18 Nisan 2009 Cumartesi

"bu kadar büyük çaba neden?"


Eğlenmeyi unuttum. Evet evet kinayeli bi şekilde söylemedim, " eğlenmek" nasıl bişeydi gerçekten unuttum, ya da belki hi. bilememiş de olabilirim. Cumartesi akşamları Taksim'de ellerindeki telefonlarla "nerdesin abi?'li", "okey canım birazdan ordayım"lı konuşarak hızlı hızlı biryere yetişen insanları görünce şaşırıyorum, bu kadar heyecanlı olduklarına göre benim bilmediğim acaiyip alengirli ortamlara gidiyorlar herhalde diyorum. Ama düşünüyorum, ne kadar eğlenebilirler ki? Yani ne olabilir ki gittikleri yerde? Mekana girdiklerinde "ohoo nerde kaldınız ya" denicek, "BU benim kuzanim Aslı" filan diye bir iki tanışma yaşanıcak, biralar votkalar içilicek, işyerindeki komik anılar anlatılıcak, akşamın başında "Aslı'yı çok beğenmeyenbir iki erkek içtikçe "iyiymiş lan aslında" diye düşünücek, ama nihayetinde bi numara olmıyacak, gecenin sonunda en fazla şarkı söylenicek ya da birileri kusarken birileri çorba içicek falan...Ee bu mu? Cuma Cumartesileri Taksim'e koşan sevgili okurlarımız, beni aydınlatın lan, yaptıklarınız bundan ibaret değil mi?

........


Yalnız bar benzeri bir ortam olmasa da, böyle partili eğlenceli hatıralardan en aklımda kalanı hayatımda kutlamış tek doğumgünümle ilgili olanı. İlkokul 5'teyşm, annem kek börek yaptı, kola fanta aldık, sınıftan çocukları çağırdık doğumgünü kutluycaz ( hani çizmiştim ya ya hediye olarak kutudan patates çıkmıştı, hah o). Neyse abicim, kek pasta falan yendi, hediyeler açıldı, hep ayakkabılı gördüğüm sınıf arkadaşlarımı bir anda halının üzerinde hıssle hıssle diye çorapla gezerken görmenin şaşkınlığı filan derken acayip bir şımarıklık geldi bize. Annem de tıpkı modern gibi evden çıkıp bizi yalnız bıraktı ( pazara mazara gitmiştir de ben öyle düşünmek istemiştim). Nasıl başladı hatırlamıyorum ama kızlar ve erkekler olarak ayrıldık, birbirimize tatlı tatlı sataşıyoruz, itişyoruz ( aslında hepsi flört amaçlı ama o yaşta anlamıyoruz tam olarak), yok "burası bizim oda, kızlar siz buraya giremezsiniz" filan, kızlar da işte "mutfak bizimdir siz giremezsiniz"... Böyle aptal bir eğlence işte. Ben öyle bir gaza gelmişim ve eğlenceden mest olmuşum ki " çocuklar siz burda bekleyin, ben salondaki pencereden balkona çıkıp mutfağa giricem ve kızları tuzağa düşürücem" dedim ( filmlerden öğrendiğim "çocuklar" kelimesini kullanmak için muhteşem bi fırsattı). Balkona çıktım, ordan yürüyüp kızların bize yasakladığı mutfağa girdim. Girerken " bi durum mu vardı kızlar?" demeyi de ihmal etmedim. hayatımın hiç bi döneminde kızları bu kadar şaşırtıp güldürdüğümü hatırlamıyorum. İşte ordaki eğlenceyi var ya, hiçbir yere değişmem. Oha bi dakka ya, hayatımın en eğlenceli anı bu olamaz di mi? Korktum birden, ki gerçekten en eğlencelisi buydu galiba. Yani şu an daha iyisi gelmedi aklıma gelmedi. Eğer öyleyse, kendime iki çift lafım var. İlki" boşver be hacım evde yayılıp film izlemek gibisi yok", ikinciniyse sizinle paylaşmayacağım çünkü biraz küfürlü.


Saygılar sunaraktan iyi eğlenceler diliyorum.


SANDIK İÇİ- ERSİN KARABULUT-

UYKUSUZ


"yazının el emeği bilek gücü ile kopyalandığı saatler bir Taksim eğlencesi için erken olsa da bu akşam ne yapacağımı bu yazıyla da ifade edebildiğimi düşünüyorum. Yazının kopyalamadığım kısım daki "bardan kız kaldırmak" kısmı ise süper... Onu da heyecan olması için yazmıyor ve sizin de bir an evvel koşup Uykusuz almasını öneriyorum.


Herkeşlerin Cumartesisi pek süpersonik olsun, ama en çok Ersin eğlensin.

Hiç yorum yok: