4 Temmuz 2009 Cumartesi

"ne istediğini bilmeyen belki de benim"


Oradan buradan haftanın özeti;

  • 1 haftadır dilimde aft mı yaramı olduğunu anlamadığım bir sızı ile geziyorum. Yemek yemek de konuşmak da çile haline döndüğünden kendimi birçok kez Orhan Gencebay'ın "dil yarası dil yarası en acı yara imiş " mısralarını mırıldanırken buldum.
  • Yaz geldi, bizim park kapasitesini doldurdu ama nedense benim geçen seneki mısırcı amcam daha buralara teşrif etmedi. Belki de kendisi artık zengin mahalle mısırcısı olmuştur.
  • Bizim mahalleden bahsetmişken, bilginin bu sabah başına geleni de paylaşmalıyım. Markete giderken bir kız kendisini durdurup, elbisenin fermuarını çekmesini istemiş. Kızcağız yalnız yaşadığını belirtmiş ve sonrasında da kamuflaj olarak açtığı saçlarını kaldırmış ki bilgi de fermuarı çekebilsin. Bu koca metropolde yalnız yaşamak böylesine çaresiz bırakıyor insanları demek ki,İsviçreli bilim adamları artık yumurta ve kafeini araştırmayı bırakıp böyle faydalı konularda araştırmalar yapsınlar bence ( mesela otomatik fermuarlı elbiseler).
  • Bizim mahalleden devam edelim. Fön çektirme dertlerim, etrafta doğru düzgün saçföncüsü ( benim yarattığım özel bir isim) bulamamam falan beni doğal yollara sevk etti. Her akşam saçlarımı sararak doğal bir model yakaladım. Demek ki çaresizlik insanın kendi yeteneklerini keşfetmesine sebep oluyormuş. Belki cidden tüketim toplumunda olmamızdan ötürü daha farkedemediğim nice yeteneğim var, onları da ilerleyen süreçte tespit etmeyi hayal ediyorum.
  • Malumunuz indirim vakti. Her mekandan saat başı bir mesaj geliyor. Bence CRM'in iyisi bu mesajların karşılıklı olanındadır. Ben mesela alışveriş sonrası görüşlerimi bu mesajlara cevap olarak göndermek istiyorum. Şu mağazadaki elamanınız indirim depresyonuna girmiş, şurdaki pek yardımcı oldu falan gibilerinden.
  • İndirimle beraber çıldıran mağazalarımızın soyunma odaları için de bir iki kuple etmeliyim. Öncelikle eşşek gibi spotları olan ve bu yüzden hamama girmişsiniz hissi veren soyunma kabinlerinden, adaplı bir kapısı olmayan ve perdeli olanlardan, içinde aynası olmayan soyunma kabinlerinden( illa dışarıdaki aynaya bakmak zorunda kalmamalıyım) nefret ediyorum.
  • Düne karşı Fazıl Say için pozitif veyahut negatif bir hissiyatım yoktu ama kendisi Cuma akşamı yan masamıza teşrif edince kendisinin antipatik olduğu hakkında net bir fikre kapıldım. Bir de resmen piyasaya çıkmış gibi bir hali vardı ki, bu kendisini daha da itici hale getirmiş.
  • Dün Fazıl Say'la kalmadım bir de eski lise arkadaşımı gördüm ki, kendisini pek sevmem. İşin kötüsü sevmeme hali kelimelere dökülmediğinden gördüğünde sempatik bir tebessümle iki kelam etmek zorunluluğu da olduğundan çaktırmadan ortamlardan kaçıyoruz.
  • Gezdiğim tüm mağazalarda da istinasız Pitbull'un "i know you want me" şarkısı çalıyor , radyo dinlemeyen bir insan olarak bu şarkıyı mağazalarda duydum ki, alışveriş kapasiteme de bağlı olarak şarkıyı ezberlemem yakındır.
  • Nişantaşı'nın bir dondurmacıya ihtiyacı var ki halen bir serbest girişimcinin konuya müdahil olamamasına fevkalade şaşıyorum.
  • Bu yazki hedeflerimden biri de IDO'nun mehtaplı geceler organizasyonuna katılmak ki, ben İdo'nun yerinde olsam sadece sanat musikisi ile sınırlandırmazdım organizasyonu. Ama bahsettiğimiz kurum IDO olunca buna da şükür diyorum.
  • Satırlarımı Wimbledon erkekler finalini izlerken yazıyorum ki, bu seriyi güneş tepelerindeyken izleyen seyircilere de ayrıca tebriklerimi sunmak isterim. İnsan o kadar saat, bir o yana bir bu yana baka baka sıkılmaz mı yahu? Bir de şu zamanda bitecek diye bir deadline da yok. Sanki onların da penaltısı olsa seyirci huzuru bulurdu diye düşünüyorum tüm cehaletimle.
  • Şampiyonluk adayım şehla gözlü Roddick'e ( final maçından önce kendini tanımıyordum) başarılar dilerken, bizim gibi sabah 9 akşam 6 fanilerine de güzel bir hafta ve şıp diye geçecek bir Pazartesi diliyorum.
ps. Foto daha önce de kullandığım Piyale Madra karikatürü.

ps.2. Başlık şarkısı Erdem Yener ile Anlama

2 yorum:

Fery... dedi ki...

Fermuarını Bilgi'ye çektiren kızı tebrik ettim ne azimmiş ne elbiseymiş fermuarını çekemese de giymiş ben heralde giymezdim çok iyimiş yahu :))

malumafatrus dedi ki...

Bence kız azıcık da yeteneksizmiş. Ben çok kez bu durumla başbaşa kaldım, azmimle deher seferinde fermuarı çekebildim. Yalnız başına yapamadıklarını hiç olmadı yabancı birinden rica ederim diye düşünmektense tek başına nasıl çözüm üretebilirim önce onu düşünmeli insan.