19 Nisan 2009 Pazar

"Bu yarınsız mutluluğu, haklı iken haksızlığı, kalabalık yalnızlığı, seninleyken öğrendim ben."


Buyrun size pek nostaljik, pek hissiyatlı bir üstat yazısı daha. Üstünden ne kadar zaman geçmiş, yazı şekli ne kadar çok değişmiş falan bunları düşünmüyorum da, eskiden sorduğum sorulara aldığım cevaplar varmış, interaktif bir yazı ortamım varmış diye düşünüp fevkalade hisleniyorum. Bu yüzden bu yazının da güncel sloganı "kızım sana söylüyorum, gelinim veya damadım birisi anlasın artık" olsun.
..........

Geçen süreyle gece yazılarının boyutu gözle görülür bir değişiklik gösterdiğindendir ki, bir çoğunuzun ne kadar uzun olmuş bu yazı böyle isyanları pekçe haklı gören ben deniz; bu gece biraz da nostalji yapıp, iki üç cümleyle soracağım fikriyatlarınızı.

Yazılarımız Latince deyişler türünden bir kitaptan, ama merak etmeyin, S.kutlan’ lık
yapmaya niyetim yok, ben direk Türkçelerini yazıp, sizce ne demek istemiş olabilirler, diyeceğim ki, ben misal bazı yerleri hiç anlamadım.


Kafa karıştırıcısı da olsa doğru dediğim bir sözle başlayalım evvela;

hicbir şey sebepsiz olmaz, (meali ; hiç birşey yoktan var olmaz, var olan birşey yok olmaz), tekrarı olmayan bişey zaten olmamıştır (ilk denilen bişey yok mu yani hayatta?) olabilen bişey olmuşsa, ona mucize olarak bakılmamalıdır (kesinlikle). Bu yüzden mucize diye bişey yoktur. (Nemünasebet efendim gayette vardır o mucize denilen şey, hatta ben bilakis herkesi kendi mucizesini yaratmaya muktedir kılınmış kişi ve şahıslar olarak görmekteyim.)”

Tam anlamıyla iktisat 1 sorusu işte, saçma sapan bir cümle yazılır ve sizin cümlenin saçmalığını bir anda göz ardı edip, açıklamanız istenir, haliyle alacağınız not, 80 veya 30’dur, 50 ‘yi görmek sadece ve sadece bir hayalden ibarettir.

2. cümlemiz, sorgulamanın manasının aslında olmadığı bir söz ve bence bu sebeplen acıya, acı çekene saygı gösterme sebebi.

“kimse görmeden acı çeken, gerçekten acı çeker.”

Şimdi bana “acısını herkesle paylaşan gerekten acı çekmez mi?” gibi gayet doğrusal ve basit bir teori ile sakın gelmeyin space halkı, buradaki mevzu; bir yetenek, bir olgunluk işidir. Ve mevzu acı çektiğinin görülmesini istememek değil, tuhaf bir şekilde acıyı sahiplenmektir bence ve evet yapılabiletesi olan da bişeydir.

Ve en polemiksel cümle, ne demek istediğini pek idrak edemedim açıkçası, ya da “öyle miyim gerçekten?” sorusunun cevabını hala net olarak alamadım, bunun için şimdi size danışıyorum.

Sizce ”yaraladığı kişiden nefret etmek ,insanın doğuştan huyu “mudur?

Bu akşamki quiz’imizde üç soru ile sınırlı kalsın. Nihayetinde yaz okulu denilen şey, okul döneminden daha da zorlayıcı olmamalı.

Yeni haftada düşüneceğiniz daha ciddi sorunlarınız olmaması dileğiyle, naçizane şarkı tavsiyelerimi sunarım.

Öncelikle Depeche Mode'dan "Somebody’ der, sizin için kopya çekerek Türkçe mealini de buraya yazarım.

"Hayatımın kalanını paylaşacak 'birini' istiyorum / Benim yanımda olacak / Bana destek olacak / Düşüncelerim yanlış da olsa / Hatta sapıkça bile olsa / Beni sonuna kadar dinleyecek / Ama kolayca değişip, dönüşüp benim gibi düşünmeyecek / Aslında genellikle benimle aynı fikirde olmayacak / Ama sonunda beni anlayacak / Aaaahhhhh.... / Benim için kaygılanacak / Bazı şeyleri başka bir şekilde görmemi sağlayacak / Başkasının ipleriyle bağlanmak istemiyorum / Böyle şeylerden dikkatle kaçınırım / Ama uyurken / Bana sarılacak birini istiyorum / Ki böyle şeyler / Beni hasta eder / Böyle bir durumda / Hemen savuşurum / Aaaahhhhh..."

İkinci olarak ta - yine çok kopuk bir ikili oluşturacağım ama – yaşar ve ilk iki albümdeki liseye dair onca hatırayı ayaklandıran” onun vedası" veya ” bela sevdan “ değil, tuhaf bir huzur bulduğum “gel benimle” derim.

Hüzünlerinizi bir parça aşka değiştirmenizi de bu haftanın son deliyane tavsiyesi olarak sunar, kalbinize, size yakışır güsellikte yarınlarınız olmasını da tüm ciddiyetsizliğimden arınmış bir halde dilerim efendim.
ps. Yazımız nostaljik yazı diye edit'den de geçmedi, haliyeti ruhunuzu pek sarsmamıştır süper Türkçem inşallah.

Üstat'da yayınlanma tarihi: 31 Temmuz 2005

6 yorum:

Fery... dedi ki...

nasıl yorum yazmısım acaba bu yazıya temmuz 2005'te, yin ve yeniden çok dalgalıyken hayatım... çok renklidir eminim zamnında yazdıklarım şimdi isimler değişse de mevzu hiç değişmiyor ya ben en çok ona hayert ediyorum...

malumafatrus dedi ki...

ben en kısa zamanda yorumunu da ekliyim o zaman buraya:)

Adsız dedi ki...

Fery'nin geçmiş zamanlı yorumunu hem kendisinin hem de meraklı okurcuların bilgisine sunarım.

hiçbir şey sebepsiz olmaz, tekrarı olmayan bir şey zaten olmamıştır, olabilen bir şey olmuşsa, ona mucize olarak bakılmamalıdır..bu yüzden mucize diye bişey yoktur…

Bu ne kadar karışık bir cümle ya, hayatımda kurduğum en devrik cümle bile bu kadar karışık olmadı… dur bakalım çözmeye çalışalım….

Hayatta her şeyin bir sebebi olmalıdır durumuna tam olarak inanamasam da keşke öyle olsaydı diyorum çünkü kendi adıma hayatıma dair hiçbir soru işaretinin olmaması durumunu yaşıyorum ben bu bağlamda da hep bir sebep arama durumundayım sanki o zaman her şey çözülcek tüm problemler aa bak bu yüzdenmiş dedirtcek gibi geliyor… ama bu benim istediğim bir şey ne yazık ki doğru değil yani her şeyin bir sebebi yok çünkü her şey açıklanabilcek şekilde yaşanmıyor, yaşatılmıyor…. Tekrarı olmayan bir şey zaten olmamıştır gibi bir duruma katiyen katılmıorum ne yani her şeyi en az iki kere mi yaşayacağız?? Olabilen bir şey olmuşsa ona mucize olarak bakılmamalıdır tabiiki de çünkü ilk denilen bir şey vardır ve ilkler mucize değildir, ilktir işte….

“kimse görmeden acı çeken, gerçekten acı çeker……”

Bu nasıl kesin bir yargı ya, nasıl da acımasız bir yaklaşım.... niye her şeyin bir yaşama biçimi olmalı, niye geldiği gibi yaşanmamalı.... ve içine kapanmak, kendi kuytusunda yaşamak acıyı niye olgunluk olarak adlandırılıyor... acısını paylaşan çocukça bi davranışta mı bulunmuş oluyor yani... eğer öyleyse acısını ve sevincini yaşayan yaşerken de paylaşan ne çok çocuk var hayatta ve ben de onlardan biriyim... insan ilişkisi nedir peki sorarım size? Ben sevindiğimde benimle havalanmıcak acı çekerken de beni hafifletmeyecekse çevremdekiler nedir yani gundelik yaşamlar mı sadece paylaşılanlar???

”yaraladığı kişiden nefret etmek ,insanın doğuştan huyu

Al sana bir tane daha NASIL YA ? hem yaralayan taraf olacaksın hem de utanmadan nefret edeceksin…. Insan mısın pardon???? Bence böyle bir durumda dön bir sorgula kendini naptım ben ya diye? Insan kırmak nsl büyük bir yük hayata dair, yapmayın arkadaşlar hayat kısa arkanızda kırık kalpler bırakmayın gün gelip de niye dıye sormayın… kendinize veremediğiniz cevaplarınız olmasın hayatta…. Yani yaralamayın üstüne üstlük de nefret etmeyin ayrıca nefret nasıl bir duygudur ya… biz kimiz ki nefret büyütüyoruz içimizde?? Nefret büyütmek böbürlenmektir kendini büyük görmektir…. Ve bence kimsenin kimseden farkı yoktur… o yüzden kaldırılmıcak bir yük nefret bence…. Şu ana kadar kimseden nefret etmedim, etceğimi de sanmıorum ama bu demek olmuo ki kimseyi yaralamadım…. Bilincim dahilinde evet yaralamadım ama yaraladıysam da dürüst davranıp kendime dönüp sorgulamasını yaptım… davranış bu olmalı bence… her şeyin tamiri mümkün inanın... FERY

Adsız dedi ki...

Diğerlerinin başı kel mi diyerek hellfire ve ilker'in de yorumlarını ekliyorum sırayla.

hellfire yazan:
1. Her şeyin bir sebebi olduğuna inanırım ben, sebepsiz görünen bir şey varsa bile sebebi vardır her şeyin. Ama sebeplerin tümünü bilemeyiz, göremeyiz. Bazı şeyler vardır ki bence sebebini biri sölese bana kafam almaz.
Mucizelere de inanırım, yoxa nerdeyse hergün “miracle man” adlı şarkıyı dinlemezdim herhalde:p

2. dünyada pek az şey vardır –ki şimdi aklıma serhat akından başka bir şey gelmiyor örnek olarak- saygıyı hak etmeyen. Acı bunlardan biri kesinlikle değil bence. Bu tespitten sonra ana cümleye dönecek olursa, herkesin çektiği acı en büyüktür. Ne kadar yakın olursanız o kişiye acısını daha iyi anlayabilirsiniz, görebilirsiniz ama asla onun hissettiklerini hissedemezsiniz. Herkes acısını istediği gibi çekmelidir bence , zaten bişiler istediği gibi gitmemiş garibin en azından acı çekerken istediği gibi davranabilsin. İsterse gösterir isterse göstermez, size ne kardeşim. Siz kimsiniz ki dışardan biri olarak hariçten gazel okuyarak bir insanın acısının realite dozunu test ediyorsunuz.
Pardon fazla kaptırmışım kendimi…

3. karşısındakine biraz olsun saygısı olan birisi için bu söz hiçbir anlam ifade etmez. Bu söz; sadece bazı insanlar için geçerlidir ki, bu insanlar karşısındakini incittikten sonra incinene bir avuç çamur yapıştırıp, o kişinin kendilerine bir yamuk yapmış olduğunu aksiyom olarak kabul edip sonraki davranışlarını bu aksiyoma göre ayarlarlar. Bunları yaparlar ki sonra vicdan denen şey rahatsız edince, “evet hak etmişti” diye bağırabilsinler. Tarif dilen insan tipleri harici başka kimselerde görmedim duymadım; görsem de sebebini hiçbir zaman anlayamam heralde.


İi geceler hepinize

hellfire

Adsız dedi ki...

Şimdi İlker benim blogumun adresini bile bilmiyordur ama buyrun kendisinin eskiden yazdığı süper yorumlardan biri daha.

Ortmenim bu aksam mufredatin disindan sorup cok zorlamisin space halkini.Simdi bi kere "hic bir sey yoktan var olmaz" sozunun yorumu tanrıya,var olan birsey yok olmaz lafının yorumu da zaman makinasinin mumkun olup olmadigina gider:) Bu soylediklerimi acmıorm,acmaya kalksam cok uzun ve cok sıkıcı olur.Beni boyle konular uzerinde dusundurtmiyceksin dusundurtursen(amma zormus ya yazmasi soylerken o kadar zor gelmio) olay cikariorm,mesela bana uzayda canli olduguna inanıyormusun die soruldugunda "canlı kavrami nedir?" die cevap werdigimde dayak yiyodum bigun: )

Ya biz bazi seyleri kabullenemeyiz,aklimiz almaz,sonsuzlugu mesela,simdi bisyin yoktan var olduguna inanmak yada bunu kabullenmek cok zor gelir insana,benim bi fikrim yok,cok dusunmuorm da uzerinde,yani simdi bunun cevabini bulup napcam,birine gidip desem "ben bisy yoktan varolur mu olmaz mı onun cevabini buldum abi" desem alacagim en uysal cevap "ya bi git" olur: ) Saka bi yana hakkaten cok karisik konu,ilk sorunun cevabini ozetlemek gerekirse,herseyin bi sebebi olduguna inanmiorm bence hayat mukemmel bi rastgelelilik duzeniyle yurumekte ( biras sacma bi tabir oldu ama annatmak istedigime en uygun sekilde sacmalamaya calistim),yani sebep-sonuc iliskisi yok,bi iliski kurma olayi ise yine aksini kabullenmenin bizim icin cookkk zor olmasindan kaynaklanmakta.

Ya su "tekrari olmayan bisy zaten olmamistir" lafini anlamadim,yani dusundukce diycek bisy bulamadim,"efendim kelime oyunu yapmislar" diyip geciym bari yorumsuz kalmasin: )

"Kimse gormeden aci ceken gercekten aci ceker" lafini sewmedim,sanki aci cekmek gusel bisy de insan acı cekecekseniz kimse gormesin yoksa tam aci cekmis sayılmassiniz der gibi.Ben insanin hicbi zaman dertlerini icine atmasi taraftari diilim,basit olacak ama olumlu seylerin paylastikca arttigina olumsuzlarin ise paylastikca azaldigina inanirim,tabi bunu yaparken sectigimiz kisilerin de dogru kisi olmalari onemli,kimse kendi kendine yetemez,hele aci cekerken asla,yettigini dusunse bile bu asla bi kabiliyet diildir kanimca...

E simdi bu sonuncusu da genelleme,ben buna da direk karsiyim desem yorum yapmis sayilmiorm di mi?: ) Ya birini yaralamak cok zor bisy,yani cesaret ister sonucta eger normal biriysen yaptiginla yuzlesmen gerekir.Bazen insan bencil davranir ve kendi mutlulugu ugruna baska birini yaralayabilir,bu ilk basta ona cok masum bisy gibi gelebilri ama oturup dusundugunde boyle bisyi yapmak icin karsisindakine nefretten ote bisy duymasi gekretigini farkeder.Diycegim su,birine zarar vermek icin ondan nefret etmege gerek yok,bazen cok ufak seyler bile cok can yakabilir,nefret mutlaka cok kuvvetli bi duygu ve nefretle verilecek zararlar cok daha fazla olabilir ama yaraladigin kisiden illa nefret etme die bisy olduguna inanmiorm,hatta yok oyle bisy: )

Ve bu yorumumla beraber 3495345 gunluk bi tatile cikiorm cok yordu bu beni: ) ya diorm zaten toparlayamaiorm die bi de 5-6 soru soruosn ben ortmenim ya insaf!

Neyse,herkese sevgiler diyim her zaman oldugu gibi

Gorusmek uzere...

ilker

Fery... dedi ki...

yine yazsam yine aynısını yazardım demek ki neymiş; insan değişmiyormuş :))