8 Mayıs 2009 Cuma

"birden gecem tutarsa ,güneşi çevir bana"


Ustat tarihinde 4 Mayıs 2006:


Bir 4 mayıs akşamı ( veyahut - üzeri) güneşin batışı ile yarışır bir sekilde gözlerim kapanır iken, nihayetinde bugün bitirdiğim, okumaktan zevk aldığım önyargılarım genelde oldugu üzere bos oldugunu gösteren Ayca Şen (baskan) ın kitabin altı çizilesi pek cok satırından belkide bugün okumama sebebiyle benim icin daha etkili olan bir cümleyi manuel bir şekilde kopyalıyorum.


Space'e yazı yazsan da bende yorum yapsam diyen Fery ile beraber çekirdek aramalarında kendisine eşlik eden mazeretsever kişilik ilker beyden anlamlı bir bilimsel yazı yazmalarını talep edicem.


"hicbir sey eskisi gibi değil. bunu yaşadığım şeyler fazlalaşıp yoğunlaştıkça daha iyi görebiliyorum. Hiçbirşey eski lezzetinde değil.
( gençlikten büyük insanlığa geçis noktasında olup da böyle düsünmeyen birini tanımakta mısınız acaba?)

gidenler geri gelse bile en sevdiğiniz parçalarını gittikleri yerde bırakıp geliyorlar. gitmeyeceklerine olan güveninizi..."

tri lay lay ve lomm hissiyatlarimla sade bir nokta ile huzurlarınızdan ayrılırım.


Ps. Yazı başlığı olan şarkı Affet- Müslüm Gürses

Ps.2. Fotoğraf ise uzunca bir süre olacağı gibi Playstudio'dan

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Hiçbir şey eskisi gibi değil… sonrası gelmediğinde bile tek başınayken bile bu cümle hüzün taşıyor, demek ki zamanla hiçbir şey güzelleşmiyor ya da hep bir şeyler eksiliyor.. o hüznü fark edenlerin hayatlarında…



Daha hesaplı yaşamaya başlıyorsun arkanda hep bir şeyler bıraktığında, daha az üzülmek adına, daha az kendin oluyorsun… yorulmamak adına, susuyorsun… halbuki hayat tam da yaşanası bir şeyken, halbuki hayat daha 23-24 belki 25 lerindeyken… bir garip melankoli yerleştiriyorsun içine… sonra kurtulmak istesen de koparamıyorsun bağlarını… artık üzülmüyorum dediklerin bile bir sızı içinde… duyduğun sözler gerçek değil… duyduğunda inandıkların meğer hayatın içine yerleşemeyecek kadar büyük sözlermiş, tutulamayabiliyormuş… kendince hesaplarda hep hak vermeye çalışmalar, sonra işin içinden çıkamayıp, bu da böyle demeler…. Kabul edilen gerçeklerin artık can yakmaması, ya da sürekli ertelenen ama bilmediğin bir birikinti içinde… hiçbir şey eskisi gibi olmuyor, olmayacak da, verilen sözler, bize bir şey olmazlar, konuşup hallettiğini sandığın ama aslında sadece konuştuğun halletme kısmının hiç olmadığı, her şeyin tekrar ettiği erkek arkadaşların, kız arkadaşların… işte hepsi hayatın içine sığamayacak kadar büyük gerçekler…gidenler hep daha değerli, gelenler, önceni bilmeyenler, bundan sonrasında çok da içinde büyütebileceğin kişiler olmayacaklardır çünkü artık adını öğrenmesen de önce oyuna başlayacağın yaşlarda değilsin çünkü artık önce ismini soruyorsun tanıştıklarına… oyun oynamaksa zaten bir hayal… 24 yaş ve sonrası yeni tanımaları kaldırmaz, eskiler de giderse, hayat 24 yaşında kalmaz… ama kimseyi tutamıyorsun, yanında ya da değil…



Geri gelse bile… beklenense giden geri gelmesi ardında bile taşımaz bana kalırsa… içinde sonsuz bir kırgınlık olsa da o sınırsız bekleme dinmiştir, geri gelmiştir.. gitmek büyütür bir çoğunu… çok şey öğretir… sevenlerinin ya da sevdiklerinin analizlerini çıkarttırır… anlarsın; kim için nesin… o yüzden gitmek iyidir aslında, o yüzden gitmek yüktür, o yüzden gitmek bazen hayalkırıklığı bazen de hayata karşı kazanılan bir güvendir… ama arkanı dönmektir… sensiz bırakmak, varlığını eksiltmektir… kalanı olmak eğer çok önemliyse giden özlemin ta kendisidir…gitmek öyle alıp başını çok uzaklara gitmek değildir aslında… gitmek…en acı olanı… yan yanayken, aslında çok yakınken birbirinde olmadığını görmektir….

O yüzden bize bir şey olmazlar, o yüzden büyük laflar bu gerçekle çok küçülüyor, o yüzden hayat inanılmayacak bir şey olup çıkıyor…. Gidebildiğini görmek, her an yanında olamama ihtimalini fark etmek ötesi yaşamak…

Ama gün geliyor ona da susuyorsun…


Susucaksın...

fery

Adsız dedi ki...

uzun bi aradan sonra internete döndüm, insan ölmüyomuş internete girince bunu da anlamış oldum.

ve sonra gördüm ki tekrar pc ye oturunca... evet hiçbirşey eskisi gibi değil, internette takılmak bile. canım daha çok sıkılıyo artık aynı olaylara, birçok şey kontrolümden çıkıyor. yolumu çizmekte daha az özgürmüşüm gibi geliyor. ve sadece ümitvar olup sabrediyorum, umarım düzelecek bunlar bir gün diye.

takmamak lazım kafaya bunları çok düşündükçe canım sıkılmaya devam ediyo, sanırım bırakacam; dağınık kalacak.

hellfire