8 Temmuz 2009 Çarşamba

"ve simdi zemberekten kurtulan bozuk bir akreple yelkovan "


Oray Eğin’i sevmem.

Oray Eğin’le aynı fikirde olmaktan pek hazzetmem ama bugünkü yazısında
Deniz Seki için söyledikleriyle aynı hissiyattayım.

Hapishanelerde binlerce kader mahkumu var. Deniz Seki de bir kere tutuklanıp serbest bırakıldığı ve sonra tekrar tutuklanıp da mahkemeye ikiyüzküsür gün sonra çıkacağı için mağdur olabilir evet, suçu ispatlanmamıştır bu durumda sanıktır buna da evet.

Ama bu kadın hem evli bir adamla beraber olmayı seçen, hem de uyuşturucu kullanan bir kadındır. Yani bir konuda mağdur olmak diğer hatalarından ötürü de sudan çıkmış ak kaşık muamelesi yaptırmayı gerektirmemeli. Yaşadıkları kolay şeyler değil, belki olayda avukatların dediği gibi art niyet de var ama eğer denilen doğruysa ve para alışverişinden ötürü başkaları için mal alıyorum falan diye yalanlar atar hale geldiyse durumun ne kadar vahim olduğu fazlasıyla aşikar değil mi?

Asıl komik olan da Ayşe Arman’ın Deniz Seki’yi tasvir edişi. O kadar güzelleşmiş ki falan deyişi. Yahu hatun o kadar sık kullandığı kokaini bırakmış ( alkol de keza), bir nevi zoraki detoks bu, elbet vücut kendine gelir. Gerçi şu da var, röportajda Ayşe Arman kendisini bir gazeteci olarak değil de Deniz Seki’nin arkadaşı olarak gördüğünü kabul ediyor. Onun için de bu yanlı halini az biraz mazur görüyoruz.

Bu yaşanılanlar sırasında yaşanılan dev aşkın diğer tarafı Hüsnü Şenlendirici’nin erkekliğin %90’ı olan eylemi gerçekleştirdi ve kaçtı. İlişkinin başından beri bu ilişki için saçma sapan savaş veren de Deniz Seki’ydi zaten. Ama bence Deniz Seki’nin hatası kendisi için ailesini, beraber büyüdüğü kadını arka plana atan adamın gün gelince onu da aynı şekilde terkedeceğini öngörememesi oldu. Heleki kokain alemlerini beraber yaptığı sevgilisinin dışardayken sadece kendisinin hapiste olması insanı aşk kazasından da hallice yapar. Ben mesela onun yerinde olsam hapisten çıkınca uzun süre yurtdışında yaşayıp yaşanılanların unutulmasını beklerdim ama bence o, ben şöyle savaştım, böyle iyi niyetliydim, bu kadar mağdur edildim şeklinde hep gündemimizde olacak.

"Bir kere engelliler için çalışmak istiyorum. Sonra uyuşturucu karşıtı derneklerde görev almak istiyorum. Müzikal yazmak istiyorum. Bir cezaevi müzikali düşünüyorum. Bir de cezaevi sergisi. Her şeyi saklıyorum. Çamaşır yıkadığımız leğeni, yemek yediğimiz tabakları, çatalları, bıçakları. Sadece benim hayatımın bir kesitini anlatan bir sergi olmayacak, buradaki arkadaşlarımın ruh hallerini de, duygularını da yansıtacak..."


Yukarıdaki paragrafda bahsettiklerini de inşallah gerçekleştirmez diye umut ediyorum.


Fery yine diyecek ki, bitmedi bu kadınla derdin.

Fuhrerschein diyecek ki, büyük konuşma insanın başına ne geleceği belli olmaz.

Bilgi, ben çok üzülüyorum bu kadın için ya diyecek.

Ben de gazetelerden bildiğim bir hayat üzerine böyle atıp tuttuğum için hafif vicdan azabı çekeceğim. Ama ben de Oray Eğin’in sorduğu soruyu tekrarlıyacağım;

Ayrıcalığı ne, sırrı ne bu kahramanlık pozisyonunun?

ps. Başlık şarkısı Ayça Şen - Büyüdük.

ps.2. Fotoğraf bir süre daha Sadi Güran'dan.

1 yorum:

Aslı dedi ki...

Gerçekten de ayrıcalığı ne?
Seninle aynı fikirdeyim bu konuda.