14 Nisan 2009 Salı

"gülmen de yeter ki geri gelmem için hayata"


İnsan, yaşlanmaya başladıkça kendinden küçüklere bakıp, “ben onun zamanında böyle değildim, daha aklı başındaydım” diyor, “ne kadar çocukça davranıyor, biz böyle miydik?” diye hemen birilerini yargılamayı tercih ediyor.

Aslında insan kendini o dönemde aynada göremediği için, zaman makinası da daha icat edilmediği için yaptığı çocuklukları göz ardı ediyor.

Olgunluk döneminde ise eleştiri kriteri kendi doğru bildikleri oluyor. Başkalarının hayatlarına kendi doğrularından oluşan bir gözlük ile bakıyor ve “çık çık çık ben olsam böyle bir şeyi hayatta yapmazdım” diyorlar. Aslında bir zamanlar o insanların doğruları ile kendi doğrularının birebir aynı olduğunu unuttuklarından, ne değişti ki böyle sorusunu sormuyorlar. Karşılarındakinin kendi algılamayacakları sebeplerle o doğruları terkedilebileceğini bilmiyorlar. Onların yanlış sırası gelene kadar karşılarındakini anlamaları mümkün olmuyor ve o zamana kadar eleştiriler ve dedikodular ürüyor.

“Ben yapmazdım” dürtüsü ile kimleri haksız yere eleştiriyoruz diye oturup bir düşünüp belki de ‘ben olsaydım’lı varsayımları terk etmek gerek. En nihayetinde, hayat herkesin kendi hayatı.

Hiç yorum yok: