22 Temmuz 2009 Çarşamba

"endişeler korkularla oluyoruz hayatlardan"



Bir süredir fazla 3. sayfa haberi okumaktan olduğunu düşündüğüm bir korkum var.

Hayatımın bir anda altüst olması, sevdiklerime, sahip olduklarıma zarar gelmesi falan filan.

Herşeyin bir anda altüst olabileceği korkusu herkeste vardır illa. Ama bu korku seviyesi belirli bir noktayı geçtiğinde tehlike çanları çalıyor. Herhalde sonra insanlar panik atak ve benzeri rahatsızlıklar yaşıyor, uyuyamıyor, telefon bir kerede açılmadı mı bin tane senaryo yazıyor.

Ama işte herşey insanlık için.

Bugün gazetede okuduğunuz şey yarın sizin başınıza gelebilir. Gelmemesi için hiçbir engel yok. Hastalık olmasa kaza, kaza olmasa bir serseri kurşun, hiç olmadı doğal bir afet. Zaten hayat da bu değil mi diyecek olanlara itirazım yok. Ama bu ihtimalin ne zaman kapımı çalacağını bilmeden yaşamak paranoyak yapabilir beni, ondan korkuyorum.

12 yaşında bir çocuk annesi kanser hastasıyken babasını gözünün önünde kaybediyor. Çocukluğunu mecburen ve acilen rafa kaldırıyor. Kocasının cenazesine bile gidemeyecek kadar kötü olan annesinin yaşam umudu şimdi o. Bana birşey olursa o bensiz ne yapar korkusu sarmıştır annenin içini muhakkak. Kendi için değil, bu yaşta kaderi baştan yazılan oğlu için endişeleniyordur. İnşallah oğlu için mücadeleyi bırakmaz ve o gencecik hayatı bu ağır yüklerle bir başına bırakmaz.

Acısını veren Allah sabrını da verir diyorlar. İnanmaktan başka çare var mı bilmiyorum.

Buna rağmen hala hayatı tasarlamaya çabalamak niye? Bu sorunun cevabını veremiyorum.


edited by kusburnu.

ps.1. Foto kısa bir aradan sonra Sadi Güran'dan.

ps.2. Şarkı- Sıla -En Doğru Zaman

Hiç yorum yok: