüzlüğe dönüştürdüm ve doğumgünü hediyesi olarak ya Gön ya da Gön dedim. Fuhrerschein da halen bana ve yüzsüzlüğüme katlandığından üşenmedi ve gidip hayal kahramanımı bana aldı. Tabi bu alma süreci ve sonrasında yaşanan birkaç ufak detay daha var ama onlar da artık bana kalsın diyerek anlatmıyorum. Ama şunu söylemek gerekirse, dünden beri çantama bakıp aptal aptal sırıtıyorum. Bir madde ile mutluluk sahibi olmak pek fena birşey olsa dahi, yılların hayalini de gerçekleştirdiğim için bahtiyarım. Tabii halen çantanın orjinal olduğunu bilmiyoruz, çanta böylesine bir tedarik sorunu yaşarken, neden hala eski piyasa günlerindeki fiyattan satılıyor bunu da bilemiyoruz. Ama olsun mutluluğumu bu sorularla gölgelemek istemiyorum.

İnsanın senede birgün doğumgünü oluyor. Benim şımarıklığım sadece o güne özgü olmasa da bu yüzsüzlüğüm yitip giden gençliğim için bir teselli olacağından beni iğrenç bir insan olarak görmemenizi rica ediyorum.

Kısacası Lerzan Mutlu ben mutlu gibi şapşal bir haldeyim, muhteşem çantamla beraber affınıza sığınıyorum.

Bu yazıdan çıkartılamayacak sonuçlar;
  • Hermes'in taklidini alsam, orjinaline de birgün sahip olma hayalim olsa da ömrü billah bu kadar taklidi olan, orjinalinin nasıl anlaşılacağından bile şüpheli olduğum Louis Vuitton çanta almayı düşünmem. Piyasada bu kadar taklidi olan bir çantanın orjinalini insan almaya nasıl cesaret eder onu da anlamam.
  • Çanta faaliyetlerim vesilesiyle( anlatılmayan kısıma ilişkin) uzun süre sonra Kadıköy'e gittim, öncelikle vapur çok daha hızlı gidiyor ki,yarım saat mıy mıy gitmemekten ötürü çok memnun oldum.
  • Açlıktan öldüğümden Happy Moons'ta nostalji yapayım istedim, şansıma onlarda tadilata girmişti. Zaten ben halen tek başıma yemek yemeyi sevmiyorum bunu da hatırladım.
  • Kadıköy'de herşey değişse de Mango Outlet'in kalabalığı değişmiyor. Sanki Bahariye'ye giden herkes oraya mutlaka uğramalı. Misal ben dağınık hallerden alışveriş yapmayı beceremesem de bir ihtimal uğramadan geçmiyorum oraya.
  • Tadelle, Body Shop, Armani White, Gön derken zevklerimin bu ülkede pek para kazandırmadığı gerçeğinin farkına da bir kez vardım:)

ps. Başlık şarkısı Candan Erçetin ile Gel Yeter


ps.2. Yeni çantamın fotoğrafını çekmediğim, internetten de bu modeli buldum ama benimki daha güzel:) Yazıyı okuyup da bu mu demeyin.

5 yorum:

kusburnu dedi ki...

hadi bakalım, gözün aydın olsun.. bigün tak koluna getir de görelim şu meşhur çantayı.
bu vesileyle burdan da doğumgününü kutlarım arkadaşım. iyi ki doğmuşsun!

malumafatrus dedi ki...

deli misin, direk yarın takacağım zaten:)ve sonrasında bırakabilir miyim ondan da emin değilim

Aslı dedi ki...

Gön Deri ya bilmem mi :))

Armani white, body shop, tadelle! Aynenn!

malumafatrus dedi ki...

:)) O zaman beni en iyi sen anlarsın. Bu sevdiğin herşeyin peşinden savaş verme hali için yapacağımız en iyi şey sanırım bir dernek kurup, sesimizi duyurmak, öyle hop diye piyasadan çıkıp gidemezsiniz demek. "Üretimdenkalkan ama kalbimizdekalan ürünler" türünde de bir ad da halimize uyar sanırım.

Aslı dedi ki...

Ben varım.
O haldee, bir zamanlar alıp da iki fıstan sonra yanlışlıkla kırdığım ve şu anda hiç bir yerde bulamadığım Cerutti 1881 de te summer'ı da lütfen listeye koyalım.
Nasıl burnumda kokuyor kokusu :((