19 Nisan 2009 Pazar

"zor bir daha da güvenmek, bana düşen kabullenmek, zor da olsa dönüp gitmek"


Bu nostalji serisinden mütevellit hayatımın en sevgi pıtırcığı dönemini keşfettim. Lisede bile bu kadar hissiyatlı olmamışımdır herhalde. Ne kadar tuhaf o ben bu ben değil gibi geliyor ama varmış hayatımızda da böyle bir dönem. Gayri ihtiyari bir soru işareti doğacaktır, ben şimdiden söylüyim "aşık falan değildim o zamanlarda. Hatta şöyle bir tezim de var, hayatımdaki sevgisel eksiklik çeneme vurmuş da diyebiliriz.

....


Psikolojik dengesinin hali ortada olan yazı yazıcınız, biyolojik dengesini basket maçları beklediği günlere istinaden, dizi tekrarı izlemek suretiyle fazlaca sarstığı için, bugünü yine -bir kıyamet alameti olarak- tek yazıyla bitirecektir.

Gecenin yazısını Ümit Yaşar’ın sahibi arayan mektuplarından rastgele ( 8 sevdiğim rakam oldugu için) seçilmiş , ama galiba çok kişinin kafasına taş da gidecektir. İnsan tarafını bulamamış , ot arkadaşlarıma da canı gönülden slm eder ( bugünden edit; burda kimi kastettiğimi gerçekten hatırlamıyorum), ruhunu uykuya teslim etmiş bir insan için su yazılanların bir manası olamadığından başka da bir fikriyat belirtemem. ( Ne demek istediğimi de hatırlamıyorum)
...
Bana çılgın diyorsun, seni sevdiğim için. Yanılıyorsun, sevmek çılgınlık değil. Sevmek insan tarafımızı bulmamızdır (çok ağır laf yahu, sevmeyenleri de düşünseydiniz birazcık). Biraz da yaklaşmamızdır Tanrı’ya zaman zaman.

Dünyada sevmeyenlere, sevemeyenlere acımalı (onlar kendileri için yeteri kadar üzülüyordur ya, ne gerek vardı bi de sizin acımanıza) sevebilen insan kendini keşfetmiş insandır, (sor bakalım kaşif olmak istiyor muyum ben?) talihli insandır ( sayısal/ loto / milli piyango hangisi?) çektiği bütün acılara rağmen; mutlu, kıvançlı insandır o. Aşktır yücelten bizi ve derinliğimiz aşktandır. gerisi boş, yalan…

Aşksa sevmektir. Durmadan , nefes alırcasına sevmek (gecenin ilk sorusu; sizce de bu mudur aşk; sürekli sevme hali mi yani?)

Sevmekle sevilmek ayrı şeyler (siz hangisini tercih ederdiniz peki?). Sevilmeyi çoğaltmak, ona başka bir şekil vermek, daha da yoğunlaştırmak onu, elimizde değil. Oysa ki sevgimizi dilediğimiz gibi yoğurabilir, dilediğimiz şekli verebiliriz ona.

Sevmekte gücümüz var, irademiz, aklımız var (sevmek ve akıl bir arada? ne kadar güzel ve ne kadar gerçekten uzak?). Sevmek yaratmaktır bir bakıma (tövbeeeee). Sevilmekse; yaratılmak.

Demek ki biz seninle birbirimizi yaratıyoruz durmadan. Sen beni yarattıkça güzelsin işte ve ben seni yarattıkça güçlüyüm, daha bir insanım.

Beni sevmeseydin yine bir şey değişmeyecekti benim için (Ben külah yaparım, siz yorulmayın). Sen biraz eksik kalacaktın, biraz sen kaybedecektin ( bak sennnnn) o kadar.

Şimdi insanların en güzeliyiz, en iyisiyiz elbette. Seviyoruz, seviliyoruz (gözümüz biraz kör haliyle tabi).

Sevgimi anlamadığın ve ona saygı göstermediğin anda ölebilirim (yazının en can alıcı sözü, doğruluğu tartışma konumuz olabilir bu geceye dair), karşılık vermediğin anda değil ( karşılık bekleyerek sevilmez, sevilirse ona sevgi denmez)

Birbirimizi yeniden yaratmaya devam edelim (yolunuz açık olsun tabii).


Gecenin soruları yazının içinde ama siz kendinize başka sorularda yaratabilirsiniz tabii, özgürlüğünüzün boyutu bu gece daha da geniş. Benim uykusuzluktan öte tek derdim, her okuduğumda Ümit Yaşar’ın bu mektupları evli bir kadına yazdığını düşünmem. Şizofren hayal dünyamla ilgili bişey olsa gerek siz bakmayın bana.

Geceniz, yarınınız hep şahane olsun efendim.

With my best wishes


gecenin şarkısı;

" birgün gelirde bir an , çokca zamanlardan sonra, geri dönüp baktığında bilmem anlar mısn, o senin bir anının benim ömrüm oldugunu, ne çok sevildiğini artık çok geç olduğunu "sözünü duymamanız/ kimseciklere söylememeniz dileğiyle"nev " zor" olsun bence. ( bugünden edit; bu arabesklik sayesinde de fevkalade soğudum kendimden)

Üstat'da yayınlanma tarihi: 29 Temmuz 2005


3 yorum:

Adsız dedi ki...

Eski yorumlara devam:

Şimdi önce şunu söylemek gerekio belki de.... evet aşk çok ama çok yüce bir kavram insanı tazeleyen ve belki de daha ötesi dirilten bir şey.... keşke herkes yaşayabilse ama kanımca yaşamayanların üstüne bu kadar gidip de insanlıklarını sorgulamak çok ama çok acımasız... aşksız gecen 19 senemi çöpe atamam ki ben... ne yani o zaman insan değil miydim? Kaldı ki insanlığımı sonrasında yaşadıklarımla hiçbir şey olduğunu anladığım ilkim kazandırdıysa bana yok yani bu kabullenesi bir şey değil.... hayatına aşkı sokmuş olanları tebrik eder henüz yaşamamış olanlar için de yaşamalarını dilerim... herkesin karnında uçuşmalı o haylaz kelebekler... duymalı herkes o sancıyı... hayatta belki de hissedilebilecek en güzel duygudur....

Aşksa sevmektir. Durmadan , nefes alırcasına sevmek. Ööle midir acaba? Aşk bence sevme modu değildir… aşkta garip bir tutku anlatılmaz bi çekim vardır sorgulamadan istersin… aşık olduğun insanla bir ömür geçiremeyebilirsin belki ama birini sevdim diyorsan o ömürlüktür işte, onunla bir ömür ööle de güzel geçer ki… ve bence aşkın ömrü vardır, süresi vardır, bir insane her daim aşık olamaz aynı kişiye olmamalıdır da zaten insan 40 yaşında da aynı heyecanı duyarsa aynı kelebekleri karnında beslemeye devam ederse ciddi saglık problemleri yaşar yani ilerleyen ömür ilerleyen yaş için çok da kaldırılamayacak bir şeydir aşk… insane o yaşlarda çocuklarının yaşadıklarıyla mutlu olmalıdır bana göre…

Sevmek ya da sevilmek…. Hangisi? Niye bu tercih? Mümkünse ikisi de… çünkü biri olmadan diğeri anlamsız bence… iki durumu da yaşayan bir insan olarak (yani sevdim sevilmedim seveni sevemedim durumu benim rutinim olduğundan)her ikisi de eksiktir.. cevap veremediğim sevgi ezer beni, tek başına bir şey hissetmio oluşum sebepken yetmez bu karşımdakine ve bende daha net bir cevabı yoktur nedenlerin. Yani sevmeden sevilmek istemem. Bu bir güvenç değildir benim için ve bence kimse için olmamalıdır. Ve sevilmeden sevmek… acıyı çeken taraf ben olduğum için 3 kez yaşadığım için ilkinin bi önemi yok desem de matematik olarak +1 etkisi var lütfen alma lütfen allahım 4. yü yaşatma bana ve kimseye. Tuğbişim sen her zaman karşı çıksan da ben ısrarla herkes birbirini eşit sevsin diyorum ve platonik aşka karşı olduğumu belirtip yapılacak bir eylem planında en önde yürüyeceğimi taşınacak pankart falan varsa seve seve taşıyacağımı bildirirorum.

Sevmek… güç…. Akıl… irade… şaka olsa gerek… bu kelimeler nasıl yan yana gelmiş ya? Sevmek başlıbaşına bu yetilerin tümünü kaybetme modudur, körleşme algılama durumunun yok olmasıdır… o yuzden güzeldir zaten karşılıklıysa salak salak ortalarda gezinip sevgi pıtırcığı olma hali… sevmek bir başkasını kendi varlığının önüne geçirmekken o noktada hangi güç ve iradeden bahsedilir ki? Hangi akıllı insan kendinden öte sever birilerini… kendisi olmadığı sürece onun da olmayacağını o körleşme durumu aksine döndüğünde anlayacakken mümkünatı yoktur bunu engellemenin… kişi isterse 5 kere isterse 50 kere aşık olsun her seferinde budur yaşanacak olan… çünkü aşk budur…

Beni sevmeseydin yine bir şey değişmeyecekti hayatımda…. Külliyen yalan… o zaman üzülmicek acı çekmicek nedenlerin içinde boğulmayacak kendine ona yaşadıklarına kızmıcak kırılmıcak anlamsızlıklarla uğraşmayacak elle tutulur bir şey bulmak için çırpınmıcak hak vermeye çalışmıcak yine de o demeyecektin… sence bunlar o bir şey değişmiyecekti dediğin cümleyi hala aynı tutuosa söyleyebileceğim hiçbir şey yok… ama bariz değişikliktir bunlar haberin olsun :)

Sevgimi anlamadığın ve ona saygı göstermediğin anda ölebilirim, karşılık vermediğin anda değil…
Napıosun sen ya? Şu hayatta ölümü haklı gösterebilcek tek bir sebep söylesene bana… aşk, sevmek, sevilmek…. Hiçbiri ama hiçbiri değil… o bahsettiğin GÜÇ nerde şimdi… tam anlamıyla güçsüzlükken ölümü tercih etmek asla ama asla onay vermeyeceğim belki de hayattaki tek kavramdır.. hele aşk için ölmek… bu ne büyük nankörlük çevrene bak insanlar nelere rağmen yaşıolar… çok kızdım çok… sevmek yaşamayı gerektirir… ölmeyi değil….
Fery

Adsız dedi ki...

Ben bu abiyi tebrik ediyom, benim aşkı subaru impreza wrx sti’a benzetmem deki uçukluğa ulaşmış bence. Başarılarını devamını dilerdim ama az önce haber aldığıma göre meftaymış kendileri. Toprağı bol olsun abinin.

Ben şu olaya takıldım ki akıl, irade, güç gibi kavramlarla yan yana kullanmış aşk kelimesini ki bence aşk bunların hepsini 0 a indirgeyebilen yegane şey olabilir. Aşkla akıl yan yana gelecekse şöyle gelebilir: kurtulamadığım fen liseli ve mf ci kimliğimle diyorum ki aşkı akılcı bişeyle açıklamak gerekirse benim aklıma “ i ” geliyo. Hatırladınız di mi? ( i² = -1) aşk işte kocaman matematik (akıl) denizindeki ele avuca gelmeyen kimsenin bana ne olduğunu anlatamadığı “ i ” dir.

Keşke abim edebiyat yerine fizikle matematikle uğraşsaydı da ülkemde suyla çalışan arabalar kullanabilseydik. Hayal gücü buna müsait sanırım.

That’ all, thanx!

hellfire

Adsız dedi ki...

Cok basarili! Ortmenim cok basarili bi yazi olmus bu geceki,gerci sevgi uzerine soyleyebilecegim seyleri daha onceki yorumlarda tukettigimden pek bisy yazamicam ama basta da dedigim gibi cok basarili bi yazi.

"Sevmekte gücümüz var, irademiz, aklımız var",sanırım bu laf olayi ozetlio,benim sevgiyle ilgili soylemek istedigim ama bi turlu beceremedigim hersey bu cumlede...

Ha tabi ufak tefek sorunlar yok diil yazi da,"Sevgimi anlamadığın ve ona saygı göstermediğin anda ölebilirim" gibi mesela.Bu cok agir olmus,sevgi ile olum kelimelerinin aynı cumlede gecmesi hosuma gitmedi sanki.Saygi elbette cok onemli,ama sayginin olmadigi bi durumda olumden baska careler de var,insan her ne kadar bi bilgisayar olmasa da daima bi "Delete" tusu mevcuttur ki boyle bi durumda da bu tus kullanılmalidir. Ya iste bu olebilirim falan,bu laflar korkutuo bizleri,seversem sonunda uzulurum kesinlikle die dusunuoruz,ya elbette oyle bi ihtimal var ama sevmek ve sevilmek ile yasayacagimiz mutluluk icin boyle bi risk almaya degmez mi?

Sevgi konusunda sansin her zaman sizin yaninizda olmasi dilegiyle, herkese sevgiler...

İlker