6 Temmuz 2009 Pazartesi

"gözlerinden güneş çaldım, hep sana uyandım"


Yaztipi maddesel yazı modelimizden devam etmek gerekirse;



  • Wikipedia'ya söyleyin ziyan etmek tabiri için güncel bir örnek arıyorlarsa Turkcell'in Osmantan ve Mevlüt'lü olan reklamına bknz versinler, olsun bitsin.

  • Köprüde çicek satan sokak satıcılarının günlük cirosu hakkında araştırma yapasım var. Yani bu Türk erkeklerinin yüzde kaçı gerçekten evlerine sebepsizce çicek alıp gidiyor, kaç tanesi normalde çicek ile alakası yokken trafik buhranı ile çiceklere saldırıyor, kaç tane hatun kişisi evine giderken çicek almayı tercih ediyor bunlar kamuoyu ile paylaşılmalı.

  • Haftasonu kullanmak için bir bisiklete ihtiyacınız olsa kendisine kaç para verirdiniz? Hafif falan filan diye bir bisiklete 1.000 TL verilir mi, 1 haftadır bunu sorguluyorum. Benim cevabım belli de, insanlar aman efendim şöyle hafif, böyle frenleri var falan filan diye nasıl normal karşılıyorlar bu fiyatları ona şaşırıyorum.

  • Trafik buhranı sebebiyle artık kuralsızlık taraftarı oldum. Yani bizim servis şöförü yapınca sanki ben sorumlu olmuyormuşum gibi ama onun yaptığı ihlaller sayesinde cinnetin kapısından döndüğüm için de ideal, kural falan pek kalmıyor ne yazık ki.

  • Eskiden şikayet ederdim ama sanki biz de İtalyanlar gibi Ağustos boyunca çalışmasak iş hayatı daha verimli bir hal alır. Çünkü diğer türlü, siz tatilde olmasanız bile sizin çalıştığınız insanlar birer hafta arayla tatile çıkıyor. Bir de kimilerinin pamuk gibi beyazken kimilerinin kapkara olması da çalışan psikolojisini fena etkiliyor diye düşünmekteyim ( Bir nevi ayrımcılık bu da).

  • Devlet İstatistik Kurumu müsait bir vaktinde araştırırlarsa yara bantlarının yazın ne kadar çok tüketildiğini keşfederler. Ayakkabı sektörü sağolsun her gün en az 1 ( ki çok iyi ihtimal bu) yarabandı harcayan kadınlar varken, yarabandı satıcılarının cirolarının en yüksek olduğu dönemler kurban bayramı sonrası ve yaz aylarıdır diye tahmin ediyorum.

  • Çöl sıcakları tabiri gecikmeli olarak hayatımıza geri döndü, habercilere Ergenekon dışında malzeme çıktı. Güneş tepelerindeyken çalışmak zorunda kalan insanlara karşın, klimanın serinliğinden rahatsız olan biz faniler. Nankörlük sıralamasında birinciliğimi kimseye kaptırmak niyetim olmadığı için klima ile savaşıma devam ediyorum.

  • Kuşum Aydın'ın TV'lerde göremediği için üzülen ve şimdi o kömür karası saçlı hallerini habire ekranda gördükçe mutlu olan birileri gerçekten var mıdır acaba? Bir de bu adam gittiği gibi yalaka döndü ya, nedir o Saba Tümer'e edilen iltifatlar. Şeker veya kuşum Aydın yerine, ezik Aydın dense kendisine yeridir.

  • İstanbulun adaletsiz yüzü her yağmurda kendini daha çok gösteriyor. 3. köprü için ağaçlar katledilene kadar, bu şehrin tıkalı mazgalları temizlense, iki damla yağmurda sel olan bölgeler için yavaş yavaş başka yerleşim merkezleri oluşturulsa, biz de 5 dakikalık bir doluda "kimlerin hayatları sırılsıklam oluyor acaba yine "vicdan azabından kurtuluruz.

  • Nike Federer alır bu maçı diyerek reklamını hazır etmiş, 15. Grand Slam şampiyonluğu ile de yayına sunmuş ki, hem reklamın güzelliği hem de destekleri için tebrik etmek lazım. RogerFederer de yakışıklı bir çocuk mu pek karar veremedim. Suratında anlam veremediğim bir tuhaflık var ama o bandananın kesinlikle kendisini çirkin gösterdiğini söyleyebilirim. Yazı için fotoğraf ararken de yakışıklı olmadığını anladım.

Araştırmacı gazetecilik de böyle bir şey işte, kendi soruna kendin cevap buluyorsun.


Herkeşlere ( fery bunu bilerek yazdım) tavsiye ederim.


ps. ilgili yazımız editörlerimizi sabahın köründe meşgul etmemek için edit'siz yayınlanmaktadır. Kendi ayaklarımın üzerinde durmak için böyle girişimlere de ihtiyacım var zira.

ps.2. Başlık şarkısı Enbe Ork._Altan Çetin'den Martılar.


Hiç yorum yok: