28 Ağustos 2009 Cuma

"bu sevda bambaska avare eden"



Bir cuma akşamı uyumak yerine bu vakitte çalışıyor olmam, yaptığım sosyalijik tespitleri kağıda dökmeme engel olmadı. Gerçi kullandığım sistem az biraz hızlı çalışsaydı, ne bu iş bu kadar uzardı ne de ben de bekleme arasına bir yazı sıkıştırıp iki gıdımlık dikkkatimi iyice dağıtırdım.

Bizim buralarda bazı dengeler epeyce değişti. Bir bahar temizliğini yaz ayında yaptığımız için yeni insalar, yeni görevler falanlar filanlar ile uğraşıyoruz. Ben daha çok sabit kalıp, yeni insanlarla yeni bir düzen oluşturmaya çalışan kısımdayım. Şanslı mıyım değil miyim tartışılır.

Zaten bu yazıda derdimiz bu değil. Bu yazımızın derdi zirvedeki insan yalnızlığı.

Belki benim tespitlerim bilumum erkek kadın dergilerinde yazılmıştır, hatta hürriyet IK da konuya değinmiştir, kaldı ki burda evrekalık bir hadise de yok ama ben bu aralar gözüme fazlasıyla battığı için bu konuya değinmek istiyorum.
Kariyerinde ilerlemiş insanların büyük bölümü ( en azından benim gördüklerim) ya bekar, ya da boşanmışlar.
Başarılı kadınlar, ya bakımsız ve mutsuz ya da insaniyetten uzaklar.


Erkekler fırsatları değerlendirmek için özgür kalmayı tercih edip, daha sonra özgür kalmaya mecbur hale dönmüşler.
  • Hem bakımlı/güzel, hem insaniyeti yüksek, hem zeki, hem de olduğu yerin hakkını veren ve kompleksleri olmayan (hırsı gözünü bürümemiş) bir kadın yönetici;
  • Hem mutlu bir evliliği olup ailesine yeteri kadar zaman ayıran, hem karizmatik hem de aşırı çalışma bağımlısı olmayan bir erkek yönetici;


Bizim mahallelerde yok ve benim için bir ütopya. Tanıdığım birçok yöneticiyi düşündüm, ideal tabloya daha ulaşamadım. Elbette bazı şanslılar vardır, elbette bazıları da ileride böyle olacaktır.
Ama kabul edelim, ya yalnız oldukları için kendilerini çalışmaya ( bir kısmı da aksine sosyal faaliyete) adıyorlar; ya da çok çalıştıkları öncelikleri değiştiği için yalnız kalıyorlar.
Yani bırakın çocuk da yaparım kariyeri; insanlar kariyer yollarında daha iki kişi olarak bile ilerlemeyi beceremiyorlar.


İşte ben de bu yazıyı; ileride benden hiçbir şey olmazsa, ben aşkı seçtim diye mazeret üretebilmek için yazıyorum, yoksa herkesin derdi kendine. Kimsenin durumu üzülecek veya özenilecek durumda değil şuan benim için.


Çünkü iş dediğimiz şey bugün benim için yürüttüğüm hayatsal faaliyetlerin ana sponsoru olmaktan başka birşey değil.

...
 

Ps.1. Başlık şarkısı Bir Zamanlar Fırtınalar Estirirdim ile Mazhar Alanson


Ps.2. Foto da kariyerler ilgili olduğundan Meral Erdoğan'dan.

4 yorum:

farawaysoclose dedi ki...

Ayşe Arman'nın okur mektuplarından öğrendiğimiz kadarıyla, "çocuk da yaparım kariyer de, saçımı süpürge etmem fönü manikürü eksik etmem" kadınları üstüne üstlük kocaları ile seks de yapamıyormuş, beyfendilerin canı istemiyormuş.

"no pain no gain" felsefesi ile büyüyüp elde hiçbirşeyin olmadığını görmek de kötü :(

malumafatrus dedi ki...

ben zaten böyle hırs küpü kadınların çocukları olmamasından yanayım. Ne onlar vicdan azabı çeksin, ne de sevgisiz çocuklar yetişsin.

Tanıdığım 40'lı yaşlarında hiçbir erkek "iyi ki evlendim" demiyor, Ayşe Arman seks konularını ve H.Uluç'u bıraktığı vakit, bence buna da eğilsin.

Adsız dedi ki...

sevgili blog sahipcisi insan..

simdi kariyerin tanimini yapmak lazim burda dediklerinize ek olarak..

bozcaada da sarap bağı olan adam kariyerinin zirvesindemidir mesela.. yoksa o kariyer degil midir ?

istersen soyle duzeltelim bizim bildigimiz ortamda ki ( banka, telekom, perakende vırt zırt) kariyerler, insanların insanca kalmasini engelleyip sizin belirttiginiz semptomların bir hayata dağılmış şekilde ortaya çıkmasına neden oluyor

buda benim tespitim
fuhrerschein

malumafatrus dedi ki...

o zaman kariyeri kara kariyer ve ak kariyer olarak ikiye ayıralım. Bu yazıda bahsi geçen kariyer kara olsun.