4 Mayıs 2009 Pazartesi

"mutsuzum yine bozdurmuşken hayalimi"


Bir insanın gelişime açık olmasını takdir ederim ama geçmişini inkar etmesini anlamam. 1 hafta önceki Hande Yener röportajını okuyunca, kendisinin bir zamanlar pavyonda zorla şarkı söyletildiği hissine kapılıyor insan. Kırmızı albümünü yaptın eyvallah, illa Jennifer Lopez, Beyonce karışımı mı olman lazımdı? Bazı şeylerde farklı olması, risk alması iyi hoş güzel de, konuştukça batıyor bence Hande Yener. 5 yıl sonra da Madonna’yı taklit etmek istemiyordum ama işte bu piyasada dikkat çekmek için onun gibi olmak lazımdı gibi laflar ederse de hiç şaşmam.

Aşk Yakar’ın beklenen patlamayı neden gerçekleştiremediğini sanırım anladım. Meltem Cumbul ile Özcan Deniz yanyana hiç olmamış bir çift. (Aslında bana sorarsanız Meltem Cumbul- Kıvanç Tatlıtuğ ile de hiç yakışmıyor zaten) Yani yan yana geldiklerinde vay be dedirtemiyorlar seyirciye.

Bir yapımcı olsam, dizi kadrosunda Uğur Polat veya Kaan Urgancıoğlu olan dizilerin tutmayacağını şıp diye anlardım. Beceriksiz oyuncu olmalarından değil, az biraz bahtsızlıklarından kaynaklanıyor bu durum.

Hatta Uğur Polat oyunculuğuna da pek hayranımdır ki, Aşk Yakar’ın son bölümü ile kendini bir kez daha aştığına da tanık oldum. Meltem Cumbul’a ilanı aşk ettiği sahnede de, ondan önce aşık olduğunu kabul edemediği zamanlarda da beni benden aldı. Ama bu film aleminde, sevgi emek ister mottosu bir tek Selvi Boylum Al Yazmalım’da işlendiğinden, Meltem Cumbul ne diyeceğini bilemeyen bir halde sustu kaldı, savcıya da pek yazık oldu.

Fenerbahçem, Beşiktaş’ı yenerek şampiyon adayım Sivasspor’un liderlik adımlarını daha da sağlamlaştırdı ki, bu galibiyet bu sebeple çiftekavrulmuş lokum kıvamını aldı benim için.

Taksiler bir özel şirkete devredildiği vakit sanırım benden mutlusu olamaz. %45 oranında bir psikopata denk gelme ihtimaline alışan bünyem, taksi kokularına bir türlü alışamadı. Çok normal olarak insanlar taksiden çıkmayınca arabanın nasıl koktuğunu farkedemiyorlar ama yani ben oturur oturmaz cama sarılarak nefes almaya çalışıyorum.İyi niyetli olup da oda kokusu koyanlar da en ağır kokuları seçtiğinden yine nefes almak pek mümkün olmuyor.

Deniz otobüsünün son seferlerinde ışıklandırmanın gece moduna geçmesini de IDO öneri listeme eklemeliyim, başka türlü uyumak için montumu kafama geçiriyorum ki, bu da pek hoş bir görüntü oluşturmuyor.

Yaprak Dökümü bu sene biter de bu çile de biter diye düşünüyordum ama ne yazık ki paragöz yapımcılar seneye de diziye devam etmeye karar vermiş. Ben de bu süre zarfında Leyla mı yoksa Necla mı daha kötü kararını verebilirim.

Real Madrid- Barcelona maçından sonra bence futbol sevmeyenler bile futbola aşık olabilir, ta ki bir Türkiye ligi maçı izlenene kadar.

Güzellik yarışmasından 4 veya 6 numara olan kızı Petek Dinçöz’ün çocuk hallerine acayip şekilde benzettim, siz de bir ara o fikriyatla bakarsanız ne demek istediğimi anlarsınız.

Bence “yaz kokusu” seçimi olsaydı,evde kesilmiş karpuz veya pazardaki şeftali kokusu benim adaylarım olurdu. Çilek kokusunu bahar adayı olarak, kestaneyi de açık ara kış kokusu olarak önerirdim.

Bir haftaya başladığımda şu gün tatil nasıl olsa 4 gün çalışıcaz diye kendimi teselli edememek pek fena birşeymiş, bu sabah bunu da anladım.

edited by kusburnu.


ps.1. Başlık şarkısı; Sakin ve Kör bir ay.


ps. 2. Resim Nuri Abaç

4 yorum:

Aslı dedi ki...

Zevkle okudum yazdıklarını, ne güzel hem her şeyden bahsetmişsin hem de içini açmışsın. Eline sağlık.

malumafatrus dedi ki...

Bu tür yazılar için yanımda hep bir not defteri taşımalıyım aslında. Seyahat ederken veya İstanbul'da bir taksinin içinde camdan bakmak zorunda kalınca beynim her dala atlayabiliyor.

Fery... dedi ki...

IDO ile bu kadar uğraşma sonunda seni iskelelerine bile almayacaklar :P

malumafatrus dedi ki...

tam tersine vip müşteri muamelesi görme hayallarim var:) az kaldı..yakında pes edecekler.