11 Mayıs 2009 Pazartesi

"bir yudum sohbete beklerim"



Yemek denilen şey benim için en alasından sosyal bir faaliyet.

 
Uzun süredir görüşmediğiniz arkadaşlarınız ile uzun uzun sohbet etmek ve yanında süper bir yemek yemek cidden büyük bir şans. Ama yemeği ortak bir paylaşım haline dönüştüren, ne o uzun konuşmalar, ne göz göze bakışmalar, ne de mum ışığıdır.

 
Yemeğin ortak bir paydası olmadıkça, yemek yedik denmez; yemek yedik denmesi için gerçekten ortak bir yemeğin mevzu bahis olması lazım. Bu yüzden salata bir yemeğin olmazsa olmazıdır. Dışarıda yediğiniz yemekte ise, meze, salata veyahut yemeği beklerken yenilen zeytinyağlı ekmek olmazsa o yemek gerçek bir paylaşım değildir benim için. Hiç olmazsa içilen içki ortak bir paydada bağlar insanı.



Bunun içindir ki, kahvaltı ederken yemek tekilden çoğula dönen bir faaliyet olur. Bir reklam sloganı olarak ifade etmek gerekirse, “kahvaltı demek hayatı paylaşmaktır”. Cihangir’de bolca kahvaltı edince farkediyorsunuz ki, yabancılar için kahvaltı bir tost ve yanında içilen bir kahvedir. Ama biz serpme (bu kelimeyi de pek sevmem gerçi) kahvaltı insanıyız. Domatesin son dilimini karşımızdakine bırakıp, omleti en eşit şekilde bölmeye çalışırız.



Yok siz kendi kahvaltı tabağımı alır, yoluma bakarım diyenlerdenseniz, boşuna kahvaltı arkadaşı aramayın, siz zaten aslında her koşulda yalnız yemek yiyenlerdensiniz.



edited by fery.
başlık şarkısı için ps. Ziynet Sali- Beş Çayı


Hiç yorum yok: