30 Haziran 2009 Salı

"gittikçe biriken, biriktikçe eksilen bir liste"


Sigara hadisesine bakışım az çok belli. Kim içerse içsin fazlasıyla gıcık oluyorum. Taksici milletine sigara dışında da birçok konudan gıcık olduğum için sigaraiçer bir taksiciye deli olabiliyorum. Ama asıl sorun sigara içebilir miyim diyen taksiciye de hayır diyemiyorum. Radyoda tüm günümü mahvedecek şarkılar dinleyenlere radyonun sesini kısar mısınız, fren-gaz, gaz hep gaz mottosu ile araba kullanan taksicilere biraz adam gibi kullabilir misiniz de diyemiyorum. Her sabah servis beklerken düt düt yapan, yavaşlayanlar onlar değilmiş gibi, akşamüstü lütfedip bizi bir yerlere götürmelerine de ayriyetten gıcık oluyorum.

Mail veyahut mesajlara sade bir ok ile cevap verenlere de fevkalade gıcık kapabiliyorum.

Açıkhava mekanlarının daha fazla masa alsın diye insanları dipdibe oturtmasını ise anlamlandıramıyorum.

Aslında ben bilumum AVM’lerin girişlerinde yer alan güvenlikçilere x-ray’cilere de gıcığım. Ben çantamı x-ray’den geçirirken, ekrana bakmayıp da konuşanlara, ne diye geçiyor o çanta şimdi ordan demek istiyorum. Ayrıca yiyecek olduğu için x-ray’den geçirmediğim yemeklere bakmak istediklerinde, aslında onlar biyolojik silah bir bombadan daha etkililer diye de kulaklarına fısıldamak istiyorum.

AVM lafını bilerek kullandım çünkü bu kısaltmaya da nedense çok gıcık oluyorum. AVM bana (ki benim gibi birine) alışveriş çağrışımı yapmıyor daha çok ATM türünde bir makina hissi veriyor.

Şimdi ruhunu tatile hançerlemiş bünyeler 351 gün çalışıp 14 gün tatil yapmak adalet mi be diye sorguluyorlar ya, asıl 351 gün çalışıp birikilen parayı 14 günlük tatile heba etmek reva mı bunu sorgulamalarını öneriyorum.

Ergenekon’a dair halen fikriyatlarım bir avuç olsa da Savcı Zekeriya Öz’e fevkalede gıcık oluyorum. Rüyasında gördüğünü savunma için çağıran bir adamın egosunu google earth bile bulamaz gibi geliyor bana.

1 hafta 1 gündür çektiğim trafiğe sebep olan herkeslere ise artık beddua etme yolundayım. Dün yine bu cinnetleri geçirmemek için ilk defa metrobüse bindim. Orda geçirilen vakitleri bilen biri olarak köprüyü şıpdenedek geçmek çok acayip bir lüks ama o kadar para verilen şey bence suda bile gitmeli. Bozulan metrobüsü itmek ise aslında mantığın çöktüğü anın resmidir, ötesi yok.

GSYİH geçen yıla göre %13,8 daralmış ki, benim içim belki de buna daralmıştır diye düşünüyor, bu agresifsel yazıya da burada nokta koyuyorum.

Ps. Foto yine buradan.

Başlık şarkısı için ps.2. orjinal halinde büyük bir kayıt problemi olduğunu düşündüğüm Bir Liste.

Hiç yorum yok: