3 Nisan 2009 Cuma

"sözlerimiz vardır, söylemek zaman alsın"


Mahalle Halleri;

Esnaf ile ilişkilerinde hep yenilen tarafta olan bir bünyem var. Pazarlık etmek bir yana kazıklanmaya da pek ses çıkartamam ve en fazla sonucu değiştiremeyeceğim “ama haksızlık bu” kıvamında cümleler sarfederim. Bizim mahallede sağolsun merkezi olmamaktan mütevellit şu ezik şahsiyetimi pek çok kez kazıklamıştır.

Kronolojik veya alfabetik olmayan bir sırayla bu enafçılara göz atarsak;

Meymeletsiz Mahalle elektrikçisi; "Ahh ki ahh" diyorum. Değerli elektrik mühendisi abim evimize daha sık uğrayabilse hiç işim düşmezdi o meymeletsiz adama ama işte ne yazık ki bizim evdeki, lamba, piriz, korniş gibi hadiseler en olmadık zamanda SOS veriyor. Bu değerli mahalle esnafımız evinize gelmeden önce , “ ama ben 25’e geliyorum eve haberiniz olsun” şeklinde uyarı mekanizmasını çalıştırıyor ki sonrasında arkasından yuh diye küfretmeyin. Ama yine bu amca iki hafta üst üste geldiğinde( 1 ay içinde 3. kez) ve yürüdüğü mesafe 2 dk olmasına rağmen, gır gır sesleri ile bir delik delip kornişi vidaladığından ötürü yine 25 TL istiyor sizden. Üstelik bu adam Hacı, üstelik o kornişi daha öncede tamire geldi ama bu sefer kornişin sol tarafı olduğundan yeni işlem statüsünde fiyat biçti. Tabii bu hareketinden sonra kendisine küsüyoruz ama mahalle 25 metrekareden oluştuğu için habire de karşılaşıyoruz. Bir daha evimizde birşey bozulunca kendisinin diğer rakiplerine şans vereceğiz, o da olmasa abime haftalık danışmanlık hizmeti aliriz ama o meymeleysiz amca bizden vetoyu yemiştir, mahalledeki karşılaşmalarımızda gözlerimle de bunu ifade edebildiğimi ummaktayım.

Ruhsuz Kuru Temizlemeci;
bu bizim mahalleye özgü bir kazıklanma değildir kanımca ama yani bir paltonun 2 kuplelik yerinde nubuk var diye palto temizle ücreti 5 YTL daha fazla ( toplamda 20) olunca, diğer paltoları temizletmekten biranda vazgeçiyorsunuz. ( tabii paltoyu alan ek giderlerine de katlanır ama)

Sempatik Terzi: En taze kazığımı yeme sebebim. Anneniz süper marifetli bir kadın olunca, aldığınız her türlü kıyafeti beğenmesinin mümkünatı yoktur. Kızı da şuursuz bir alıcı olunca, aldığınız birşeyi düzelttirmek için kendisine götürmeye pek gönüllü olmazsınız. Bu sebeple kapısını çaldığım mahallenin terzicisi bir eteği daraltmak suretiyle 20 TL aldı benden. Bende yok artık diyemediğimden eteğin fiyatı 25 TL idi zaten diyebildim sadece. Bu güzel kazıktan da sonra fırçayı göze alarak tadilat işlerimi annem sponsorluğunda yaptırmaya karar verip, teyzenin de üstüne çarpıyı iliştirdim.

Çılgın Ayakkabı Tamircisi; Söz konusu esnafımızın kazık hadisesi ile uzaktan yakından alakası yoktur. Hatta ortada kazık konusu var ise müştelerin kendisine kazık attığı bile söylenebilecek kadar cüzzi rakamalara iş yapar. Ama işte o iş yapışı o kadar ilginç ki onu anlatmadan mahalle yazısı mahalle yazısı olmazdı. Şimdi efendim orta boyutta bir dükkan düşünün ve dükkanın heryerine ayakkabıları poşetli ve poşetsiz olmak üzere serpiştirin. Ayakkabıcımız mevcut odadaki tutkal kokusundan mıdır bilinmez hafif tuhaf bir esnaf. Ama bunu kendi kelimelerim ile size anlatmam mümkün değil. Aslında 1 saatlik bir video’sunu izleseniz hiç olmadı bir fotoğrafını görseniz şıp diye anlardınız durumu. Şimdi siz bu çılgın abiye diyelim 1 poşette 2 adet ayakkabı götürüyorsunuz. Günlerden Cumartesi ve o da size Pazartesi olur diye, siz de eğer ilk defa oraya gidiyorsanız ciddi ciddi Pazartesi olur sanıyorsunuz. Sonra Pazartesi gidiyorsunuz, ben şöyle bir ayakkabı vermiştim diyorsunuz ve büyük macera başlıyor. Hangi ayakkabıydı diye bir yandan siz bir yandan o arıyor ve arıyorsunuz. Benim istatistiklerime göre bu işlem 15dk.dan daha kısa sürede tamamlanmıyor ama merak etmeyin illaki bulunuyor o torba. Ve pek tabii ki daha işlemi de bitmemiş oluyor. Zaten eğer işini halletse o ayakkabıyı bulması çok daha kolay. Siz peki ne zaman olur diyorsunuz; “yarına olur” diyor ve bu sefer şıp diye yapıyor. Çünkü o anda o torbayı soluna – hemen yapılması gerekenlerin yerine- alıyor ki yarında aynı derti yaşamasın. Tabii şunu unutmayın; siz ne kadar geç giderseniz ayakkabının bulunabilirlik yüzdesi de o oranda düşüyor. En efektif çözüm başında “ayy çok acil bu diye” bekleyerak, ayakkabınızı o vahaya bırakmamanız. Yoksa acil ayakkabı tamiri beklemeyin. Çılgın abimizin kendine göre bir sırası kendine göre bir düzeni var. Ve asıl farkı sanırım hizmet ücretlerinde. Ben bir kere 3 ayakkabı götürüp 8 TL verdim ki, normalde bir ayakkabı için 3 TL falan vermeniz de pek olası. Bunun içinde aynı gerilimi her seferinde yaşamayı göze alıp, çılgın ayakkabıcımızı sevilen esnaf kategorimize dahil ediyoruz.

Yanındaki çerçeveci ise evimizdeki pek değerli iki puzzle münasebetiyle bize atttığı kazık ile tarihin altın sayfalarına kazındı.

Ama mahallede en çok sevdiğimiz yer fırınımız. Süper ekmekleri ve taze simitleri ilen hem kalitede hem de sıcakkanlılıkta bir numaralar. Belirtmeme de gerek yok pek tabii ki Karadenizliler...

Mahallemizi de bir güzel afişe ettikten sonra bir sonraki yazıda restoran, cafe barlardaki kazıklanma hatıralarımı kaleme almak niyetindeyim. Tabii ne zaman?? Bir Bandırma havası aldıktan sonra. Şimdiden söyleyim, saçlarımda da bahar revizyonuna giriyorum ve bu yüzden de yazıcam yazıcam dediğim yazılardan önce bir saç yazısı kesin çıkar aradan, dua edinde “naptılar saçıma böyle” halinde olmasın yazının ana fikri.

Bu yazının ana fikrini ise boş yere sorgulamayın, dedikodu diyin geçin bence:)

2 yorum:

gultig dedi ki...

yok hayir kafama soyle bisiy takildi: firinci nasil kaziklayabilir ki :):) ama ayrica elektrik mezvuularini ben cuzi rakama hallederdim; efendim bir cay olur, meral teyzenin yemekleri, pasta borekleri olur :):)

malumafatrus dedi ki...

Zaten o yüzden onlara karşı bir negatif hissiyatım yok. Tertemiz bir sayfa ayırdım kalbimde onlara. Ayrıca bizim mahallede çekirdekli simitin 2 Tl olduğu yer var gultigciğim, oradan 3 simit alsan küfredebilir yani insan sabah sabah.

Elektrik ve bilgisayar işlerini direk sana aktarıyorum öyleyse. Annemin böreği olmasa pizza ve sufle ısmarlarım ben sana:)