4 Mayıs 2009 Pazartesi

"bıraktığım düşü kim büyütecek?"



Sabahın köründe yapılan bir İdo seferinden sonra olağan sefer tespitleri;

IDO'ya; "ya sabahın köründe yollar kapanır da gelemezsem ben oraya" mealinde attığım mail, IDO tarafından büyükşehire iletilmişti hatırlarsanız, IBB de biz bilmeyiz valilik bilir şeklinde başka bir mail attı, anlayacağınız benim kaderim Muammer Güler'e kaldı.

Ben de sadece valiye güvenmeyip, sabahın ta bir köründe uyanarak yola çıktım. Bizim mahalle pek uyanmasa da bütün polisler uyanmış ve yerlerini almışlardı. Hatta Galata köprüsünde balık tutan insanların üstünü arayacak kadar uyanıklardı.

Ama aynı uyanıklık ne yazık ki IDO tarafında pek mevcut değildi. Eski market kapandığından beri emaneten hizmet eden kafeteryada pek tabii ki gazete falan yoktu. Bir umut gemiden Uykusuz alayım bari demiştim ki, gazete bile satamayan yerin dergi satımının da durduğunu öğrendim.

Tabi ben bunun peşini bırakmam ve Pazartesi ilk iş olarak IDO'ya derin hissiyatlı mailimi atarım. Nasıl olsa onların nazarında artık mahallenin delisi şeklinde bir imajım var.

IDO'ya atacağım mailin diğer içeriği ise, mevcut x-ray taramaları. Bilmeyenler için kısa bir vorlesung yapalım. IDO'da arabalı yolcu ve arabasız yolcu girişleri ayrı ayrı. Benim gibi arabasız zatlar eşşek kadar valizlerini x-ray cihazından geçirerek, kendileri de x-ray cihazından geçerek feribota binebiliyorlar. Ama arabalı yolcular, valizlerini veyahut kendilerini x-ray'den geçiremedikleri için normal normal otoparka geçip, oradan feribota biniyorlar. Alışveriş merkezi girişlerinde yapılan emanet kontrol bile benim bildiğim kadarıyla yapılmıyor. Bu durumda şöyle bir tümevarıma ulaşabiliriz; terörist olan kişinin arabası olamaz. İnsan bir eylem yapacaksa o valizi x-ray'den geçirmeye can atar, bir araba kiralamakla uğraşmaz. Veya IDO %100 güvenlik garantisini sadece arabasız yolcu oranı ile sağlamayı amaçlıyordur, bu yüzden de arabalı veyahut motorsikletli gelen kişileri kontrol etmeye gerek görmüyordur.

Tabloda bir saçmalık varsa ve çözülemeyecekse bari valizimi x-rayden geçirirken orada duran ve hepsine gıcık olduğum güvenlikçiler bir el atsınlar, yoksa bel fıtığı olup IDO'nun başını daha da ağrıtmam pek yakındır.

IDO'dan sonra en büyük meselem insan hadisesi. Mesela IDO ile ilgili en önemli şikayetlerden biri, kafeteryasının absürd şekilde pahalı olmasıdır. Ama sabahın köründe herkesin kan şekeri düşük olduğundan mıdır bilinmez kafeteryaya acayip bir talep oluyor. Buradan da çıkartılacak sonuç kriz IDO'yu kesin teğet geçiyor. Ve her şeyi böyle pahalı satan kafeterya nedense sadece bir marka su satıyor ve bu marka da nedense Özkaynak oluyor.

Ayrıca nankörlük gibi olacak ama yol da biraz uzun sürüyor. Ben o yolun 1.45 dk sürdüğü vakitleri bilirim ki, sabahın köründe yarım saat gecikme olmasına pek sempatik bakamıyorum.

Bir de her seferinde şunu farkediyorum ki, bu ülkede gerçekten bir nüfus patlaması var. Herkes ama herkes çocuk sahibi sanki. Bir tek gelecek korkusu bende mi var, yoksa hormanlar tüm korkulardan üstün mü konusuyla ilgili kesin bir kanıya varamıyorum.

IDO yolculuklarının hayatıma kazandırdığı bir mevzu da motorsiklet sempatisi. Süper sabit bir insan olduğum için her Bandırma seferimde kimbilir nereye gidiyorlar diye düşündüğüm motorsikletli genç dinamik maceraperest insanlara pek sempati duymasam da, bir süredir BMW motorsikletlere takılıp kalıyorum. Kız milleti olarak hızı, konforu, falanı filanı sorgulamayacağım tabi ki, bence şekil ve karizma olayı modelini bilemediğim bu motorsikletlerde bitmiştir. Bir de bunların yarı araba gibi olanları var ki, bence bu da motorsiklet aleminin Rolls Royce'u gibi bir şey.

İniş için kapının açılmasını beklerken çok düşündüm ama kıyafetlerini ıvır zıvırlarını nereye koyabiliyorlar ki sorusuna da pek cevap bulamadım; ben 3 gün için gayet valiz hazırlarken, onların arkalarındaki küçük kutuya bütün eşyalarını sığdırmalarını da bünyem pek kaldıramaz zaten.

Bu seferimiz de böyle bitti işte sayın okur...

Bir sonraki yolculuğumuzda görüşmek üzere, işçilerin bayramını kutlar, benim gibi şuursuz apolitiklerin fazladan bir gün tatilinde iyi eğlenceler dilerim.


Edited by fery.


ps. Yazı cuma günü yazıldı ama işte editörler tatilde olduğundan mütevellit yayınlamamız bugüne kaldı.


ps.2. Başlık şarkısı Manga- Cevapsız Sorular

ps.3. Fotoğraf Ara Güler

1 yorum:

Fery... dedi ki...

ben bu şarkıyı her dinleyişimde ahhh aahhh diyorum; bıraktığım düşü kim büyütecek? ben biliyorum cevabı ama hadi neyse eheheh :P