13 Haziran 2009 Cumartesi

"duygular değişir, dostlar dağılır dört bir yana kendi yollarına"


Ustat tarihinde 12 Haziran 2006

İtiraf; Yazacak bir fikriyatım yok, ama yazma hissiyatım çok yüksek. Bugün olmasa da yarın eskiden aşırma olmayan veya karikatüre bağlanmayan bir yazı da yazarım inşallah.

Bu pespempe sayfalarda kültürel aktivite mahiyetinde genellikle gidilen konserler veyahut muhteşem sözlere sahip şarkılar ele alınmış ama/ fakat ve lakin 7. sanat ürünlerine pek değinilmemiştir, çünkü space sahipçisi filmler & sinemalar & dvd.ler ile düzenli bir ilişki sahibesi ne yazıkki olamamıştır...
Yaşadığı "sin city" kabusunu sizlerle paylaştıktan sonra, bu seferde farklı bir deneme olarak ama sin city'nın aksıne güsel hissiyatlarla capitolun güselim salonlarını terk etmesine vesile olan " eternal sunshine of the spotless mind" 'da sıklıkla tekrarlanan bir replikten yola çıkmayı uygun görmektedir. Gereksiz bir hafıza ile cezalandırılan bir "yazıuydurukçusu" olarak ,sizinde fikriyatınıza başvurmakta ve
"unutkanlar şanslıdır çünkü hatalarının dertlerini çekmezler"

satırlarına katılıp katılmadığınıız sorgulamaktayım.
Filmden yola çıkarak farklı alanlara basvurup Ahmet Altan'ın içimizdeki bir yer kitabından da filmle ilişkili bazı satırları çalıyorum.
"...bana öyle geliyor ki sanki hepimiz, içimizde bir başkası için ayrılmış bir yerle doğuyoruz. bir parçası kayıp bulmaca gibi... hayatımızın önemli bölümünü garip bir eksiklik duygusu ile geçirmemiz, bazı sabahlar anlaşılmaz sıkıntılarla uyanmamız, bazen isimsiz umutlarla neşelenmemiz, sanırım o boşluğun içimizde yarattığı girdaptan kaynaklanıyor. karşılaştığımız her kadına ve erkeğe, belki de hiç farkında olmadan, girinti çıkıntıları o boşluğun kesiklerine uyacak diye mi bakıyoruz?

...

tam olarak neyi ya da kimi aradığımızı bilmiyoruz. bize öğretilen bilgilerden yola çıkarak aradığımız insanla ilgili birçok olumlu özellik sıralıyoruz ama söylediklerimiz gerçeğe çok uymuyor. sonra birden birisi hayatımıza giriveriyor. o'nun sahip olduğu bir şey, belki kokusu, belki dokunuşu, belki gülüşü, belki zekası, belki hayata bakış tarzı, belki zevki, belki aldırmazlığı, belki ihtirası, belki de kötülüğü, içimizdeki boşluğun bütün girinti çıkıntılarını dolduruyor.

...

o insandan daha güzelini, daha yakışıklısını, daha zekisini, daha güçlüsünü, daha güvenilirini bulsak da sonunda gene bizim aradığımız sorunu ve mutluluğu bize yaşatacak olana dönüyoruz..."
son olarak filme ilişkin arastırmalar yaparken Kargonun "sil bastan" şarkısına rastlamam ve bu sarkıyı hiç dinlemeden sözlerini çokca beğenmemden ve filmin beni üç koldan etkilediğini göz önüne sermek adına sizlerle paylaşmak istedim...

herşey yeni baştan başladı
ezberledim artık neden başlayalım yeniden
geçmişi unutmadan sen hep güzel anıları hatırlıyorsun
acı anıları ise baktım unutmuşsun
yeni bir hayata eskiden kalma
olursa eğer
herşeye yeni baştan başlamak gerek
sil baştan sil baştan olduk biz
sil baştan yeniden sil baştan olduk biz
sil baştan yeniden
neler yaptık neler ettik bir hatırla
az mı kavga ettik seninle bu yolda
sorunlar hep aynı
çözümlerse hic değişmedi
şimdi ise başlamak herşeye yeniden...

ps. Başlık şarkısı Değirmenler ile Ortaçgil

Hiç yorum yok: