23 Mayıs 2009 Cumartesi

"Biraz mesafe lazımdır her yakın şeye"


Halihazırda yazacak konum bir süredir yok. Düşününce bunun iyi birşey olduğuna kanaat getirdim. Çünkü genelde asabiyetlerimden konu çıkartıyorum, yazı yoksa asabiyet de yoktur düz mantığını uygulayabiliriz netekim.


Bu boşlukta da bir kahvaltı sonrasında başka bir kahvaltıya dair gurmelik fikriyatlarımı paylaşmak gayesindeyim. 19 Mayıs münasebetiyle artık bir değişiklik yapalım, İstanbul dışına ayak atalım dedik ve sabahın köründe Sapanca'ya koşturduk. Kahvaltının değerini bilenler için uyanılan vakit ile kahvaltı yapılan vakit arasındaki her dakika önemlidir. Kan şekeri düştükçe kahvaltı hayali gözünüzü bürür, kahvaltıdan beklentiniz yükselir ve asabiyet dereceniz yükselir.


Zeliş'in çiftliğine doğru yukalarıla çıkmaya çalışırken bizde de bu asabiyet, nereye kadar çıkıcağız daha yahu sorusu kendini belli etmişti. Hava da sağolsun pek bir parçalı bulutluydu ama o kadar yukarılara çıktığımızda manzaraya karşılık kahvaltı yaparız avuntumuz vardı.


AMa işte beklentiyi yükseltmemek lazım. Bir önceki gece yağmur yağmasından ve hafifte üşengeçlikten ötürü kahvaltı dışarıda değil içeride hazırlanmıştı. Sofraya bakınca vay be diyen eminim çok da kişi vardır. Ama ben nedense diyemedim ve orda farkettim bir kahvaltı sizi ilk bakışta ya mutlu eder ya da etmez. Midenize gideceklerin etkisi o bakıştan daha önemli olmuyordu. Reçelseverseniz eğer söz konusu kahvaltı cidden kanınızı kaynatabilir, envai çeşit reçel masanın ortasında, peynir, domates salatalık ve kuru kayısılar, incirler, bademler fındıklar da etrafında serpilmiş durumdaydı. Ne eksikti deseniz, ruhu yoktu diyebilirim. Bu kanıya tek ben sahip olmadığım için gönül rahatlığı ile söylüyorum, bu kadar kişinin beğendiği bir kahvaltı beni hiç mi hiç memnu etmedi. Galiba ekmeğin çeşitliliği, simit falan filan ve pek tabiki manzara bir kahvaltıya renk getiren unsurlar.


Kesin kanımı negatife dönüştüren hadise ise, daha sonra dışarıda içtiğimiz kahve oldu. Aslında o manzarada yeseydik iştahımız kesinkes daha açık olurdu, yemedik karanlığa hapsolduk, bari dışarıda kahvenin keyfine varalım diyorduk ki, kişi başı 25 TL olan kahvaltıya ek olarak o kahveden de 5 TL alarak bize güzel bir deneyim yaşattılar. Kredi kartının geçmediği, fiş miş olaylarının olmadığına ise hiç girmiyorum zaten. Uzun lafın kısası, aklı başında insan şehirdışına kahvaltıya gidip, kendini ve kan şekerini yollarda boşu boşuna heba etmesin.


Kahvaltıdan sonra yediğimiz ikinci yemek ve EVce hakkındaki görüşlerimi de kısaca özetliyim. Mekan güzel ama geri kalanı boş. İlk kez giderseniz seversiniz, ikincisinde manasız olur. Bilgi ve benim iki safsanız kazık yersiniz, yanınızda aklı başında birileri varsa kazık yemezsiniz ama karnınız doyar mı onu da bilemiyorum.


Artık haftaiçi tatili kalmadığı ve yaz mevsimi gelmesinden mütevellit oralara gidecek okur sayısı da pek yoktur kanımca. Bu yüzden bilinçli yazarlık yapıp gitmeyin demem, giderseniz bir soru işareti kafanızda olsun isterim.


Hem zaten benim gibi sabit insanın neyine şehirdışı? İstanbul'da bulunduğum 9. senenin içindeyken hala Adalar'a bile gitmediğim düşünülürse, hadise daha anlaşılır gelecektir sanırım.

Yazıdan çıkmayan ana fikir, kahvaltı hayattır:)

ps. Başlık şarkısı bu akşam koşa koşa konserine gideceğim, haftaya albümü çıksın diye bekleyeceğim Kenanım Doğulumun yeni albümünden.
ps.2 Haftasonu olmasından mütevellit edit falan yok, kusura bakmayın.
ps.3. Fotoğrafda gözüken faili meçhul el de Bilgi'nin.

2 yorum:

Aslı dedi ki...

Kahvaltı üzerine kitap bile yazabilirim. Sabah uyanma sebebim sadece kahvaltı etmek.
Nasıl güzel bir konu bulmuşsun, kıskandım. Belki ben de yazarım bak kıskandım işte :)

Geçen ay Rumeli Hisarı'nda Nar Cafe'ye gittik, Açılalı epey oldu ama gitmemiştim. Bence o kahvaltının ruhu var. Fiyatlar biraz yüksek, Kale Cafe'den pahalı ama gerçekten denemediysen bir dene bence.
Afiyet olsun.

malumafatrus dedi ki...

Denemem mi, denedim tabiki. Ben RumeliHisarı'na haftasonunda sabahın köründe aç karnına gitmem, sıra beklemek, trafik falan beni asabi yapar, bunun için bir akşam vakti gidip denedim. Süs püs var ama onu da sabahın köründe yesem mutlu olmazdım. Manzara kesinlikle lezzetten ön planda ve bence fiyatlar o masanın ederinden epeyce fazla.