27 Nisan 2009 Pazartesi

"kimileri hayattan mutlu sonlar çalar bu şehirde"


Fenerbahçem daha ilk yarının başında "ben adam olmam" demişti ama biz yine de umut ettik, çünkü biz öyle kolay başarıların değil tam tersine en zor hikayelerin kahramanı idik. Ama gördük ki bu sezon kahramanlık bizim değil Sivas’ın kaderine yazılmış. Bunun içindir ki, gültig beyciğim kusura bakmasın Sivas'ı şampiyonluk yolunda sonuna kadar destekliyorum.


Hani kötü şeyler hep başkasının başına gelirmiş diye hisseder ya insan, ben bu salgın hastalıklar için hiç böyle düşünemiyorum. Dünyanın sonu kesin böyle bir salgınla gelecek .. En ironik olan da grip gibi basite indirgenmiş bir hastalığın bu kadar ürkütücü hale gelmesi. Medya içimizi karartıp paranoyak hale gelmemize sebep olmuşken, İsviçreli bilim adamları gönül rahatlığı ile hala kahve ve çayın yararlarını mı araştırıyorlar acaba?Ayrıca emin olduğum bir şey, bazı tutucu müslümanların domuz gibi bir hayvandan böyle hastalıklar bulaşır diyerek böyle bir salgını bile dine alet ettikleridir.


Bütün haftasonu Münevver Karabulut'un babasının röportajları gazetelerde yayınlanmışken, bugün zanlının babasının göz altına alınması sadece bir tesadüf müdür yoksa medyanın gücü müdür bunu da sorgulamak lazım.


İş bankasının reklam ajansı hala Medina Turgul mu bilmiyorum ama kobilere ilişkin olan reklamlarından ( tarif edersem reklamın da büyüsü kaçar) kim sorumluysa onları da tebrik etmek isterim.


Bazı firmalar, o kadar para verip oynatıkları reklam yüzlerinin 3 gün önce başka bir reklamda oynamalarını hiç dert etmiyorlar sanırım. En güncel örnek için bknz. Cherry reklamında oynayan Şafak Sezer ile Vodafone reklamındaki şaşkın Şafak Sezer.


Daha önce konuyla ilgili beyanet vermiş miydim hatırlamıyorum ama ben Halit Ergenç- Bergüzar Korel ikilisini pek yakıştırıyor, mutlu olmalarını diliyorum.


Cuma sabahın bir köründe Bandırmaya gidecek bir pimpirikli olarak bugün İdo’ya mail attım.1 mayıs sebebi ile yollar kapalı olacak mı, ben nasıl ulaşacağım oralara diye... İçeriği çok salak olsa da huzura erip, kararlarımı revize etmek için sormam gereken soruları sordum( pişman değilim). Velhasıl benim mailim bir " ne salak insanlar var yahu" ana fikrindeki bir fw mail olarak mail boxunuza ulaşırsa, yapmanız gereken tek şey maili silmektir, sakın ola başka birine göndereyim demeyin, iki elim yakanızda olur.


Uzun süredir insanları ikiye ayırmıyordum ama kahvaltı için cornflakes yemeyi deneyince karar verdim; insanlar kahvaltının değerini bilenler ve bilmeyenler olarak ikiye ayrılır. Hatta bir insan kahvaltı etmiyorsa, bilinç altında büyük travmaları bile olabilir. Veya ben 1 hafta kahvaltısız yaşasam büyük travmalar yaşayabilirim, kötü bir pazar kahvaltısı sonrasında bunu öğrendim.

Sigortalar ve reasürans şirketleri birliğinin reklamı da müthiş. "Sahip olduğun her şey çok değerli, kolay kolay yerine koyamazsın" sloganı şukela kıvamında. Gerçi reklamı izleyince, ee o kadar sıkıntı sonucunda elde edilen bir şey var bende ise gayri nakdi veya nakdi olan hiçbir sabit kıymet yok, o zaman kendim için üzülsem mi üzülmesem mi karar veremiyorum.


Haftaiçi olması sebebiyle kendimde gitme cesareti bulamasam da siz Sakinseverler için 29 Nisan Babylon konserini hatırlatmakta fayda görüyorum.


Bu arada kimse Ayça Şen'i tanımıyor galiba, konserine gideceğimizi söyledğimizde " kemancı Ayça mı" diyenler oldu ki, kendisi adına bunu bir hakaret olarak görüyor ama yine de insanların farklı vizyon, ilgi ve alakaları olabileceğini hatırladığımdan susup, yok hayır diye kısa kesiyorum.


Bir de kendimde şunu farkediyorum ki, birini ne kadar az tanıyorsam bilmişliklerimi de o derece frenliyorum. "Şu masada oturalı 1 saatten fazla olsaydı, o iddia ettiğin şeyin aslında iddia ettiğin şey olmadığını sana bir güzel anlatırdım" hissiyatına sık sık sahip olsam da olgunluk mu kibarlık mı olduğunu bilmediğim bir dürtüden ötürü susuyor, "aa öyle mi " diye şaşkın hallere de bürünüveriyorum.


Anlıyacağınız üzere sayın okur, büyüyor, düşünüyor, saçmalıyor, yaşlanıyor, yoruluyor eğleniyor, bir hayatı manalı hale getirmeye çalışıyorum.
edited by fery.
ps. Yazı başlığının çalındığı şarkı; Her aşk ölümü tadacak ile Manga.

6 yorum:

Aslı dedi ki...

Kolay gelsin malumatfarus!
Bu arada kahvaltıda cornflakes yiyenlere "kahvaltı ediyor" demeyelim, "besleniyorlar, yaşamak için yiyorlar" diyelim, mümkünse :)

malumafatrus dedi ki...

bence cornflakes süper ve sağlıklı bir atıştırmalık olabilir. Yani masa başında çalışıp da sıkıntıdan yemek yiyenler veya ders çalışırken sürekli mutfağa koşanlar için ideal. Kendim denedim ordan biliyorum:)

kusburnu dedi ki...

sayon okur

malumafatrus dedi ki...

orayı son anda ekledim ya kontrolden kaçmış. Peki senin koca yazı için demek istediğin sadece bu mu?

malumafatrus dedi ki...

Ido'ya gıcığım ama her mailime cevap veriyorlar, en son mailimin saçmalığını da gözardı ederek cevap vermişler sağolsunlar. Gerçi topu ibb'ye atmışlar, onlardan bir ses çıkacak mı bakıp göreceğiz.

kusburnu dedi ki...

valla bikaç yerde daha hata vardı ama demim onları da eheehe..