6 Temmuz 2009 Pazartesi

"mahkum ettiremez kimse beni aşktan sebep"

Haftalık fikir karmaşası;


* Tarihin arka odası’yla babam sayesinde tanıştım. Aslında programın 3 konuğunu ayrı ayrı itici bulmakla beraber nedendir bilinmez tv’de gördüğümde kanalı değiştirmiyorum. Pelin Batu bence ses tonu, konuşma şekliyle falan ne zaman görsem nasıl oyuncu oldu bu hatun yahu sorusunu da sordurtuyor bana. Murat Bardakçı’nın da ses tonu maşallah. En normal konuşan Erhan Afyoncu ki o da onlara kıyasla normal bir ses tonunda. Bilgi anlamında ise, Pelin Batu araştırmacı öğrenci, Erhan Afyoncu araştırmacı profesör, Murat Bardakçı ise ordinaryus profesör gibi. Erhan Afyoncu sanırım haylice bağnaz. Murat Bardakçı ile kendisi başbaşa program yapsa kimseler izlemez diye düşündüklerinden Pelin Batu’ya katlanıyorlar diye düşünüyorum. Velhasıl kelam onları izlerken böyle tarihin derinliklerinde ben de kaybolayım istiyorum. Sonra uyuyakalıyorum TV karşısında herşeyi unutuyorum.

* Prison Break dün akşam itibariyle bitti. Ya da ben öyle sanıyorum ama Michael Scolfield öldü. Bence 1 sezonla yetinse bir efsane olacak dizi, çoğu izleyici de “ ne bu şimdi ya?” tepkisi ile ekranlara veda etti. Son sezonu pek sıkı takip etmediğim için, bazı detayları gözden kaçırmış olabilirim ama öldü dediğimiz bu kadar adamın sonradan canlanmasına karşın finalde ölen kişinin Michael olması senaristlere derin hissiyatlar beslememe vesile oldu. Gerçi her ölenin dirildiği bir ortamda onun da aslında ölmemiş olması beni de hiç şaşırtmaz. 1. bölümü yayınlamaya başlayan Star Tv’nin yerinde olsaydım, diziyi “kaderden kaçış yok” olarak Türkçe’ye çevirirdim ki benim diziden anladığım ana fikir bu.

* “Futbolun adaleti olsa” klişesini dünkü Wimbledon erkekler finali sonrasında tenise de adapte etmek gereksinimi duydum. Sen o kadar saat jet hızıyla servisler at, şampiyona kök söktür ama sonra bir hata ile hop diye küçücük tepsiye mahkum ol. Zavallı Roddick gözyaşlarını zor tutarkene kendisine mikrofon doğrultan zihniyete de teessüflerimi sunuyorum.

* Uzun zamandan sonra ilk kez Cumartesi akşamı sahil taraflarında gezinirken teknede düğün hadisesinin ne kadar rağbet gördüğünü keşfettim ki, “kocatankerçarpmasımağduru” bir şahıs kişisi olmama rağmen İstanbul için ideal bir düğün organizasyonu olarak görmekteyim bu hadiseyi.

* 90 Dakika da yeni sezonda devam etmeyecekmiş ki, bence zaten Kenan Onuk vefat ettikten sonra eski güzelliği kalmamıştı. 12 yıldır sürüyormuş program bu bile hayatın ne kadar çabuk geçtiğine bir kanıt olmalı.

* Haftasonu Kenan Doğulu’nun seks bağımlısı ( 20’lik çıtırlarla), fuhrerschein’ın da Kenan’a gıcık olduğunu öğrendim ki, bu iki haber de fevkalade sarstı beni.

* Yazın ortasına gelmişken halen bir açıkhava konserine gidememenin üzüntüsünü, haftaya tatile gidecek olmanın heyecanını ortaya karışık hallerde yaşıyorum.

* Ersin’in sandık içinden sonra başladığı “sevgili günlük” serisinde “hissiyatlı, temiz yüzlü iyi aile çocuğu “ imajını sarsmak için bilinçli hareket ettiğini düşünüyorum ve son gelişmeler çerçevesinde Uykusuz’daki en favori yazar-çizercimi Cihan Ceylan olarak ilan ediyorum. Haftaya kitabı da çıkıyormuş, bunu da duymayanlara buradan duyuruyorum.

* Arnavutköy Girandola’nın ( böyle yazılmıyordur muhtemelen) dondurmadan soğuyan bünyeme ilaç gibi geldiğini de belirtmeliyim. Geçen seneden başlayan damla sakızlı ürün sempatim bu sene de devam ettiğinden, favori külahım da sakız ve after eight’den oluşuyor. Dondurmayla ilgili bir diğer hassasiyetim de bir süre sonra içimi bayması. Öyle ki her dondurmadan sonra bir kuple ekmek yeme hissiyatım halen azalmadı.


* Saba Tümer’in bir dönem Davut Güloğlu ile çıktığını öğrenen bünyemin haliyetini size tasvir edemem sayın okur, ki koyu Saba Tümer fanlarını siz düşünün artık. Magazin aleminde hep böyle şaşakaldığımız ilişkiler olduğu için belki de Arzum Onan- Mehmet Aslantuğ ilişkisi sürekli yıpratılmaya çalışılıyor. Çünkü hep bir kusur arayan fesat bünyeler için gerçeküstü bir haldelerJ. Bu maddeyi de sırf geçen hafta denk geldiğim güzel fotolarını yazıya ekleyebilmek için yazdım. Ama nazar değmesin dileklerim bakidir.

tütümaşallah...

edited by kusburnu.

ps. Başlık şarkısı Hande Yener- Acele Etme


1 yorum:

Aslı dedi ki...

Ben de 9 sene önce (amanın bu kadar oldu ya) teknede evlendim ve gerçekten çok eğlenceli olmuştu. Tavsiye ederim :)

Sakızlı ürünlere bayılıyorum. Şu anda chewy damla sakızı çiğniyorum. Haberin olsun istedim :)