23 Temmuz 2009 Perşembe

"ilkel umutlara safça yaslan ve düşlere dal"






  • Ayşe Arman ne yaparsa yapsın okunuyor ve konuşuluyor. İyi veya kötü, akıllı veya aptal olmasına gerek yok, kendi gündemini illa ki oluşturuyor bu yüzden kendisini tebrik etmek lazım. Tabii son çalışmasının gayet geyik bir denemeden ibaret olduğunu da belirtmekte fayda var. Yani bir kere istediği sonuca ulaştığını sanmıyorum. İyi ki Reina’da içeri almamışlar yoksa araştırmanın dişe dokunur hiçbir yanı da olmazdı. En komik olan kısmı ise politik olmak adına bişeyler söyleyip ama aslında ben öyle demek istemedim demesi. Kara çarşaflılar için ninja kaplumbağa tabirini kullanan kimse çizgi filmin ne kadar sempatik olduğunu düşünmez bunu artık itiraf edelim.


  • Bir de Türkiye’nin en seksi ikinci kadını seçilmesi var. Aslında o seçimde 1. hakkında daha çok konuşulmalı. Zaten erkek ve kadın liste birincileri bize bir diziye ne kadar bağlandığımızı ve dizinin bizi nasıl etkilediğini ispatlıyor. Beren Saat, Bihter olarak kesinlikle seksi bir kadın itiraf ediyorum ( topuklu ayakkabı ile yürüyememesine rağmen) ama sade Beren daha çok güzel. Kendisini daha önceki dizilerinde de izlemiş biri olarak bu yorumu yapıyorum. Hele ki Tuba Büyüküstün’ü seksi seçmişler en çok buna gülüyorum. Yahu hatun güzel, duru ama seksilik başka bir şey, hala bunun ayrımı bence güzel yurdumda net değil.


  • Halis Toprak’ın 17 yaşındaki bir küçük çocuk ile evlenmesi mi, Bülent Ersoy’un 20 yaşında çocuklarla evlenmesi mi daha kötü bunun kararını da veremedim. Ayrıca Doğu’da kaç yaşında olursa olsun küçücük kızlarla evlenen adamlar hep varolmuşken, bunu Halis Toprak yapınca mı ayıp oluyor bunu anlamıyorum. Bu ülkede çocuk sahibi olmak özellikle de kız çocuğu olmak ne kadar ürkütücü bir hal alıyor gün geçtikçe bunu anlıyorum.


  • Hamdi Koç hiç okumadığım bir yazardı. Şimdi “ Bir eski kocanın öğleden sonrasını” acayip keyifle ve merakla okuyorum. ( bitti sayılır) Sonrasında yine tersine gidip serinin ilk kitabı “Melekler Erkek Olur”u okumak gayesindeyim. Neden Elif Şafak okuyamıyorum sorusuna ise cevabım yok. Bir ara Masumiyet Müzesini de okumayı deneyeceğim ama muvaffak olabileceğimin sözünü veremiyorum. Sen de bilirsin önyargı çok pis birşey sayın okur.


  • Oray Eğin- Soner Yalçın tayfası ile Cengiz Semercioğlu Ömer Özgener tayfası arasındaki husumeti bir türlü öğrenemedim. Sürekli bir bel altı, bel üstü atışmadır gidiyor. Bir de şöyle bir hadise var ki, ben Ömer Özgüner’i bir küsür senedir çocuklu bir hatunla görürdüm ve bildiğimiz aile sanırdım. Şimdi kendisi nasıl evlendi? Daha önce evli değil miydi? Benim gördüğüm aslında ikizi miydi, bu sorularıma da cevap bulamıyorum.


  • Yaz müzik anlamında cidden bahtsız geçti. Yani şu sıra dinleyecek müziğim gerçekten yok ve pek bedbahtım. Yeni albümler üstüste gelince değerini bilemedim, şimdi kör kuyularda merdivensiz kaldım.


  • Yaz da zaten bitti gibi bişey sayın okur. Bu ramazan en çok şu kadarcık yazımızı gölgeleyecek diye düşünüyorum çünkü herkes düğünlerini tatillerini ramazan öncesine sıkıştırmaya çalışıyor. Artık bizim burda sezon 2 ay bile değil turizm esnafının derdi katlanır krem karamel olur gibi geliyor bana.


  • Bu arada tatil yazılarında bahsedemedim ama Bodrum’dayken İstanbul’a dair en çok sufleyi özledim ve orda bırakın güzeli, sufle yapan yer bile bulamadım. Bilen varsa detaylarını versin, bir dahaki sefer Vedat Milorculuk oynamaya gideyim.

    Bir madde daha vardı, 10 dakika önce aklıma gelip 2 dakika önce yerini boşluğa teslim etti.

    Bu sebeple arrivederci diyor yazıyı edite gönderiyoruz.

    Kendime de not düşüyorum; Manken camiasının daha sonra süper mazbut hayat yaşama hallerine de bir burun sokalım lütfen.

edited by kusburnu.

ps. başlık şarkısı Redd- Dekadans

Hiç yorum yok: