20 Temmuz 2009 Pazartesi

"umudum yarinlarda"


Pek muhterem okur,

Sana bu satırları Bodrum havaalanından yazıyorum, kısmet olursa yazımın bir kısmına da uçakta devam ederim. Veyahut önüme bir sürü engeller çıkar sen bu yazıyı ancak Pazartesi okursun onu şu an kestiremiyorum.

Tatil bitti depresyonuna girmem daha önce sözünü verdiğim tatil gözlemeleri ( bunu bilinçli yazdım) vol.2.’yi yazmama engel değil.

Müsadenizle bu bölümde Bodrum’un sosyetik hallerine istinaden gözlemlerimi iliştireceğim ve yazıyı da ben ve benden daha da az tatil bilmezleri düşünerek tane tane detaylandıracağım.

Rüzgarına kuırban olduğum Gölköy bizim televizyon camiasından tanıdığımız Türkbükü ile bir nevi kardeş. Yani aslında biraz devlet zoruyla oluşturulan bir kardeşlik bu. İkisi de Göltürkbükü adı altında belediyeleştirilmiş, dolmuşları ortak, yanyana sahil şeridindeler ama tarzları azıcık farklı. Türkbükünü benim gibi sadece magazin aleminden bilen biri oraya adım atar atmaz sağında Süreyya Yalçın solunda Demet Akalın göreceğini zannediyor tabii. Ama aslında bildiğimiz bir tatil mekanı Türkbükü. Her şey o köprüde bitiyor.

Köprünün sağı ve solu olarak ince biz çizgi çizilmiş. Sağında her şey Gölköy tarzındayken, solunda hadiseler azıcık conconlaşıyor. Gündüzleri lola beach popülerken, akşamları ship a hoy daha revaçta. Divan Palmira ise hep kalabalık ve ünlülü. Ama o haberlerdeki görüntülerin ağırlıklı ortalamada haftasonu çekildiği bir gerçek. Benim tanık olduğum birkaç akşamda da hoppidi hop partiler fazlasıyla softtu.

Zaten asıl partiyi uzakta ararken yanımızda bulduk. Emre Ergani’nin Bianca Beach’i sağolsun alemler odamızda bile dinlenir hale geldi. Bianca haftaiçi gündüz vakti gayet sinek avlayan bir mekan da olsa, akşamları ve özellikle de haftasonları tıklım tıklım olmayı iyi biliyor. Türkbükü’ nden akşam vakitlerinde vıyn vıyn diye giden sürat teknelerinin , jet skilerin güzergahı da range rover’ların güzergahı da Bianca Beach oluyor. Peki ben gidip eller havaya yaptım mı oralarda? Hayır, sadece bir gözlemci olarak çok bilmişlik yapmak istiyorum.

Ben bahsi geçen mekanı en son bir Cumartesi öğleden sonrasında gördüğüm için, hafızamda hep o kalabalık hali kalacak. Ve kabul etmek gerekir ki, insanlar oraya deniz veya güneşten ziyade sosyal bir ortam için gidiyor.



Ama misal Xuma böyle değil. Xuma da Cumartesi günü kalabalık oluyordur muhtemelen ama en azından kendi kendinize kalma şansınız biraz daha yüksek. Ama genel olarak hava rüzgarlı, deniz dalgalı ise orası da sizin gibi akıllılarla dolu olacaktır şaşırmayınız. Yok siz alem için gidiyorsanız onun da yeri belli. Yine de benim önerim belli bir noktadan sonra “maalesef doluyuz, bu yüzden sizi alamıyoruz” demeyi öğrenmeleri.

Velhasıl sayın okur, herkesin kendine göre Bodrum'u var. Doğru yere demir atarsanız gönlünüzce bir tatil de yaparsınız. Hepiniz o koylardaki teknelere sahip olabilir misiniz orası biraz şüpheli :)

Bu yazıdan çıkartılamayacak sonuçlar;

Yazın kitabı bence Elif Şafak'ın kitabı Aşk. Gri kapaklısı pembe kapaklısı farketmeden en çok görülen kitap bu oldu.

Bense Marc Levy' nin Özgürlük için kitabını okudum. Bundan önceki kitaplarından çok farklı bir tarzda yazılmış kitap tatil dışında okunursa daha güzel olur sanki gibi geldi ama ben yine de Uykusuz okumak dışında kalan vaktimde kitabı bitirdim.

Bodrum da zaten İstanbul'un sayfiye mekanı olduğu için eğlence babında herkese uygun bir yer var.

Kaldığımız otele giriş yaptığımız gün, Banu Alkan çıkış yapmış, tekrar gelir dediler, bekledim de gelmedi.

İnsan tatilde tuhaf bir şekilde dondurma yeme isteği ile doluyor. Bunu da İsviçreli bilim adamları bir ara inceler diye ummmaktayım.

Çoğu tatil mekanı gibi, Bodrum da Mayıs veya Eylül ayında daha sakin ve güzeldir muhakkak.

Türkbükü'ndeki silahlı hadise ise Tv.'lerin yansıtmaya çalıştığı gibi köprünün solunda değil sağında (yurdum insanı kısmında) gerçekleşmiş. Biz akşamında o mekanda yemek yemeyi düşünürken bunu bilmiyorduk tabi :)

Bodrum tatilinin ana fikri;

İstanbul'dan kaçmak için İstanbullunun en çok olduğu yerde tatil yapmak pek rasyonel değil.


Bodrum'un bir reklam sloganına ihtiyacı olsa, “Herkes Bodrum'da sen neredesin?” - orjinallikten uzak olsa da- ilk önerim olurdu.

Asıl sloganım (derdim) ise “tatil bitti ben neyleyim?”

edited by fery.

ps. Başlık şarkısı ısrarla Kumsalda.

ps.2. Daha çok fotoğrafım vardı, yüklemeyi beceremedim. Evden düzeltmeleri yaparım artık.


Hiç yorum yok: