27 Nisan 2009 Pazartesi

"ve simdi zemberekten kurtulan bozuk bir akreple yelkovan"


bir cuma sosyalleşmesi olarak Ayça Şen konseri;

Efendim en nihayetinde Ayça Şen konserine gidebildik. Bir konser atmosferinden ziyade şarkı söylemek için arkadaşlarını evinin salonuna çağırmış gibi bir ortam vardı ki, Ayça'nın eğlence için şarkı söylediğini düşündüğümüzde doğal olan buydu. Kabul etmek gerekir öyle pek kalabalık da değildi, bundan da en bayıldığım gece ortamı Ayça sayesinde oluşmuştu.

Ama işte Ayça öyle saçmasapan bir kıyafet giymişti ki benim dikkatim hop diye 1. dakikadan dağıldı. Kırmızı göz makyajına hiç laf etmiyorum bile. Eğer bir arkadaşı giy dediyse bu kıyafeti , öyle arkadaş olmaz olsun. Yok kendi kararı ise, her güzelin bir kusuru var der geçerim. Ses müzik olayı için pek yorum yapmama gerek yok çünkü orda bulunma amacım bu değildi. Ama şunu itiraf edebilirim ki Ayça'nın sesi pek de güçlü değil. Bu yüzden albüm şarkılarını cdden dinlemeyi tercih edeceğimi ama arada söylediği coverlar için konserine tekrar gidebileceğimi belirtirim.

Bir de şunu farkettim ki, insan ne olursa olsun sahne önünde heyecanlanıyor. Düşünün; her sabah insanlara 3 saat birşeyler anlatıyorsunuz, sahnenin önünde hep tanıdığınız simalar var, işiniz laf cambazlığı ama yine de o elini kolunu nereye koyucam hali illa ki oluyor. Mikrofonu yerinden çıkarmaya çalıştığı iki seferde de ağzına mikrofonu çarpmasıyla ise tam bir sempatik sakar halini aldı.

Ayça'nın olduğu yerde olması gereken, Sebastian Carlos, Deniz Arcak ve Burak Güven de pek tabii ki konserdeydi. Bununla beraber Janset ve sevgilisi ( Pentagram ) Tarkan, Pinhani Sinan, Romina da oralardaydı. İnsanın bir konser verdiğinde salonu dolduracak arkadaşları olması cidden iyi birşey. Gerçi çıkarken gördüğüm davetli listesi, "ulen sadece biz mi biletli seyirciyiz acaba?" sorusunu sormama sebep olmadı değil ama olsun yine de rutin Cuma akşamlarıma kıyasla gayet de sempatik bir aktivite oldu benim için.

Bu değerli müzik aktivitesinden sonra Cumartesi günü de Mansurcuğumu gördüm ki ( pek tabii ki Nişantaşı'nda) benim açımdan şanslı bir haftasonu halini aldı şu iki gün.

Tabii bu haftanın da 4 gün olması iyimserliğime iyimserlik kattı, hayat bal kaymak oldu. Darısı herkeşlerin başına.

Hoppidi hop ve hopp

edited by kusburnu.

*Başlığa konu olan şarkımız da Ayça'nın Büyüdük adlı eseridir, kamuoyuna bilgimiz olsun.

1 yorum:

Fery... dedi ki...

kuşburnu kim?