15 Ağustos 2009 Cumartesi

"Bebek'te üç beş tur atarım"



İstanbul yerlisi değilim.

( bu durumda istanbul hanımefendisi de olamıyorum:P )

Haliyle Bebek'in de yerlisi olamıyorum.

Yani Bebek yerlilerinin şikayet ettiği kalabalıktan biri de ben sayılabilirim.

Ama yine de Bebek ve artan mekan popülasyonuna ilişkin fikriyatımı çiziktirme hürriyetinde buldum kendimi.

Geçenlerde Bebek’de açılan Kitchenette’e gittik. En son Kanyon’da bir kış günü asabiyetimi bozmaları münasebiyle uzun süredir elimi ayağımı çekmiştim ama mekanın lokasyonu gereği insan yinede bir girelim diyor, bizde aynen bu hissiyat içinde girip yerimizi aldık.

Şansımıza daha tıklım halini almamıştı, yani bahçede bir yer için ne kadar bekleriz diye kimseyle muhatap olmadık. Ama işte yavaş yavaş populasyon artınca haliyle şu soru soruldu.

“Ne olacak Bebek’in bu artan popülarite halleri?” Bilen bilir Midpoint, House Cafe, Kitchenette sonrasında açılmayı bekleyen birde Kırıntı mevcut Bebek’de. Bunların dışında birde pek güzide butik restaurant cafeler var. Ve ben baktığımda hepsi bir şekilde dolu. Yani Bebek’de müşteri çalma derdi yok, sadece cevap verilemeyen talebe cevap verme hali var.

Kaldı ki ben haftasonu Cuma Cumartesi hallerini görmeden yazıyorum bu yazıyı. Tabii birde Eylül olucak, o zaman zirveye çıkan müşteri populasyonu kışla beraber ne hal alıcak onu pek öngeremiyorum.

Bebek Etiler yokuşundan inmek biraz daha kolay olsa da ulaşımı gerçekten zor bir semtimiz. Bu durumda biz neden Bebek’e gidiyoruz sorusuna cevap arıyorum.

Benim cevabım; Nişantaşı ve Cihangir’e gitmekten sıkıldığım, Emirgan’ı uzak bulduğum vakitlerde sahil mekanı aramam, Arnavutköy’de balık yemekten başka alternatif bulamamamdır.

Siz ne düşünürsünüz diye görüş alıp, bunu Pazar araştırma firmalarına satmayı planlamaktayım.


....



Bu yazı 20 Ağustos 2008'de yazıldı. O günden bu zamana aslında değişen bir şey yok. Hatta Nisan ve Mayıs döneminde söz konusu ilgi ve alaka daha da abartı bir hale geliyor. Artık bunu kabullendim, gitmiyorum rahatım derken, dün akşam yine Bebek'e yolum düştü. Bodrum'da, Bozcaada'da, denizotobüsünde rastladığım tatilseverler dolayısı ile artık kalabalık olmayacağını düşündüm bu semt, hızını hiç kesmeden hayatına devam ediyordu. Geçen seneden bu zamana açılan Kırıntı'da dopdolu mekanlar kervanına girmişti ama insanlar halen Bebek'ten sıkılmamışlardı. Bu hep artan müşteriden pay kapmak için Kitchenette'ın yanındaki kaç yıllık Gülen Köfte ( Yeni haliyle Bebek Izgara) bile tarzını değiştirmek zorunda kaldı.

Kısmet olur da 2010 yazını buralarda geçirirsem haliyeti ruhun değişmesini ve artık İstanbul'un başka favori mekanlara sahip olmasını hayal ediyorum.

Hiç yorum yok: