24 Haziran 2009 Çarşamba

"yardım ve yataklık etti ruhum gururuma"


Azıcık deli olduğundan kesin emin olduğum annem, Cumartesi başladığı puzzle’ı bitirmek için Pazartesi gecesi sabahladı ve evimiz 3. puzzle’ına kavuştu. Şimdi bu puzzle hadisesi ben ve Bilgi için derin yara. İkimizde de bir dönem bir heves vardı ama ne zamanki o hevesle gidip puzzle aldık o an içimizdeki hevese kıyasla hiç yeteneğimiz olmadığını keşfettik. Sağolsun bir dönem nry bir dönem de annem bu yeneteksizliklerimize karşın çatır çatır yeteneklerini konuşturdular ve puzzlelarımız tamamlandı. Bu sonuncusu da Bilgi’nin bir dönem başlarım diye aldığı ve 4 aydır bekleyen bir puzzle’ıydı, annem gelmişken sıkılmasın diye istersen yap dedik. İstersen kısmını dememişiz gibi o bunu bir görev adletti ve 3 günde bitirdi maşallah. Bir kez daha idrak ettim ki annemin yeteneklerinin bana naklinde büyük bir sorun olmuş.

Neyse efendim zaten konumuz olağan kabul görmüş yeteneksizliğimden ziyade, annemin sabahın körüne kadar uyumaması hali. İnsan yapamayacağını bildiği şeyleri istediğinden ben işe giderken, kendisinin uyuyacağını bilmek ve tüm gece uyumadığını düşünmek falan o kadar cazip geldi ki bana. Ben de bir hafta gece ile gündüzü karıştırayım istedim. Sabaha karşı 6’da uyuyayım, 11.30’da kalkayım, çok uykum gelirse akşamüstü bir saat yine uyuyabileyim diye hayal ettim.

Hayatımın bir döneminde kısa da olsa bu tarzı denemiş ve bundan da epey zevk almış biri olarak söylüyorum ki o günleri fevkalade özlüyorum. Ben ismimin manasından mütevellit, üniversite hayatımda pek yapmadığım bir şeyi okul bitince yaptım. İş yokken, okul yokken, dert tasa yokken hayatı olağan sürecinin tersinde yaşamak, gecenin yarısında bir film izlemeye başlamak, gece kaçırdığım cnbc-e dizisinin tekrarını izlemek falan anlamsız gözükse de güzel bir tatildi. Ve ben şimdi böyle bir tatil istiyorum. Aslında bu günlere özlem duymamın sebebi, Ayça’nın son kitabı. Kitabın karakteri Ece de geceleri uyumadan kitap yazdığı, gündüzleri de boş boş gezdiği için ben de kitabın o şapşal karakteri gibi bir hayat istediğimi hatırladım.

Bunun içindir ki Tanrı’dan dileğim iki kuple yenetek ve şans.

Ben de Ayça’nın karakteri gibi anne babamın evinde çıpır çıpır diye kitap yazarım. Gözlemse bugüne kadar yaptıklarımla idare ederim. Yeter ki evde oturup, istediğim vakitlerde hayatsal faaliyetlerimi sürdürebileyim. Yeteneğim yoksa da sadece gazeteci olayım. Medya alemi dedikodularının ortasına dank diye dalayım.

Çünkü bu bünyenin kısa süreli bir yaz tatilinden daha büyük devrimlere kesinlikle ihtiyacı var.

edited by fery


ps.1. İlgili puzzle'ımızı da yazımıza iliştirdim. Sanırsınız bira en favori içeceğimiz, evimizin vazgeçilmezi. Bira sevmem ama puzzle'ını yapmak kolay olduğu için biralı puzzle yapmayı sevebilirim.


ps.2. Başlık şarkısı Işın Karaca- Gidemedim ( Sezen Aksu'nun Gidemem'i sanıyor insan ismini görünce nedense ama artık kendileri küs olduğu için Sezen Aksu şarkısı söylemez Işın Karaca diye düşünmekteyim.

Hiç yorum yok: